Bir Kuşağı Anlamak

2000’lerin başıydı… Bir yandan yüksek lisans yapıyor, bir yandan da bir üniversitede okutman olarak çalışıyorum. Ben de gencim evet… Ama “müşterilerim” (öğrencilerim) daha da genç… Ve kesin olarak farklılar. Merak ediyorum, işe girdiklerinde nasıl olacak kurumsal iklim… Kim kimi dönüştürecek… İşte o zaman karar veriyorum ve Y kuşağının organizasyonel çekicilik parametrelerini çalışmaya başlıyorum. O yıllarda kuşak konusu bugünkü kadar popüler değil elbette. “Kuşak mı, o da ne?” diyenlerin yanı sıra kimi akademisyenler, kimi danışmanlar, kimi akıl hocaları tarafından “Bırak bu işleri” diye çıktığım yoldan döndürülmeye çalıştığım dahi oluyor. Bırakmıyorum.

bir kuşağı anlamak1Çalıştıkça görüyorum ki, jenerasyon kavramı, müthiş bir mozaik… İçinde sosyoloji, psikoloji, ekonomi, antropoloji ve dahi nöro-biyoloji bilimlerinden parçalar barındıran harikulade bir araç. Bir geçmişi anlamlandırma ve geleceği öngörme aracı. Jenerasyon çalışmanın insanı getirdiği en şahane düzlem nedir diye soracak olursanız tereddütsüz şöyle söylerim: Bir kuşağı anlamak, bir dönemi anlamaktır. Bir dönemi anladığınızda ise paradigmanın kıskacına sıkışmaktan kurtulursunuz. Ve sizin gibi olmayanları kendinize ait yargılarla değil, onlara ait gerçeklerle görmeniz mümkün olur. Bu mümkün olduğunda ise dönüşürsünüz. İşte ya da evde… Bir şirket olarak ya da bir birey olarak…

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90 yıllık varoluşu, jenerasyonel sistem döngüsüne belirgin biçimde oturuyor. Doksan yıllık Cumhuriyet an itibariyle beşinci nesli olan Z kuşağını yetiştiriyor. 3 kuşaklı şirketlerimiz var. BB (1945-64), X (1965-79) ve Y (1980-99) kuşaklarından oluşan organizasyonel iklimde kural + sonuç + süreç kodlarını tek potada eriterek ortak bir dil yaratmaya çalışıyoruz.

Yeni ebeveynler adına Kristal çocuklar da dediğimiz derin duygusal bir nesil olan Z’leri dünyaya getiriyorlar. Mozaiğe her adımda yeni bir renk ve yeni bir doku daha ekleniyor.

Yeni yüzyılın iş dünyasına baktığımızda, kuşkusuz ki insan faktörü her geçen gün artan biçimde en önemli rekabet avantajı olarak ortaya çıkıyor. Ürünlerin, hizmetlerin ve bu ürün/hizmetlere dair kanal ve stratejilerin hızla birbirine benzediği bu “kopyala-yapıştır” dünyada, “yetenek” en temel varlık olarak kendini gösteriyor. Jenerasyonel sistemleri anlamak da, işte bu noktada, şirkete güçlü bir kas daha ekliyor. Jenerasyonları anlamak, organizasyonel sistemdeki mücadele alanlarınızı birdenbire yok etmiyor, evet; ancak belli başlı davranış kalıplarını analiz etmek ve anlamlandırmakta güçlü bir “lens” rolü görüyor. Bu sebeple de kuşak segmentasyonu iç ve dış müşteri paterninin, karar alma ve ikna motiflerinin genel bir haritasını çıkarabilecek gücü olan bir araç rolü görüyor.

Benim için bir kuşağı anlamak, suya atılan taş gibi, etkisi dalga dalga büyüyen, yaşama, geçmişe ve geleceğe dair müthiş bir kavrayış sağlıyor. Hoşgörü sınırlarımı genişletiyor, zamanın ruhuna yaklaştırıyor ve her adımda, yargılayan değil öğrenen olmaya yönlendiriyor. Çünkü bir Çin atasözünde de söylendiği gibi: “Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde öteki kuşaklar serinler.”

bir kuşağı anlamak2

Evrim Kuran
Dinamo Danışmanlık – Yönetici Ortak / Universum – Orta Doğu Direktörü
Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı, Marmara Üniversitesi HR Management & Development ve Sabancı Üniversitesi Executive MBA bölümlerinde öğrenim görmüştür. 2005 yılından bu yana kurucu ortağı olduğu Dinamo Eğitim & Danışmanlık’ta kuşaklar ekseninde iç ve dış müşteri davranışları ve işveren markalama çalışmaları yapmaktadır.  Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) tarafından akredite edilmiş olup ACC ve ACPC ünvanlarına sahiptir. Çeşitli ulusal ve global markaların işveren markası danışmanlığını yapmış/yapmaktadır. İşveren markası alanında dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketi Universum’un Orta Doğu Direktörlüğünü de sürdürmekte olan Evrim Kuran’ın ayrıca çeşitli süreli yayınlarda ve portallarda yazıları yayınlanmaktadır.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: