Affetmek

Kelimeleri doğru anlıyor ve doğru bir şekilde idrak ediyor muyuz? İçselleştirebiliyor muyuz?
Affetmek kelimesinin sözlük anlamı olan bağışlamak kelimesi tam anlamı veriyor mu? Yoksa daha derin bir anlamı var mıdır?

Affetmek, başımıza gelen olayda sorumluluğun kendimize düşen kısmını almak, ve diğer tarafa da (bazen suçladığımız kişiye de) kendi payını vermektir.

Tüm bunu yaparken geliştirdiğimiz anlayış, bakış açısı ve içtenlik, işin püf noktaları…

affetmek

Öncelikle kendiniz tamamen haklı görüyorsanız, bunu kabul etmek zor veya imkansız gözükebilir. Her duruma ve olay şöyle bakmak gerekir: Başımıza gelen her durumu biz yaratırız. Evrende her şey sistemlerden oluşur ve bu sistemler birbirine etkiler. Bu iki kavram karşıt veya ilişkisiz gibi dursa da, derin bir seviyede tamamen birbirlerini desteklerler.

Ne kadar uğraşsanız da, herhangi bir durumda kendi payınızı anlamasanız bile, en azından “bu durumdaki payımı kabul ediyorum, senin payını da sana veriyorum” demek sizi rahatlatacak ve o kişi ile olan bağınız sağlıklı bir hale gelecektir; ne fazla sıkı – ne de fazla kopuk… Ve bir bakacaksınız, bu tip durumlar ve olaylar hayatınızda azalmaya başlamış.

Doğada haklı ve haksız yoktur. Doğa yasaları dediğimiz sistemsel yasalar mevcuttur. Bu bakış açısı bize, olan olayları olduğu gibi, yargılamadan, etiketlemeden, eleştirmeden algılama yetisi verir. Affetme sürecinde bu bakış açısı önemlidir.

Diğer bir anlayış ise, her türlü acının, travmanın biz de bıraktığı pozitif bir yön vardır. Eğer bu travmanın üzerinde çalışıp çözümleyebilirseniz, bize kalan bu yön hediyedir. Bu zor şartlarda güçlü olmak veya yaratıcı olmak gibi yönler olabilir. Çok büyük iş adamının, sanatçını veya liderlerin çocukluklarını incelerseniz, bir çok olay bulursunuz; Steve Jobs, Roosevelt, Aşık Veysel…

Son olarak şunu belirtmekte fayda vardır: Affetmek zihinle yapılacak bir işlev değildir. Kalple yapılmalıdır. Kalbiniz sızlıyorsa bile, sızlaması geçene kadar tekrar tekrar denenmelidir. “Yaptıklarını görüyorum; kendi payıma düşeni alıyorum. Kendi payımı kendim alıyorum ve yaptıklarım için üzgünüm.”

Deniz Öztaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikİzleyicinin Gözünden: Kaçırılmayacak 5 Harika Film
Sonraki İçerikKitap ile Sohbet’te Sekizinci Sezon Sona Erdi
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.