Ertuğrul Firkateyni ve Sakura Çiçekleri

Hava birden soğudu, gökyüzü siyaha dönmek üzere.

Yavaştan başlayan yağmur giderek şiddetini arttırırken, ıslık çalan rüzgâr kayaları döven dalgalara eşlik ediyor.

Dev dalgaların arasında son çırpınışlarını veren firkateyn suya gömülürken acı çığlıklar göğe yükseldi.

Kim bilir kaç bulut geçti, kaç mevsim değişti. Denizler tanrısı Poseidon daha kaç kere kızdı da denizleri alt üst etti.

Kaç çocuk babasını özleyerek uyudu, Ertuğrul Firkateyni Kushimoto açıklarında okyanus sularına gömüldüğünden bu yana…

II Abdülhamid, Japon heyetinin İstanbul’u ziyaretine karşılık  1890 yılında hediyelerle birlikte Japonya’ya bir gemi gönderir.

DSC00804

Geminin kumandanı Mirliva Osman Paşa bu gemiyi İstanbul’dan Japonya’nın Yokohama Limanı’na 11 ayda getirmiş getirmesine ama şimdi dönüş için değil 11 ay, 11 günleri bile yoktur.

Japonya, kazadan sağ kurtulan 69 denizciyi ve ölenler için topladıkları yardımı askeri gemi ile birlikte İstanbul’a gönderir.

Ve Japonlar, Kushimoto da Ertuğrul Firkateyni adına  bir  Şehitlik anıtı ve müze inşa ederler. Güzel olan, her yıl anıt önünde anma törenlerinin yapılması.

Kushimoto’da 1974 yılında inşa edilen “Türk Müzesi”nde Ertuğrul Firkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.

DSC08936

Tüm bunların, baharın müjdecisi, kısa hayatların ve ani ölümlerin simgesi;  hem hayatın güzelliklerini ve yaşama sevincini  hem de hiç umulmadık bir anda ölümün gelebileceğini hatırlatan sakuralarla ne ilgisi var diyeceksiniz?

Baharda, 7 ile 10 gün süren bu kısa ömürlerini fotoğraflamak için gittiğim Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde sakuraların  arasında rastladım Ertuğrul Firkateyni anıtına.

Öğrendim ki Japon Sakura Vakfı,  bu facianın 115. yılında Ertuğrul Firkateyni’ndeki denizcilerin anısına her biri için sakura ağacı hediye etmiş.

DSC08941

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde Ertuğrul Adası var ve bu adada 527 sakura ağacı. Anıtta tüm mürettebatın adları yazılı, ayrıca her ağacın altında minik plaketlerde o ağacın hangi denizciye ait olduğu…

Sakuralar tüm dünyada barışı ve dostluğu simgelermiş. Ağaçlardan yerlere düşen taze sakura çiçekleri arasında gezinirken, fırtınaları, denizcileri, iki ülke arasındaki dostluğu, saygıyı ve sevgiyi yüreğimde hissettim.

Baharın gelişiyle hayata yeni bir başlangıç yapmak, yine yine yeniden yaşama sarılmak için çok sebebim var

“İnsan doğayla bütünleştiği oranda doğru davranır” demiş Lao Tzu ,  “Tao Yolu Öğretisi”nde

Sevgiyle kalın, doğada kalın.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikİş Yerinde Fermente Haller
Sonraki İçerikYaşar Kemal’in İzinde Adana’da, Kitap ile Sohbet
Hüma Oktay
Bir işletme bölümü mezunu olarak kurumsal hayattaki misyonumu tamamlayıp artık özüme döndüm. Yazarak yaşamaya... Hayat boyu bitmeyen bir öğrenme arzusu çok kitap okumaya ve kitapların yayına hazırlanması sırasında işin mutfağında olmaya yöneltti beni. Bazen görme engelliler için kitaplara ses verdim, bazen basılmadan önce kitapları çocuklarla birlikte irdeledim. Böylece çocuklar için eğlenceli kitaplar yazma serüvenim başlamış oldu. Her kitap yaşamımda bir iz bıraktı. Kafka’nın Dönüşüm’ü beni Prag’a sürükledi, Gülşah Elinkbank’ın Yalancılar ve Sevgililer’i Romanya’ya... Antoine de Saint-Exupéry’in Küçük Prens’i beni koleksiyoner yaptı, Orhan Veli’nin Şiirleri benim de duygularımı şiir ile ifade etmeme vesile oldu. Kitaplar ve seyahatler yeni şehirleri, yeni kültürleri ve yeni yazıları da beraberinde getirdi. Bu seyahatlerdeki yol arkadaşım kardeşim Baobab ve ben Albatros 2013 den bu yana kendi web sitemizde yazmaya başladık. Etkilendiğim kitaplar, doğal yaşam, geri dönüşüm, çocuklarla iletişim, çocuklarla hayata dair kaleme aldığım konuları 2015’den bu yana Martı Dergisi’nde paylaşıyorum. Dünyanın geleceğini bugünden görmek isterseniz bir eliniz çocuklara bir eliniz toprağa dokunur olsun... Sevgiyle kalın daima... Hüma Oktay