Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı, 6. Alışkanlık: Sinerji Yarat

“Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabında yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz. 6. alışkanlık Covey tarafından tüm diğer alışkanlıkların gerçek sınavı ve ifadesi olarak değerlendirilmiş. Churchill, Büyük Britanya’nın savaş faaliyetlerini yönetmeye çağrıldığında, tüm yaşamının kendisini sanki bu olaya hazırladığını söyler. İşte önceki tüm alışkanlıklar da bizi bu sinerjiye hazırlar. Neydi önceki alışkanlıklar?

  1. Alışkanlık: Proaktif Ol
  2. Alışkanlık: Sonunu Düşünerek İşe Başla
  3. Alışkanlık: Önemli İşlere Öncelik Ver
  4. Alışkanlık: Kazan-Kazan Şeklinde Düşün
  5. Alışkanlık: Önce Anla Sonra Anlaşılmayı Bekle 

Sinerji Nedir?

Önce sinerjinin tanımını yapalım. Nedir sinerji? Kısaca, “bütünün, parçalarından daha büyük olması” demek. Sinerji, doğanın her yerinde var. Bir erkekle bir kadının dünyaya bir çocuk getirmesi, iki tahtanın bir araya getirildiğinde, ayrı ayrı taşıyabileceklerinden daha fazla ağırlık kaldırabilmeleri, iki farklı bitkiyi yanyana ekersek toprağın niteliğinin artırması gibi. Özetle, 1+1’in 5, 10, hatta 1,500 olmasıdır sinerji. Sinerjinin tetiklenmesi için en başta güven ortamı şart. Sinerjiyi yaratma süreci ise keyifli ve serüven dolu olabilir. Ancak konfor alanı arayan zihinlerimiz, yaratma sürecinin dehşet verici buluyor. 

Sinerjinin Altın Kuralları

Kişiler arasındaki sinerji, kişinin içindeki sinerji ile oluşur. Kişinin içindeki sinerjinin kaynağıysa, ilk 3 alışkanlıkta sıkça vurgulanan, yerçekimi kanunu gibi “değişmez ilkeler”dir. Çünkü ancak bu ilkeler sayesinde açık ve savunmasız olmanın riskleriyle baş etmemizi sağlayacak gerçek bir güvenlik duygusunu elde ederiz. İlkeler olmadan Kazan/Kazan’daki bolluk bilincini yaratmak mümkün olmadığı gibi, etkili bir şekilde dinleyemez ve bütün bunların sonucunda sinerjik bir durum yaratamayız.

Bütün alışkanlıklar nasıl da içiçe değil mi? Ayrıca ilk 3 alışkanlığa sadık kalarak ilke merkezli olmanın, sağ beynin görselliği ile sol beynin mantıksal yanını birleştiren bir sonucu var. Nasıl mı? Sol beynin faaliyetlerine sıkça başvuran kişiler, özellikle yaratıcılık gerektiren durumlarda bunun yetersiz kaldığını görürler. Sağ beyin kaslarına daha sık başvurmaya başlarlar. Kişinin her iki beyin lobunun da çalışması, kendi içinde psişik sinerjiyi yaratmaya başladığının en önemli göstergesi. “Soldan yönet, sağdan lidelik et” diye bir sloganı bile var Covey’in.

Sinerjide ikinci altın kural, farklılıkları onore edebilmek. Zihinsel, sosyal, duygusal farklılıklar yeni, heyecan verici yaşam biçimleri yaratamaz mı? Unutmayalım ki, herkes dünyayı olduğu gibi değil, kendilerinin olduğu gibi görür. Kendi algısal sınırlılığımızı ne kadar erken fark edersek, başkalarının kaynaklarından da o kadar erken yararlanmaz mıyız? Sinerji benim veya senin ortaya koyduğun alternatif yerine üçüncü bir alternatifin yaratılabileceğini söyler. Neredeyse her zaman bir üçüncü alternatif vardır.

Bana göre dünyada yaratılmış en büyük sinerjilerden biri Çanakkale destanımız. Mesela Yahya Çavuş’un hikayesi. Komutasındaki 67 kişi ile 3000 kişiye karşı 48 saat direnmesi. Amansız mücadelenin sonunda hepsi şehit düşerler. Düşmanlar kıyıya çıktıklarında inanamazlar karşılarındaki sayının azlığına. Aynı şekilde Seyit Onbaşı’nın 276 kiloluk top mermisini tek başına kaldırmasına ne demeli? Bu muhteşem işbirliğinin biricik lideri Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü burada anmadan olmaz. Çanakkale Savaşı’nın yapıldığı bölgeye gitmediyseniz gidip görmenizi tavsiye ederim

Sinerji ve İletişim

İletişim dünyasında sinerji, güvenin çok az olduğu durumlarda, kişilerin veya grupların pozisyonlarını korumaya yönelik, savunmacı veya saldırgan tutumlarda bulunduğunu görürüz. Hal böyle olunca, üretilen sonuç düşük işbirliğiyle gelinen  Kazan/Kaybet veya tam tersi Kaybet/Kazan olur. Bir üst konum, saygılı iletişimdir. Kişiler veya gruplar çatışmadan kaçınırlar, ancak iletişim savunmacı olmadığı gibi yaratıcı da değildir. Taraflar genelde hem alır, hem de verir. 1+1= 1,5 anlamına gelir. Karşılıklı bağlılığın olduğu durumlarda işe yarayabilir.

Sinerjide, başlangıçtaki yüksek güvenli durumdan yola çıkılarak, ilk alternatiflerden bile daha iyi çözümlere ulaşılır. Kazan/Kazan ilkesi geçerlidir. Yaratıcı sürecin zevkini çıkarır insanlar. Bazı yüksek güvenli durumlarda hala sinerji yaratılamayabilir, “Anlaşma Yok” pozisyonu bile uygun düşmeyebilir. Ancak bu süreçler ilerisi için daha içten etkileşimlere kapı açabilirler.

Uygulamalar

  • Sizi sinirlendiren ve farklı görüşleri temsil eden insanların bir listesini yapın. İçinizdeki güvenlik duygusu daha fazla olsaydı, onlarla sinerjik sonuçlar yaratabilmek adına, yaratıcı bir işbirliğine oturabilir miydiniz?
  • Daha çok ekip çalışması ve sinerji gerektiren bir durum saptayın. Sinerjinin desteklenmesi için neye ihtiyaç var, siz nasıl destek olabilirsiniz?
  • Birisiyle bir çatışmaya veya fikir ayrılığına düştüğünüz ilk anda, onun tutumunu anlamaya çalışın. Arka planda ne gibi kaygılar veya endişeler besliyor olabilir? Tepkisel davranmak yerine daha fazla işbirlikçi olabilir misiniz? Nasıl?

Bu arada buraya kadar olan uygulamaların nasıl gittiğine, nerelerde zorlandığınıza dair geribildirimlerinizi paylaşabilirseniz çok mutlu olurum.

Gelecek yazımda, 7. yani son alışkanlıkta görüşmek üzere…

Şeyda Bodur


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikİstanbul Oyuncak Müzesi Şubat Programı
Sonraki İçerikYıkıcı Değil Yapıcı Bir Keşif ve İnşa Süreci Harekete Geç Online Gelişim Programı
Şeyda Bodur
Şeyda Bodur ben. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunuyum. Yine aynı üniversiteden “Avrupa Çalışmaları” dalında yüksek lisans yaptım. 1996’da başladığım profesyonel iş yaşamında, yöneticilik yapıp çeşitli projeleri yönettim. 8 sene boyunca emek vermiş olduğu Eczacıbaşı Topluluğu kariyerimde önemli bir yer tutar. Şu an göçmenlere iş bulma konusunda yardım eden United Work’te Eğitim Takım Lideriyim. Uluslararası belgeli Gestalt Yaşam Koçluğu Sertifikası’na sahibim (International Coach Federation bünyesinde Professional Certified Coach). İletişim benim için elzem; su gibi, nefes gibi. Yaşamın bizzât kendisi. Burcum İletişimin de sembolü olan İkizler. 14 Haziran doğumluyum. Bunun akabinde severek yaptığım işler eğitmenlik, koçluk ve yazarlık... Mistik hikâyelere bayılırım. Nelerden hoşlanırım? Keşfetmekten...Keşfetmek benim için dünyayı gezip tozmak kadar derinleşerek yapılan içsel yolculuklarımı, hatta mahalle arasında denk gelinen eski bir yazlık sinemayı bile kapsar...Hayatın kendisi zaten dev bir ekran değil mi? Senaristi, yönetmeni ve oyuncusu bizler olduğumuz...Başka ilgi alanlarım? Dans etmek, içinde estetik olan herşey, yüzmek, kitap okumak ve samimi sohbetler... Çok iyi derecede İngilizce ve orta derecede Almanca biliyorum. “Dünyaya yeniden gelsem yine ben olmak isterim" diyebilecek coşkuda bir yaşam sürdürmeniz dileğiyle sağlıcakla kalın...