Bir Çocuk Nasıl Büyürse Öyle Yaşar!

kapak - salıncaktaki çocuklarÇok değil bundan sadece ve sadece 20 – 25 yıl öncesi bahsedeceğim zamanlar. Şimdi diyeceksiniz ki “20 -25 yıl az bir zaman dilimi mi?”. Hem evet hem de hayır. Az bir zaman dilimi evet; çünkü dünya var olalı binlerce ve milyonlarca yıl oluyor. Ama siz, bunu okuyan şahıs için var olmak yalnızca şu anki yaşınız kadar ve bundan dolayı çok bir zaman…

Gelelim bahsettiğim kadar zaman öncesine; çocuk olduğum senelere.

Ben çocuktum. Okula gidiyorduk çocuk yaşlarımızın bir kısım zaman dilimlerinde. Zordu, okula gitmek dünde bugün olduğu gibi biz çocuklar için. Çünkü bizim mesleğimiz buydu; çocuk ve öğrenci olmak…

Şimdinin çocuklarına göre tek bir avantajımız vardı. Oda bahçe, park, komşu ve komşu çocuklarına sahip olmamızdı.

Biz sokağa çıkarak kendi özgürlüklerimizi elimize alabilen çocuklardık. Bahçelerde ağaç tepelerinde gezerek, bazen meyve çalıp onları yiyerek büyüyor, bazen de meyveleri çalarken bizi kovalayan amca ve teyzelerden koşarak kaçarken büyüyorduk.

kapak - misket oynayan çocuklarParklarımız vardı bizim. Bazen ebeveynlerimizden habersiz, bazen de izin alarak gittiğimiz parklarımız. Bazen sadece bir salıncaklı, bazen de kaydırak ve tahterevallili parklar. Salıncaklar için sıra beklemeler, sıra beklerken uyanıklık yapanlarla kavgalar, tahterevalli üzerinde durmayı beceremeyip düşmeler, birbirimizi zıplatmalar, kaydıraktan kaymacalar… Salıncakta sallanırken gökyüzüne bakardık. Bir an gelir güneşi, bulutları yakalayabileceğinizi düşünürdük. Kaydıraktan kayarken sanki güneşten dünyaya hızlı bir iniş yapıyor hissine kapılır, tahterevalli tepesinde karşımızdaki arkadaşımızı kaldırabilmenin büyüklüğünü hissederdik.

Komşular ve komşu çocuklarıysa bu zaman dilimlerimizin içindeki en önemli unsurlardı. Komşu teyze bizdeyken ya da annemiz komşudayken izin alırdık hep, normalde annemizin bize izin vermeyeceği şeyler için. Onların yanında annelerimiz hiç hayır diyemez kızamazlardı. Tabi her seferinde bu güzel zamandan sonra yediğimiz fırça hep aynı; “Bir daha başkalarının yanında benden bunun iznini isteme!”. O an, annemize tamam der fakat bunu uygulamaya gelince her seferinde tekrar tekrar unuturduk. Birazda işimize böyle gelirdi.

Ve gelelim komşu çocuklarına; hayatımızın ilk örgütlenmeleridir komşu çocuğu arkadaşlıkları. Aynı yerde yaşıyor, aynı okullara gidiyor, aynı bahçede oynuyor, aynı parklarda takılıyor, aynı oyunları oynuyor, hemen hemen aynı hayatı yaşıyor ve paylaşıyoruzdur. Bazen aynı fikri taşıyor, uzlaşıyor, bazen de o öyle değil diye tartışıp ufuklarınızı genişletiyoruzdur. Hayatın en güzel adımlarını atıyoruzdur komşu çocukları ile bahçelerde. Birlikte beslediğimiz hayvanlar, birlikte yaptığımız deneyler, ebeveynlerden sakladığımız sırlar, bizi biz yapacak geleceğimize dair belki bilmeden, belki de bilerek öğrendiğimiz her şey.

Şimdi bize neden sokağa çıkıyorsunuz, neden bağırıyorsunuz, neden koşuyorsunuz, ne istiyorsunuz diye sorular soruyorlar, ve ne kadar basit bir cevabımız olduğunu görmüyorlar.

kapak - top oynayan çocuklarBizler bilmeden örgütlenip, bilmeden özgürlüklerimizi savunmuş (İçgüdüsel bu muhtemelen, çünkü bizde doğanın birer parçasıyız) çocuklarız. Kendimizi yıllarca apolitik zannetmiş, ama içinde büyüdüğümüz yeşil alanlar yok edilmeye başlanıp da özgürlüklerimizin, çocuklarımızın özgürlüklerinin ellerinden alınmaya başladığını görünce susup kalamamış, bilinçaltımıza yerleşmiş örgütlülüğümüzle, sokağa çıkarak bağırıp koşmuş insanlarız.

Ve şimdi kimse bizden çocukluğumuzun yıkımına karşı susup oturmamızı beklemesin. Benim, komşularımın ve komşu çocuklarımın bizi besleyen o ağaçların tepelerinden, bizi gökyüzüne çıkaran o salıncaklardan inmeye hiç mi niyetimiz yok. Bizi ne ebeveynlerimiz nede meyve aşırıyoruz diye kovalayan aksi amca ve teyzelerimiz durduramadı ki…

Bir çocuğu asla ve asla durduramaz, birbirleriyle oynamalarına, birlik olup oynamalarına asla ve asla engel olamazsınız. Özgürlüğün en büyük savunucularıdır çocuklar. İçinizdeki çocuk ölmedikçe siz dünyanın en özgür insanı olacak, diğerleri için özgürlüğü getirebileceksinizdir

Biz çocukluktan örgütlü, çocukluktan özgürlüğünü arayan bir nesiliz. Salıncaklarla gökyüzüne uçmayı becerebilen, birimiz ağaç tepesindeyken birimiz gözcülük yapan, gerektiğinde birbirimizin elini tutarak koşan çocuklarız biz. Parklarımızı ve bahçelerimizi yok edenlere karşı bizden susup oturmamızı bekleyenler ne kadar da yanılıyorlar. Biz en sevdiklerimize, ailelerimize karşı bile direndik bu bahçelerin içinde, parklarımıza gidebilmek için. Şimdi onları yok etmeye çalışanlara karşı mı direnmeyelim?


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: