Concorde Yanılgısı ve İlişkiler

0
744

Çok fazla emek verdiğiniz bir şeyden, size zararı da olsa vazgeçmekte sorun yaşıyor musunuz? Bir zamanlar sahip olmayı çok istediğiniz o pahalı sehpanızla artık işinize yaramadığınızı fark ettiğiniz halde vedalaşamıyor musunuz? Her şeyin dahil olduğu serpme kahvaltı sofralarında, kapasitenizin üzerinde tabak yapıyor ve mide fesadı geçirene kadar yiyor musunuz? Ve sizi artık tükenmişliğe sürükleyen, size acı veren, sizi değersiz hissettiren ilişkinize, sırf yıllarınızı verdiğiniz için katlanmaya devam mı ediyorsunuz? Bu sorulara cevabınız “evet” ise psikolojik olarak bir yanılgı yaşadığınız anlamına geliyor ve bu durum literatürde “Concorde Yanılgısı” olarak karşımıza çıkıyor.

Peki Concorde isminin kaynağı nedir?

Condorde adının ortaya çıkışı 1950’li yıllara uzanıyor. Şöyle ki, İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere ve Fransa bir araya gelerek, sesten bile hızlı olan “süpersonik” uçakların yapılmasına karar verirler. Zira Concorde adı, uçağı üreten İngiltere ve Fransa’nın yaptığı işbirliğini de simgelemektedir. “Concorde” kelimesi anlaşma, bağdaşma, ahenk, uyum gibi anlamlara sahiptir.

1956’da Sesten Hızlı Uçak Komitesi kurulur, konuyla ilgili çok sayıda uzman ve mühendis, prototipler hazırlar. 1962’de Concorde jet doğar. Üretimi için çok fazla para ve zaman sarf edilen Concorde, daha deneme uçuşunda beklentilerin altında performans sergileyerek başarısız bulunur. Concorde uçağının yakıt maliyeti oldukça yüksektir ve yolcu kapasitesi diğer uçaklara göre azdır. Dev yolcu uçakları 200 yolcuyu rahatlıkla taşırken, dar gövdeli Concorde’un yolcu kapasitesi sadece 125 kişidir. Güvenirliği de yeterli bulunmayan Concorde üretimine, çok masraf edildiği gerekçesiyle bir süre daha devam edilir. Ancak yapılan yeni üretimlerin de başarılı olduğu söylenemez. Buna rağmen hükümetler “Biz bu uçağa 4 milyon dolar harcadık, bu projeye büyük yatırım yaptık” diyerek, itibarlarını da korumak istediklerinden, projeden vazgeçmezler ve proje için para harcamaya devam ederler.

Ne yazık ki 25 Temmuz 2000 tarihinde Concorde uçağı düşmüş ve 113 kişinin ölümüne sebep olmuştur. Her ne kadar uçağı emekliye ayırsalar da Eylül 2001’de yeniden gündeme gelmiş, ancak ABD’deki 11 Eylül saldırıları sebebiyle gölgede kalmıştır.

İlk kez Alex Kacelnik tarafından” Concorde yanılımı” isimli teori ile ortaya atılan bu yaklaşım, çok emek harcanan şeylerden başarısız ve zararlı olduğunu bile bile vazgeçmeme sendromudur. Alex Kacelnik aslında bir zoologtur ve hayvanları incelediği zaman şunu fark etmiştir: Hayvanlar da insanlar gibi eş bulmak ve yuva kurmak gibi birçok sorumluluğun altına girmekte ve özveride bulunmaktadır. Karşılarına engeller çıktığında ise bulundukları durumu değerlendirip sorumluluklarını devam ettirip ettirmeme kararı verirler. İşte bu noktada yuvayı terk eden eş genellikle daha az yatırımda bulunan taraf olmaktadır.

Concorde yanılgısı, davranış ekonomisinde ise “Batık Maliyet Teorisi” ismiyle bilinmektedir. Büyük futbol klüplerinin, bazı futbolcuları, iyi oyun sergilememelerine ve çok düşük performans göstermelerine rağmen, sırf yüksek rakamlara transfer ettikleri için, bu futbolcuları ısrarla takımda tutmaları buna örnek verilebilir.

