Çatışmak Ya Da Çatışmamak… İşte Tüm Mesele Bu!

“İşyeri entrikaları mantarlara benzer, karanlıkta büyürler ve gün ışığına asla dayanamazlar” (Andrew Grove / INTEL)

Hepimiz günlük hayatta bu duyguyu yaşarız. Kimimiz arkadaşıyla, kimimiz işyerindeki yöneticisiyle, kimimiz de kendisiyle bir çatışma yaşar… Çünkü her bireyin istek, amaç ve değerleri farklıdır. Kendi içinde bile çatışabilen bireyin, farklı duygu, düşünce ve davranışları olan insanlarla çatışması, haliyle kaçınılmazdır.

Bildiğimiz gibi, çatışma, kişiler arasında yaşanan uyuşmazlık ya da anlaşmazlık halidir. Çatışmalar; farklı algı, duygu, ihtiyaç, iletişim becerileri gibi faktörlerin yanı sıra, kültürel sebeplerden, rol farklılıklarından, sosyal ve fiziksel çevrelerden de kaynaklanabilir. Ancak çatışma nedenlerinin aslında en başında önyargı gelmektedir. Çünkü önyargı, kişiler arası iletişimde “etiketlenme”ye sebep olur.Buna bağlı olarak, “Yöneticiler denetler”, “Yaşlılar huysuzdur” gibi “tek tip” insan modeli ortaya çıkarmaya da meyilli bir hal yaratır. Bunun yanında, ilk izlenimde oluşan yargılar, suçlama, keşkecilik, zihin okuma, her sözden ya da olaydan kendi ile ilgili anlam çıkarma gibi sebeplerden dolayı da insanlar anlaşmazlığa düşebilir, çatışmalar yaşanabilir.

İş yerinde çatışmak1

Kişilerin birbirlerinden hoşlanmamaları, birbirlerine kızmaları durumunda yaşanan çatışmalar olabildiği gibi, bazen de iletişim kurmadan da çatışabiliriz. Mesela, insanlar küs olmalarına rağmen çatışabilirler. Yani bazen susarak, karşımızdakini kızdırmaya çalışır; bazen de konuyla ilgili olmayan bir mesaj verilmesi durumunda casino online çatışırız.

Örneğin Ayşe, “Sunum yapacağım dosyayı gördün mü? Yarınki toplantıya lazım, üzerinde çalışmam gerekiyor” derken, işyerindeki gizli rakibi Banu, “Valla o kadar güzel bir haber aldım ki, hiçbirşey bu akşam keyfimi kaçıramaz.” şeklinde bir cevap verdiğinde ciddi tartışmalar meydana gelebilir.

iş yerinde çatışmak2

Araştırmalara göre, her ne kadar çatışmaların işyerlerinde bireyler arasında yaşanıyormuş gibi görünse de, iş ortamında en çok gruplar arası çatışmaların yaşandığı varsayılıyor.Bu yüzden de, işverenler ya da yönetim grubunda çalışanlar, vakitlerinin bir çoğunu çatışmalara ya da çatışma sonrası yaşanan olumsuzlukları gidermeye ayırıyor.

Peki, çatışmayı öyle veya böyle yaşadık. Sinirler gerildi. Bundan sonra ne yapmak lazım? Çatışmadan kaçınmak mı gerekir? Eskiden olsa, “evet” derdik belki ama günümüzde, çatışmayı yönetmek ön planda artık.

Çatışma yönetiminde uygulanan kişisel yaklaşımlar; hükmetme, kaçınma, uyma, uzlaşma ve işbirliğidir. Bunların içinde de en etkili olanı işbirliği yani problem çözmektir. Burada amaç, gerçek problemi nedenleriyle birlikte ortaya çıkarmaktır. “Kartların ortaya konması” da diyebiliriz. Dürüst olmak, genelleme yapmamak, hüküm vermemek, önyargıdan uzak durmak ve geribildirimde bulunmak, çatışmayı yönetmede önemli noktalardır. Bunu yaparken soruna odaklanmak, çatışmayı yaşayan taraflardan, birini kayırmamak da gerekir.

iş yerinde çatışmak3Çatışma yaşandığında, yönetici, çatışan tarafları karşı karşıya getirerek, sorunu bütün yönleriyle tartışacakları bir ortam yaratmalıdır. Tabir-i caizse, kartlar açık oynanmalıdır. Yönetici, çatışan kişilerin anlaşabilecekleri ortak yönleri üzerinde durmalı; her iki tarafa da eşit söz hakkı vermelidir. Bu biraz zaman alsa da, tarafların iyi niyetle yaklaştığı taktirde, çözüme giden bir yöntemdir.

Çatışma, strese ve neden olabileceği gibi yeni fikirlerin ortaya çıkmasını da sağlayabilir. Buradan çatışmanın iyi yönetildiği taktirde, eksi taraflarını nasıl artıya çevirebildiğimizi de öğrenebiliriz. Çatışmalar, strese, güven ortamının bozulmasına, personel değişiminin artırmasına, zaman ve kaynak kaybına neden olabileceği gibi, iyi yönetildiği takdirde yeni fikirlerin ortaya çıkmasına, sorun çözme yeteneğinin geliştirilmesine, demokratik ortamın gelişmesine de katkı sağlayabilir.

Çatışmayı önlemek için;

  • Önyargıdan uzak durmalı,
  • Karşımızdaki kişileri olduğu gibi kabul etmeli,
  • İnsanları anlamak için onları mutlaka dinlemeli,
  • Düşüncelerimizi açık ve anlaşılır bir dil ile ifade etmeli,
  • Direkt kendimizi savunucu hal içinden kaçınmalı,
  • Konuşmaya ‘hayır, asla, kesinlikle…’ gibi olumsuz ifadelerle başlanmamalı,
  • Karşımızdakine değer verdiğimizi ona hissettirmelidir.
  • Sonuç itibariyle, çatışma olmadan bir yaşam olmayacağına göre, bunu iyi yönetmek elimizde.

Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikNe Dediğine Değil, Ne Yaptığına Bak!
Sonraki İçerikTanrılar Okulu
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…