Bir Küvet Buzlu Su ile Gelen İyilik Hali

Şubat başında uzun zamandır takip ettiğim Wim Hof metodu temel eğitiminin Izmir’de açılacağını duyduğumda hemen kaydoldum. Yüzmeyi buz gibi İstanbul Boğazı’nda öğrenmiş biri olarak hâlâ master’lar kategorisinde aqua master olarak yarışsam da yazın bile suya yarış yoksa girmekte zorlanan biriyim. Bir de kurumsal hayatın kalıntılarında kronik stresin vücudumda yarattığı kronik enflamasyonu engellemek ya da azaltmak adına çok faydasını duyunca mutlaka bu tekniği öğrenmem gerektiğine inancım pekişti. İzmir’in bu yıl en soğuk ve fırtınalı gününde bir grup, eğitmenimiz  Doruk Taraktaş önderliğinde temel eğitim için toplandık.

Nedir Wim Hof? Aslında Wim Hof, 26 Guinness rekoru bulunan, Everest’e şortla tırmanmış biri. Kendini “daha canlı” hissedebilmek adına buz gibi nehir sularına girmeye başlayan Wim Hof, Rubin Museum’un önünde 72 dakika buzlu suyun içinde kalıp bir rekor daha kırınca doktorların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları araştırmalara başlamış. Aslında Hof, buzlu suda yüzen tek insan değil. Farklı sürelerde ve yerlerde soğuğa dayanabilen insanlar var. Hof, bu konunun bilim insanları tarafından araştırılmasına neden olmuş. Bizler gibi sıradan bireylerin de algımızı değiştirerek farklı bakış açıları ile olay ve durumlara başka türlü yaklaşabileceğimiz metodunu geliştirmiş.

Wim Hof metodunun 3 temel bacağı var:

Nefes

https://www.youtube.com/watch?v=nzCaZQqAs9I

Soğuk ama buz gibi soğuk

Bağlılık / Tekrar

Temel eğitimde ilk ikisini deneyimleyip 90 sn. buzlu küvette üşümeden, acı çekmeden durmayı başarıyorsunuz. Ve her gün yapacağınız tekrarlarla vücudu alıştırıyorsunuz. Peki neden?

Wim Hof Metodu’nun sağlığa etkileri neler?

  • Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
  • Zihin sağlığını geliştiriyor.
  • Stresi azaltıyor.
  • Enerjiyi arttırıyor.
  • Uyku kalitesini arttırıyor.
  • Konsantrasyonu geliştiriyor.
  • Korkularınızla yüzleşmek için algınızı yönetiyorsunuz.

Hof’a göre beynimiz acı algımızı değiştirebilecek kadar güçlü. Acı, vücudun bir şeylerin yolunda gitmediğini haber vermek için oluşturduğu bir his. Aslında, içgüdüsel olarak acı kaynaklarını yok etmek ve onlardan uzaklaşmak üzere işleyen insan beyni için acı hissi hayatta kalmak anlamına geliyor. Beyin, acıdan kaçmaya çalışırken durumu analiz ediyor ve acı kaynaklarını öncelik sırasına sokuyor. Dolayısıyla hayatımız pahasına bir aslandan kaçarken bileğimizi burkulsa da bu acıyı hissetmiyoruz ve var gücümüzle koşmaya devam ediyoruz. Zihinsel ve fiziksel becerilerimiz üstünde yeterince zaman harcadığımız da bu yetenekler beynimizde nörolojik farklılıklar yaratmaya başlıyor. Yani beynimizin algısı değişiyor! MÜTHİŞ!!!

Otomatik bir yetenek olan nefes almak, bilinçle de kontrol edilebiliyor. Nefesi kontrol etmek için zaman ve enerji harcamak, beynin düşünce ve aksiyon ile ilgilenen bölümlerini aktive ediyor. Sonuç olarak da yeterli zaman ortaya koyulduğu takdirde nörolojik değişimler meydana geliyor.

Öğrendiğim birçok bilgi yanı sıra, unuttuğum ama hatırladığım en güzel şey doğa ile iç içe yaşayabilmek için onunla mücadele değil beraber yaşama adaptasyonu. Yüzerken de öyledir. Su ile mücadele etme, akışta kal, süzül, dalga çıkarsa dalgayla boğuşma, deriz. Sebebi çok basit. Doğa ile mücadele ederken korkuların öne çıkar. Ve korkuların enerjini yanlış yönlendirmene sebebiyet verebilir. Erken yorulur, tükenirsin.  Korkma, odaklan ve düşman olarak değil, ortağın olarak gör. İşte buza girerken de düşündüğümüz bu. Soğuk benim düşmanım değil. Soğuk ile bütünleşebilirim.

İsteyen herkesin uygulayabileceği bir metot yarattığını söyleyen Wim Hof, beyin ve psikoloji arasında daha önce farkında olmadığı bir bağ keşfettiğini söylüyor.

Müthiş bir deneyim.

Eğitimi, 5 Şubat pazar günü almıştım. Yani Hatay’dan döndükten dört gün sonra. Ertesi sabah uyandığım andan itibaren dört gün önce gördüğüm, gezdiğim yerlerin yerle bir olduğu şokunu hızlıca atlatıp, üzüntümü yaşarken, bütünsel esenliğimi koruyup (çünkü işe yaramam lazım) yardım organizasyonlarında aklıselim olarak kalmamda büyük etkisi olduğunu söyleyebilirim.

Doruk Taraktaş, Nisan eğitimlerini açıkladı. İlgilenenler için:

https://www.wimhofmethod.com/instructors/doruktaraktas

Ece Süeren Ok

 

Önceki İçerikHatay’da Sönen Işıkları Yeniden Yakmak- Mansur Karakoç Röportajı
Sonraki İçerik“1923” Müzikali 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Prömiyer Yapacak
Ömür boyu gelişim için öğrenmeye düşkün, hareket etmeye tutkun ve paylaşmayı seven, zaman zaman yorucu ve zorlayıcı, yüksek enerjili Anne, İş kadını, İK aşığı , Sporcu ve hep çocuk. Doğduğundan bu yana hep seven ve de sevildiğini hissetmenin vermiş olduğu şans ile 1992 de başladığım kariyerimde sevdiğim yerde sevdiğim işi yapma şansını yakalamış olan ben, 2010 yılında hayat amacımı netleştirdikten sonra daha çok fayda yaratmak için çalışıyorum.