İlişkilerimizde Concorde Yanılgısı

Günlük hayatımıza baktığımızda hemen hepimizin yaşamlarında Concorde yanılgısından örnekler görebiliriz. Özellikle gayret sarf ettiğimiz, duygusal anlamda yatırım yaptığımızı düşündüğümüz, emek verdiğimiz ilişkilerimizden vazgeçmekten korkar durumdayız genellikle. O kadar korkuyoruz ki, artık bize zararı olduğu halde arkadaşlıklarımızı, duygusal ilişkilerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Çünkü geçmişte sarf edilen çabayı dikkate aldığımız için, mantıklı karar vermekten uzak kalıyoruz. Sonuçlarının ne olacağını bildiğimiz halde, engel olma ve değiştirme gücü elimizdeyken bunu gerçekleştiremiyoruz.

Böyle olmamızın bir sebebi de karar alırken gelecekten çok geçmişe yaptığımız yatırımları düşünmemizden kaynaklanıyor. Bir anlamda bunun altında “Yeter artık” diyememe takıntımız yer alıyor. Bize zarar veren, bizi yıpratan ilişkilerimizi sona erdiremediğimiz için de çoğunlukla diğer tarafın düzelmesi için bekliyor, o kadar emeğimiz boşa gitmesin istiyor, bu yüzden de hem kendimizi değersizleştirmiş hem de vakit kaybetmiş oluyoruz. Aslında ilişkilerimizi sonlandıramadığımız için tıkandığımız noktalarda mağlup olan taraf olmayı göze alamıyoruz. Ve bir bakıma umut ettiğimizi zannetsek de olmayacak bir şeye amin diyerek kendimizi avutuyoruz.

Burada farkına varılması gereken nokta; ümit etmek ile “bile bile lades” demeyi ayırt edebilmek. Dolayısıyla Concorde yanılgısı için gerçekçi olmayan bir umut beklentisi söz konusu. Bu sebeple ‘Umut Teorisi’ olarak isimlendirilse de gerçekçi olmayan bir “umma davranışı”, zaten kötüye giden bir ilişkiyi düze çıkarmayacak; hatta ilişkinin çıkmaza girmesine, olumsuz durumun büyümesine yol açacaktır. Özetle Concorde yanılgısı ‘sonucunu bildiği halde daha çok kaybetmek’ şeklinde ifade edilebilir.  Bu yaklaşımın etkilerini, ekonomiden psikolojiye, günlük hayattaki örneklerden ikili ilişkilere kadar görmek mümkündür.

Kendinizde Concorde yanılgısına düştüğünüzü fark ettiğinizde, ilk işiniz, gördüğünüz zararı dikkate alıp, daha akıllıca seçimler yapmayı amaçlamak ve yaşadığınız kayıplara son vermek olmalı. Sizin enerjinizi sömüren, devamlı suiistimal eden bir arkadaşlığınızı noktalamak, sırf para verdiğiniz ve marka olduğu için dolabınızda yıllardır bekleyen ancak size hiç yakışmayan elbiseleri elden çıkarmak, istemediğiniz ve hakkınızı alamadığınızı düşündüğünüz bir işi bırakmak gibi.

Siz, değerlisiniz. Bile bile sizi zora sokan, sıkıntıya düşüren, acı çektiren durum ve kişiler için geçmişte yaptığınız fedakarlıktan, verdiğiniz emeklerden ziyade gelecekte bunların size neler kaybettireceklerine odaklanın. Kaybedecekleriniz bugünden gözle görülür şeylerse, sonradan “Ben zaten başıma geleceğini biliyordum” demektense, bugünden kendinizi tüketmeyin. Zararın neresinden dönerseniz kârdır, sizin için.

Bu yüzden sizi hayatınızın gerçekliğine yaklaştıran şey neyse, onu yapın. O ince çizgiyi düşünerek yapın. Yani sahip olabileceğinizi sandığınız yaşamın değil, sahip olduğunuz yaşamın gerçeklerine sarılarak yapın…

Concorde yanılgısı bize gelecek için daha sağlıklı adımlar atmayı, sadece geçmişi düşünerek, bizi yıpratan şeylere devam etmenin bize zarardan başka bir şey kazandırmayacağını hatırlatıyor…

O yüzden çok sevgili Yılmaz Erdoğan’ın dediği gibi,

“Bu yazık karşılaşmanın alnımıza çakılıyor ana fikri:

Aşka cesaretimiz yoksa,

Başka zaman görüşürüz…” 

Zeynep Kıyak

Önceki İçerikİş Hayatında Psikolojik Güvenlik
Sonraki İçerik20 Dakika: Gian Maria Tosatti, Kalbim Ayna Gibi Boş
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…