Bir Tutam Özşefkat

Çocukken bize “Sana nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına da öyle davran” diye öğretildi. Peki, madalyonun ters tarafından bakmayı denediniz mi hiç? Yani kendimize başkalarına nasıl davranıyorsak öyle davranmayı hiç düşündünüz mü?

Cümle bile kafa karıştırıcı öyle değil mi? Kimle konuşsam şöyle diyor: Ben kendime karşı çok daha sertimdir. Mükemmele ulaşmak için ne gerekirse yaparım. Hatalarımı affetmekte çok zorlanırım. Dürüstçe söylemek gerekirse, çok uzun zaman ben de aynı şeyi yaptım. Hem de çok uzun zaman…

Her nedense, hep başkalarına öncelik vermek öğretildi bize. Özellikle kadınlara, hele bir de anne iseniz. Evin, kocan, çocuğun…. Eminim erkekler içinde benzer öğretiler vardır. O yüzden cinsiyetsiz devam edeceğim yazıma. Kendimize zaman ayırmak, başkalarından çalmak değil, bunu yaptığımız için de vicdan azabı duymamız gerekmiyor. Bu kadar net. Ama bu kadar kolay değil.

Son 10 yıldır öğrendiğim, kendimize ne kadar zaman ayırıp, özşefkat ile yaklaşırsak duygusal enerjimiz o kadar dengeli ve yüksek oluyor. Kendimize iyi bakıp, iyi davranınca başkalarına karşı da daha verici ve şefkatli olabiliyoruz.

2021’e girdiğimiz bu ay da 2020’nin tüm zorlukları ile devam ederken, bir özşefkat iyi gelecektir diye düşünüyorum.

Özşefkat Nedir?

Ocak 2021’in odak konusunu özşefkat olarak seçtim. Bu konuda okumaya devam, derinleşip paylaşmaya da devam. Peki ne bu özşefkat? Tanımına baktığımızda içinde, bilinçli farkındalık (mindfulness), kendine iyi davranma (self-kindness) ve bağlılık var.

Özşefkat, zor durumlarda kendimizi yargılamadan, suçlamadan olaylara bakabilmeyi, hataların olabileceğini, mükemmel tanımının sübjektif olduğunu ve hatalardan öğrenebileceğimizi anlatıyor. Kendimize karşı, ne kadar sert yetiştirilirsek yetiştirilelim daha anlayışlı, sevecen ve kabullenir olabilmeyi içerir.

Özşefkati Beslemek

Kendine şefkatli yaklaşmak çok zor değil aslında. Kesinlikle öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri. Psikologların da önerdiği 3 soru ile başlamayı çok anlamlı buluyorum.

  • Kendime karşı anlayışlı mıyım?
  • Eksiklik ya da başarısızlıklarımı herkesin paylaştığı deneyimler olarak kabulleniyor muyum?
  • Sürekli negatif duygularımı mı perspektifimde tutuyorum?

Eğer bunları kendinize sormak işe yaramıyorsa, oturup kendinize 3. şahıs olarak bir mektup yazın. Çok sevdiğiniz bir arkadaşınız hatta sevgilinizin ağzından olabilir.

Bir çoğumuz, başkalarına kendimize olduğundan daha iyi arkadaşlarız. Dolayısıyla başkasından duymak, gereksiz savunma mekanizması direncini kıracaktır.

İş dünyası, son yıllarda başarısızlık ve hataya yaklaşımlar konusunda oldukça iyi yol aldı. İnovasyon hikâyeleri, çevik yaklaşımlar, hata ve başarısızlıkların, yeni ürün ve servislere yol açtığını defalarca kanıtladı. Artık, kurumlarda hata kültüründen olumlu olarak bahsediyoruz.

Eğer, tüm bu gelişmelerin yanında siz hâlâ özşefkat konusunda zorlanıyor, hata yapınca kendinizi dövmeye devam ediyorsanız, sakin olun.

  • Bilinçli farkındalık yani mindfulness egzersizleri
  • Affetme / bağışlama ve unutma çalışmaları
  • Kendinizle nezaket ve şefkat ile konuşma çalışmaları ile başarabilirsiniz.

En büyük eleştirmenimiz, kendimiziz.

Ama bunun bize zarar vermesini engellemek de bizim sorumluluğumuz.

Kendi hikâyenizi daha keyifli, daha yumuşak ve daha ılımlı yazmak için bir tutam özşefkat.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikİş Hayatında 80/20 Kuralı
Sonraki İçerikSanal Dedektifler Sanat Turunda!
Ece Süeren Ok
Ömür boyu gelişim için öğrenmeye düşkün, hareket etmeye tutkun ve paylaşmayı seven, zaman zaman yorucu ve zorlayıcı, yüksek enerjili Anne, İş kadını, İK aşığı , Sporcu ve hep çocuk. Doğduğundan bu yana hep seven ve de sevildiğini hissetmenin vermiş olduğu şans ile 1992 de başladığım kariyerimde sevdiğim yerde sevdiğim işi yapma şansını yakalamış olan ben, 2010 yılında hayat amacımı netleştirdikten sonra daha çok fayda yaratmak için çalışıyorum.