Annelere Sıkça Sorulan Bazı Acımasız Sorular

İlk “Tüp bebek mi?” sorusu asansörde karşıma çıkmıştı. Tanımadığım teyzeler gürûhunun arasına ikiz arabasını zorla sığdırabildiğim daracık kabinde (2iz annesi olarak asansör önceliği hakkını ayrıca anlatacağım) bu soru benim tüm ayarlarımla oynamıştı. Teyzeciğimle (!) birbirimize yakınlaştığımız o an akraba olduğumuzu düşünmüş olacak, böylesine özel bir durumu oracıkta anlatmamı beklemişti. Sessizliğimden destek alıp “Ailede var mı?” soru cümlesiyle, o kısacık dakikaları yıllar gibi hissetmiştim. Bu tip soruların sonun başlangıcı olduğunu bilemezdim.

Özenle tütüler giydirip, kokoş bantlar takıp pembenin dibiyle süslediğim kızıma, papyonları eksik olmayan oğluma bakıp “Hangisi kız, hangisi erkek?” dediklerinde beni küllerimden doğuruyorlardı. Hele ikiz arabasına binmiş çocuklarımı görüp heyecanla “İkiz mi?“ dedikleri an, ölü taklidi yapmayı öğrenmiştim.

Samimiyeti ilerlettiğini sananlar, anlam veremediğim yapmacık korku maskeleriyle “Sezaryen değil mi?“ derler. Sinsice gülerken merak etmeyin beş kiloyu normal doğumla doğurmadım diyordum. Yine yapmacık bir korkuyla “Tekrar çocuk düşünüyor musun?” diyerek tıslarlar. Seni can evinden vururken haz alır gibi bakarlar. Gözaltı morluklarına odaklanıp “Büyüsünler de yaparsınız bir tane daha” deyip “Okula gittiklerinde rahat edersin” tavsiyesini ihmal etmezler.

Sen birini emzirirken öteki ağlarsa gözyaşlarını içine akıtırsın. Ama her şeye maydonozgiller “Sütün yetmez, mama dene” aklını verip “Halamın dayısının kuzeninin eltisinin de ikizleri var. Kız aynı anda emziriyor. Sen neden emziremiyorsun?” sorusuna cüret ediyorlardı. Onları uçan tekmemle çoktan uzay boşluğuna yollamıştım.

Zor sorular olduğu kadar çerezler de oluyor. Mesela isimlerini heyecanla soranlar, aynı odada uyuyup uyumadıklarını merak edenler, kaç kilo doğduklarını tahmin etmeye çalışanlar çok masumca geliyor bana. Şimdilerdeyse çocuklarım değişirken sorular da değişiyor. “Birbirlerinden ayrı kalabiliyorlar mı?” bu sıra favorilerimden. “Hangisi sana benziyor?” en kafa karıştıranı. Bazı sorular canımı acıtırken bazıları çok güldürdü. “Hayır, ikiz değiller siz çift görüyorsunuz” bile dedim. Büyütürken büyüdüm.

Anladım ki, insanoğlu sonuca odaklanıyordu, karşısındaki kişinin hangi dalgalarla boğuştuğunun onun için hiç önemi olmuyordu. Gemin limana sağ salim vardıysa sorun yoktur özetle. Varmadıysa vay haline çünkü her şeye maydonozgiller familyası anneliğine sıçrama hakkı elde ettiklerini düşünüp zaman kaybetmeden silahlarını çekerler. Ya çok ta tın dersin ya cevap verip stres atarsın. Seçimler bizim için. İki yolu da denemiş biri olarak, kişiye göre muameleyi tercih ediyorum. Zamanla “bırakmayı” (bu derin mevzuya enlemesine ve boylamasına değineceğim) öğreniyorum. Gece olunca, şükür sebeplerime bakıp avuçlarıma dua okurken, beni aslında onların doğurduğuna dair inancım giderek pekişiyor.

Berna Aksu


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: