Bebek Kakasıyla Gelen Mutluluk

Doğumdan sonraki ilk aylar için kritik üç soru: “Kakası nasıldı? Ne renkti? Ya kokusu?”

Bebeklik dönemindeki o altın sarısı kutsal yıvışık madde, son iki buçuk senemi giderek katılaşarak ve azalarak kaplamakta. Tek bir bebeğin günde yedi kez kaka yaptığını bilmeyip günde on dört kez kakayla karşılaşan bir ikiz annesi olarak, boş duvarlara dalmış bulurdum kendimi. Kaka, çiş ve gaz üçlemesi önem teşkil eder çünkü ancak bebeği yerse tok hissedebilen bir anne, bebeği dışkılamazsa en az onun kadar rahatsız olur. Dışkıyı vücuttan atma eylemi, bebeği huzurlu yaparken anneyi de gülümsetir. Mutluluğu kakaya bağlar hale gelirsin. Kaka yolları gözlemek anneliğin en meşakkatli sınavlarındandır. Acaba ne yedim? O son muz dilimini yemeyecektim ya da daha fazla sebze yemeliydim dersin. Kendini suçlamaların gittikçe artar ve hep o mama yüzünden dersin. Deme annem deme! Tüm bunları bil ve akışına bırak ki senden de bebeğinden de çıkıp gitsin.

Aylar geçtikte zehirleme olasılığı tavan yapan o koku ve kıvamdan sonra Tanrı annelere acımış olacak ki tuvalet eğitimine geçiş yapılıyor. Henüz bunu deneyimlememiş bir anne olarak bu konuyu başka bir başlık altında toparlamak, o aşamalara Mario gibi zıplamak çok isterim.

Doğum sonrasındaki günlerde bebeklerle taş devri hayatının ilkelliğinin ve bir o kadar da pratikliğinin cazibesine dair tezler bile yazabilirsin. Keza köylerde bezsiz beşiklerde yatan altlarına yaprak serilen ve efil efil uyuyan iki kuşak öncesi atalarımızdı. Şu güne kadar benim gibi hiç pişmiş popoya yapışmış kaka görmediysen gör, bak, bul, incele lütfen. Hazırlıksız yakalanılan bu tablo karşısında çığlık atıp bebeği düşürme tehlikesi bile yaşayabilirsin. Deneyimin varsa varsın. Yoksa seni sen yapan bir süreç. Şu anda elime üçüz prematüre bebekleri teslim edebilirsiniz mesela. Ama sadece birkaç saat için söz verebilirim. Lakin tahammül denen sınır kakaları beklerken ufukta yok oluyor.

İyi haberler de var. O zorlayacı ilk yıldan sonra bez değişimleri sabitlenir hale geliyor. Uyku öncesi ve sonrası gibi. Ama yeni tanışılan bebek popoları için mutlaka bir defter edinilip kaka, bez değişimi notları alınmalı. Eğer anne yalnız değilse -ki umarım değilsindir sevgili anne- yardım edenler de deftere not tutmaya devam etmelidir. Uykusuz kalmış bir beyne hangisinin bezinin değiştiğine ya da kaka yaptığına dair sorular çok bilinmeyenli bir okyanus gibidir.

İshalden şikayet olduğu gibi kabızlık da bir diğer sorundur. Zeytinyağıyla popiş silmek gibi çözümler arasında kaybolup giderken esas sorunun her eylemin arkasında yan gelip yatan psikolojik nedenlerine asılı kalırsın. Çakıl taşı gibi kaka yaparken ıkınan bebeğinin suratına bakamazsın. Yollar açılınca gelen yanardağ patlamalarına ıslak bez, alt açma örtüsü yetiştiremezsin. Hayat bu ya! Kakalı bezi çöpe atarken evde kimi görsen maşallah yaptı deyip gülümserken bulursun kendini. Hele kaka yapmadan kaka diyen çocuğuna “yap annem hadi ıkın” deyip ilk holiganlık deneyimlerini salonun ortasında gerçekleştirirsin.

Sonuç olarak kaka hayatımızın tam ortasında tuvaletin en nadide parçası, bebek bezlerinin olmazsa olmazıdır. Tüm annelere tıkır tıkır işleyen bağırsak sistemli bebekler ve  kakalı günler dilerim.

Berna Aksu


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: