Bebekler ve Bakıcılar

Haftada bir gün, bilemedin iki gün “ev işleri” için gelen bir yardımcı olsa yeter fikrindeydim. Doğum yaptığım gün bile araba kullanabilecek kadar sorunsuz geçen ikiz hamileliğimin verdiği yürek yemişliğimle, “Bebeklerime kendim bakacağım oh la la” diyerek dolanıyordum. Oysa hayatımda bir gün bile bebek bakmamıştım. Alt üst değişim, beslenme, yıkama sorumluluklarından bihaberdim. Evet davulun sesi uzaktan hoş geliyordu.

İlk üç ay ben, annem ve eşim paslaşarak bebeklere bakarken araya teyzem, anneannem, kuzenlerim, ağabeyim, annemin teyzesi ve babaannemin desteği de girdi. Bu döngüyle her şey yolunda gidiyordu. Birileri çamaşır, bulaşık, ütü birileri yemek, birileri bebeklerle ilgileniyordu. Bir zaman sonra annemle ya da kayınvalidemle baş başa kaldım. Altıncı ayın sonunda bakıcı arama kararı aldım. Bulduğum ilk kişi çocuk gelişimi mezunu harika bir kızdı. Bebekleri ona ilk kez teslim ederken huzursuz oldum. Birçok referansla işe başlamıştı. Evde annem de bulunduğundan, aslında çok da gerek yok bakıcıya diyordu bir yanım. Bebeklerime kamera görevi gören nöbetçiler diktim zaman zaman. Bakıcı bile diyemiyordum çoğu zaman, ablaları diyordum.

Bakıcı, dışarı çıkıp nefes almam için muhteşem bir olanaktı. Tek başıma ya da bebeklerimle kalabalığa karışmak, kısmen özgür ruhumu okşuyordu. Hafta içi ayrı hafta sonu ayrı bakıcı dönemimiz bile oldu. İki buçuk yılda tam yedi bakıcı geldi geçti hayatımızdan. Ailemizden biri olan bakıcılar, gün olup bebeklerimi zınk diyerek bırakınca aşırı geriliyordum. Sebepleri makul olsa da yaşları giderek büyürken oyun arkadaşlarını bir anda kaybeden çocuklarımın burukluğu beni çok üzüyordu. En uzunu altı ay, en kısası iki gün olmak üzere bakıcı silsilesi devam etti. Türk nüfusunu eleyip yabancı bakıcı formatına geçtik. Çocuklarını ülkelerinde bırakıp çocuk bakmaya gelen bu kadınları hâlâ anlamaya çalışıyorum. İlk görüşmede elediğim çok kişi olmuştu. Hissiyatım beni şaşırtmıyordu. Uzmanlaştığımı daha iyi anlıyorum. Altı ayı devirdiğimiz Türkmen ve Berna isimli bakıcıyla dolara endeksli ilişkimiz “gittiği yere kadar” şeklinde devam ediyor. Çocukların onunla iletişimi en önemli konu. Diğer olumlu özelliklerini  cebime atıyorum. Ben sebze yemeyen çocuğa yedirdim, ben bir yaşında bezi bıraktırdım cümlelerini kurabilenler, deneme günlerinde sadece bir çocukla ilgilenenler, çocuklar harici özel sorular soranlar hiç potamdan geçmedi. Ayrıca yeni bakıcıya geçerken gidecek olanın tacını hemen elinden almadım. Birlikte birkaç gün geçirip uyum sağlamasına destek oldum.

Çocuklarla yalnız kalma fobimi yendim. Geçen yıl altıda giden bakıcının ardından pencereye koşup hadi babayı bekleyelim derdim. Zorunlu olarak onlarla yalnız kaldığım bir sabah tek başıma hazırlayıp evden çıkarıp arabaya bindirdiğim anda büyüdüm. Kendime bir aferin daha verip gaza basarken çocuklarımın birbirlerine sıkı tutun sözleriyle gülümsedim.

Berna Aksu


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: