Bir Başarılı Kadın Portresi: Çırağan Sarayı Kültür Ataşesi Ayşe Sipahioğlu

Ayşe Sipahioğlu belki de dünyanın en zevkli işini yapıyor. Onun hayatı sergiler, konserler, sohbetler, film gösterimleriyle geçiyor. Tasarlıyor ve paylaşıyor. O Çırağan Sarayı Kültür Ataşesi. 

Ülkemizde ne yazık ki kültür sanatın sadece pop kültür olarak algılandığı günümüzde, yeldeğirmenlerine karşı savaşan insanların sayısı iki elin parmaklarını geçmez.Yanlış anlaşılmasın, onları ‘Don Kişot’ gibi görmüyoruz. Hoş, bir toplumda Don Kişotların sayısının artmasında hiç sorun yok. Standarttan ne kadar uzaklaşılırsa o kadar iyi.

Ben de size standartlardan uzaklaşmış bir kadını tanıtmak istiyorum: Çırağan Sarayı Kültür Ataşesi Ayşe Sipahioğlu. İstanbul’un hatta giderek Türkiye’nin kültür sanat hayatına yön veren, etkileyen Ayşe, benim 36 yıllık arkadaşım. 11 yaşında hazırlık sınıfında başlayan arkadaşlığımız yıllardır sürüyor. Bu kadar yıldır süren arkadaşlık artık başka şeylere dönüşüyor. Dostluk, kardeşlik, her şeyi paylaşmak…. Kız arkadaşlar çok kıymetli anlayacağınız.

Şimdi bu girizgahı niye yaptım anlamışsınızdır. Arkadaşımdan daha doğrusu onun yaptığı işlerden söz edeceğim sizlere. Ayşe, okulda da sanata hep çok meraklıydı. Bir kere çok güzel resim yapardı, karakalem. Sonra klasik müzik severdi. Yanılmıyorsam favori bestecileri de Çaykovski ve Liszt’ti. Yıllar yıllar sonra böyle bir işte var olacağını düşünür müydük ya da kendi de düşünür müydü bilinmez ama mimar olan annesinin diploma projesi olan Çırağan Sarayı’nda yaşamayı o günlerde aklına koymuştu sanırım. Yaptıklarını anlatınca neden yaşıyor dediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Çırağan Sarayı Kültür Ataşesi Ayşe Sipahioğlu, Çırağan Sarayı Kempinski’ye Satış ve Pazarlama Departmanında başlamıştı. Sonraları Pazarlama müdürü olan Sipahioğlu Genel Müdür M. Blin’in de destekleriyle bir fark yaratarak, ta çocukluğundan kalan isteğine kavuştu. Annesinin bitirme tezine de böyle bir gönderme yaparak, Çırağan Sarayı’nda bizleri kültür ve sanatla buluşturmak için kolları sıvadı. Böylece 2007 yılında İlhan Berk, Mehmet Güleryüz, Devrim Erbil, Esat Tekand, Hikmet Barutçugil, İsmail Acar, Mevlut Akyıldız, Sıtkı Olçar, Yiğit Yazıcı, İskender Pala, Ahmet Güneştekin, Nilüfer Kurfeyz, Selim Sağlam, Fikret ve Filiz Otyam, Tülay ve Eren Kocaman, Nazan Erkmen ve Ergin İnan, Salih Keleş gibi  gibi Türkiye’nin en önemli sanatçılarına ev sahipliği yapan Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nin kurulmasını sağladı. İstanbullular her gün günün 24 saati gezebilecekleri bir galeriye sahip oldular. Üstelik bu sergi açılışları çoğu kez başka  performaslarla da bezendi. Bazen küçük bir dinleti bazen de bir film gösterimi süsledi. Böylece Fazıl  Say, Kenan Işık, Hülya Aksular, Hakan Aysev, Ruhi Ayangil hiçbir ücret almadan bizlerle buluşabildi…

Ayşe için galeri yetmedi, bir de Çırağan Sohbetleri girdi devreye. Her sergi boyunca yapılan bu sohbetlere Semavi Eyice, Demet Taner,  Ahmer Soysal, rahmetli Arif Damar,Aysel Çelikel, Turgay Fişekçi, Zeynep Altıok, Cevat Çapan, Aydın Ilgaz, Beşir Ayvazoğlu, İskender Pala, Hülya Koçyiğit, Jale Yılmabaşar, Devrim Erbil, Selim İleri, Cemal Ünlü gibi plastik sanatlar, edebiyat, sinema, tiyatro dallarında kıymetli insanlarla buluşturdu bizi.

Ayşe için galeri ve sohbetler de yetmedi. Saray ile otel bölümünü bağlayan koridorda Tarih Galerisi açmayı planladı ve açtı da. Ayşe’nin arşiv taramaları elde ettiği bilgiler sonucunda Çırağan Sarayı’nın tarihçesi çıktı ortaya. Şimdi bu koridorda camlı bölümler ardında sarayın tarihini okuyor, dönemin padişahlarıyla tanışıyor, eski fotoğraflara bakıyor ve bu sarayda yaşamış olan V. Murat ve Sultan Abdülaziz’in besteleri eşliğinde geçiyorsunuz bu koridoru.

Ayşe için sanat galerisi, sohbetler, tarih galerisi de yetmedi. Tarih galerisinin hemen yanında, palmiye ağaçlarının arasında kalan şahane manzaralı bahçede Heykel Galerisi açamaya karar verdi ve açtı da. Buradaki ilk heykel sergisini hatırlıyorum, Haziran 2010’du. Ergin İnan, Yunus Tonkuş, Hüsamettin Koçan, Tuğrul Selçuk, Ercan Yılmaz’ın dokuz enfes heykeli süslüyordu bahçeyi.

Ayşe için sanat galerisi, sohbetler, tarih galerisi, heykel galerisi, yetmedi. Belki tüm bu çalışmaların içinde en fazla ses getiren Cumartesi Konserleri düzenlemeye başladı. AKM, İstanbulluların hayatından çıktığından beri artık her ayın ilk ve son cumartesi günü Çırağan Sarayı bu görevi üstleniyor. Herkese açık ve ücretsiz klasik müzik konserlerinin ilkinde 50 kişi ya var ya yoktu. Şimdi ise 300 kişinin katıldığı konserler oluyor Çırağan’da. Üstelik Ayşe’den bir hediye de oluyor bu konserler sırasında, Türk resmi, bale, sinema, müzikaller,flamenko vs vs ile ilgili sunumlar da izlenebiliyor.

Ayşe için sanat galerisi, sohbetler, Tarih Galerisi, Heykel Galerisi, Cumartesi Konserleri de yetmedi. Ocak 2011’den itibaren de Sinema Günleri düzenleniyor. Bu günlerde de bazı filmlerin ilk gösterimleri yapıyor. Sonbahar  bunlardan ilkiydi. Sonrasında Kosmos geldi . Haziran ayında da Gölgeler ve Suretler konuk edilecek. Filmler seyredilip yönetmen ve oyuncularla sohbet ediliyor ve harika bir kokteyl ile günün sonuna geliniyor.

Sanat galerisi, sohbetler, tarih galerisi, heykel galerisi, Cumartesi Konserleri, Sinema günleri… Hepsi çok hacimli, devasa organizasyonlar değil mi? Ama hepsi sadece 4 yılda gerçekleşti. Bu arada özel bazı performansları da unutmamak lazım. Mesela Pina Bausch Sergisi, Gelecekten Masallar, Sinan Bökesoy, Arp Konseri ve Workshop’ı ve unutulmaz bir başka etkinlik: Emre Aracı’nın şefliğinde, Cihat Aşkın’ın kemanıyla katıldığı Boğaziçi Mehtapları konseri. O gün müzik tarihimizi hiç bilmediğimize ne çok üzülmüştüm. Ne padişahlar bize öğretildiği gibiydi, ne müzik tarihimiz çok seslilikten yoksundu. Bunları düşünerek Emre Aracı’ya ve arkadaşıma, Ayşe’ye teşekkür etmiştim.

Ayşe Sipahioğlu, unvanını tam hak eden bir kültür ataşesi. Ufkuyla, ortaya çıkardığı projelerle kültür sanat dünyasına yeni bir soluk getirdiği ortada. Demek ki insan çok sevdiği bir işte başarılı olabiliyor, ikna edebiliyor yöneticilerini, etrafını. Burada aslında, bizim medyamızın görmediği insan kaynakları başarısı da mevcut. Tamamen kafasındaki bir düşünceden yola çıkarak oluşturduğu kültür sanat çalışmaları sonucu sadece onun için bir pozisyon oluşturuldu. Kültür Sanat Ataşesi. Ve Ayşe bir otelin dünyadaki tek kültür sanat ataşesi şu anda.  Ve aynı zamanda yaptığı bu çalışmalarla dünyadaki Kempinskiler için de de ilk ve tek. Önümüzdeki dönemde çalışmalarını anlatmak, için belki yurtdışındaki Kempinskilere gidecek, örnek projesini anlatacak. İstanbul diğer şehirlere öncülük edecek.

İşte benim arkadaşım. Gençlere örnek bir kariyer portresi, örnek bir kültür sanat insanı. Hadi,  üşenmeyin her ayın ilk ve son cumartesi günü klasik müzik konserlerinden birine katılın. Konser çıkışı Ayşe Sipahioğlu’na teşekkür etmeyi unutmayın. Sonra sanat galerisindeki sergiyi gezin, tarih galerisini de gezmeyi unutmayın. Sarayın müdavimi olacağınızdan eminim.

Ayşe Dural


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKum Saati
Sonraki İçerikİki Hidrojen Bir Oksijen
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.