Bir Baba Yüz Öğretmene Bedeldir

Bir baba yüz öğretmene bedeldir.

George Herbert

Sevgili Babam,

Bir yerlerde okurdum; baban giderse arkandaki dağ gider diye, o gittiğinde sen daha hızlı büyürsün diye, doğruymuş. İnsanın bilmesi başkaymış yaşaması başka. Seninle birlikte bir parçam gitti, bir parçan da bende kaldı ömür boyu benimle yaşayacak. 

Şimdi gökyüzünden bana bakan gözlerini görüyorum. Yüreğim yüreğin ile konuşuyor, konuştukça iyileşiyor…

Soruyorum sana. Hayallerini yaşayabildin mi? Gerçekten mutlu oldun mu? Arkana baktıkların var mıydı? Bakmana değdiler mi? Neler düşünüyorsun, neler hissediyorsun kim bilir şimdi başka alemlerde, sonsuz semalarda… Susmak bazen ne çok konuşmaktır aslında. Sessizlik bazen büyük bir denizde kocaman bir yelkenli ile gitmek gibidir. Alır götürür seni, nicelere, uzak geçmişlere, eşsiz hatıralarına, çocukluğuna… Şimdi tamamen özgürsün, kimleri istiyorsun yanında, kimleri görmek istiyor o ela gözlerin. Hangi güzel yürekler ile birliktesin bizlerin bilemediği, göremediği…

bir-baba-yuz-ogretmene-bedeldir

Hatırlıyorum; senin yanına uzandığımda sıcacık nefesin benim huzurumdu. Minicik ellerimi, boynuna doladığımda, hani akşamları işten eve geldiğinde, büyük mutluluğumdun. Sen geldiğinde dünyam tarifsiz bir neşeyle dolardı. Sen gelirdin ya ben artık sonsuz güvendeydim, sevileceğimi bilirdim.  Yepyeni dünyalarımı yaratan sihirli kahramanımdın. Beni sıcacık kollarınla sarar kucağında uyuturdun, hatırlıyorsun değil mi… Yaşam boyu bu güzel duygu hep benimle olacak, bana bıraktığın en kıymetli hediyem. Onu kalbimde en güzel yerinde koruyacağım. Şimdi yanımda olamasan da bu hep böyle olacak…

Sendin bana ilk yaprağı gösteren, ilk kez bir ağacın gövdesine dokunduran. Birlikte gezdiğimiz o kocaman ormanda, sevimli sincapları dalında gösteren, yerdeki toprağı avucuma aldırıp nemini hissettirendin. Renkleri yaşamıma dahil eden, rengarenk kalemler ile hayallerimi yazmamı sağlatan kişiydin. Hafta sonlarını iple çekerdim bana yeni getireceğin kitaplara kavuşmak büyük sevincimdi. Henüz o güzel kitapları okuyamasam da içindeki resimler ile hayalimdeki dünyalara giderdim. Geceleri gökyüzündeki yıldızlar hep fısıldarlardı, sen çok özel bir çocuksun diye. Ben senin hep biricik özel çocuğundum. Hep nadidendim. Yıllar geçti ben büyüdüm sen biraz üzüldün sanki… Sonra anladım ki,  sen çocuklarla birlikte iken saf sevgiyi görüyordun, onu yaşıyordun. Çünkü onun aynısı sende vardı, bu duygular hemen tanırlardı birbirlerini. Çocuk olmak kadar saf ve temizce sevebilmenin güzelliğini ben senden öğrendim.  Beklentisiz, verdikçe mutlu olan, aldıkça veren, öğrenen, öğreten, gülümseyen her hücresi ile…

Canım babam, seni çok seviyorum. Çok istedim bizimle kalmanı, günlerce dua ettim Yüce Tanrı’ma. Bir yanım ise her şeyin senin seçiminden ibaret olacağını da biliyordu. Sonsuz varlığın artık yuvaya gitmeyi seçti… Bunu kabul etmek bu bedendeki ruhuma kolay değil elbet. Yasım var…

Yüreğimdeki fısıltı ise, senin artık çok iyi olduğunu söylüyor. Hepimizin ait olduğu yuvanın eşsiz güzelliğini yaşadığını hissettiriyor. Ağır gelen bedenini bıraktın, artık giymek istemediğin bir kıyafet misali. Yanımdasın, beni izliyorsun biliyorum. Göremesem de seni eskisi gibi, biliyorum beni hep izleyeceksin, yollarımı açacaksın. Güzel anılarımız benim bu dünyadaki tesellim olacak. Bak şimdi gökyüzünde yağmur yağıyor, o her damla benim gözyaşlarım…Bu da olacak biliyorsun, kolay değil benim için sana güle güle demek. Bir yanım anlıyor, bir yanım için için ağlıyor beni bırakıp gitmene…

Yine gece olacak, sonra yine sabah olacak, mevsimler geçecek, takvimden yapraklar düşecek. Her şey kendi düzeninde ilerleyecek. Düzen de olacak kaos da tıpkı içimdeki duygular gibi. Onlar da yeniden anlam bulacaklar yeniden seninle dolacaklar bu kez sensizliğin anlamını yeniden yaratacak her dokunuş, her güzellik yine bana seni hatırlatacak. Yaşam bir şekilde iyileştirecek …

Seni öyle çok seviyorum ki  bunu hiç konuşmadan, elin elimdeymişçesine yaşamak da güzel… Fısıldasan da yeter, bizi gör, bizi duy, bizimle konuş, ben  seni hep duyacağım. Canım babam. Can babam, hoşça kal şimdilik… 

Mari Camgöz Pektezol

Gelişim Koçu & Enerjist

@Gelisimkocu_maricamgoz


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKelimelerden Öğrendiklerimiz
Sonraki İçerikEdebiyat Ne İşe Yarıyor?
Mari Camgöz Pektezol
1976 İstanbul doğumlu, insan aşığı bir insan. Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik bölümü ve İstanbul Kültür Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Mezunu. Arel Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans öğrencisi. Yaklaşık yirmi yıl süren kurumsal iş yaşamında farklı bölümlerde ve görevlerde yer aldı. İdari & Organizasyon, İnsan Kaynakları ve son on yılı Finans Yöneticiliği olarak süregelen kariyerine 2016 yılı sonunda yeni bir yön verdi. Neredeyse ilk gençlik yıllarından bugüne değin, hiç bitmeyen bir tutku ve merak ile, gelişime ve dönüşüme ilgi duydu. İnsanın; zihin, beden, duygu ve ruhu ile “bütün” olduğunu ilk keşfettiği 2005 yılında, yeni bir dönüşüm yolculuğuna başladı. Zaman içinde aldığı farklı eğitimler ile beslendi, aldığı bilgilerin birbirleriyle bütünselleşmesine önem verdi.Yazmayı ise ayrı sevdi, kitap okumaya aşık iken, yazarken yeniden yaşadığını keşfetti, yazarken yeniden yarattığını... Her yazı onu kendine daha da yaklaştırdı. Ve gün geldi yazılarından yeni bir “hayat” yeni bir kitap doğdu. Kitap adını kendi seçti, “El Yapımı Hayat” olsun dedi... 2014’de Yasemin Sungur ile hem yolları & hem de kalpleri buluştu. MARTIDAŞ olmayı çok sevdi, seviyor, hep de sevecek. Şimdİ yeni yazılar, yeni kitaplar ve yeni umutlarla yoluna devam ediyor.