2019’da Küçük Sevinçlerle Uçuş Planı

Dönüp arkama baktım ve aylara, günlere, anlara bıraktığım ayak izlerimi seyrettim. Yolda olduğum süre içinde bazen bir yıla bedel anlar yaşamışım. Zorlu yokuşlar, engebeli, taşlı, çamurlu, güneşli, yağmurlu anlar aşmışım. Bazen de güle oynaya geçmişim, eğlenmişim, öğrenmişim, kucaklanmış ve kucaklamışım.  Zorda da kolayda da yanımda eşlik eden en güçlü dostum umut olmuş. Onu hiç yitirmemişim, en olmaz zamanlarda sımsıkı tutunmuşuz birbirimize. Ve en önemlisi iyi, kötü yaşadığım her anda öğrendiğim bir şeyler olmuş. Bir sonraki yıllara, anlara taşıyabilecek kadar güçlenmiş kalbimin ve kollarımın kasları. Daha çok sevmek ve sarılmak için çok değerli nedenlerim olmuş her biri.

Bazen birbirimize sorduğumuz o soruyu kendime de sordum: Başka bir hayat yaşamak isteseydin ya da dünyaya yeniden gelseydin nasıl bir hayat isterdin? Yine kendi hayatımı yaşamak isterdim zor virajları bile bile. Keşkelerim olmazdı, karşılaştığım her insana, yorulduğum her ana ve problemlerle etrafımı saran her sürece rağmen, yine ben olarak kendi yolumda yürümek isterdim. Peki mutsuz anlarım olmadı mı? Mutsuz anları mutluluğa tercih etme şansım olsaydı neyi seçerdim?

Bu sorunun cevabını ararken, içimden bir şair seslendi, kendinden emin bir şiirle, “Hayatımı başka hiçbir hayatla değiştirmek istemediğime göre, demek ki mutsuz değilim.” Hüzünlü her anım, -her zordan sonra bir kolaylık geleceğine inancımdan belki de- hep bir gülümsemeye yer açtı.  İnsan zamanla anlıyor, hüzünler de insana bir öğretmen, bir kılavuz, bir derviş gibi yol gösteriyor. Acımadı mı hiç? Elbette yandı yüreğim. Böyle zamanlarda da dostlar, dost kitaplar, şarkılar ve filmlerle karıştırdım yüreğimi ve dibi tutmasın diye şiirler döktüm üstüne şerbet niyetine.  

Birbirimizin gülümseyen ve her şey yolunda pozlarımızdan oluşan fotoğraflarımızı profillerimize koyduğumuz günden beri, sanki dert tasa yaşamayan, hayatında sıkıntı görmemiş, kederlerin önünden geçmemiş insanlar gibi yansıyoruz sanal sayfalarımıza. Kim bilir ne anlar geçti hayatımızdan zaman tünelimize yansımayan. İyi ki de en çok sevdiğimiz, beğendiğimiz o anları paylaşıyoruz bir taraftan da. Geriye dönüp baktığımızda yüzümüzde tebessümle üzerinde durduğumuz o güzel anlar da “iyi ki…” dedirtiyor. Hatırlamak güzeldir, insanın içindeki ritmi değiştirir, umudunu yeşertir, kanatlarını harekete geçirir. Böyle zamanlarda ne der usta?

Uçmak için kuş olmak gerekmiyor.

Küçük sevinçler olsun yeter.

Kimimiz yakınlarımızı kaybetti, kimimiz yokuşta seyretti, kimimiz başarı ivmesini yükseltti, kimimiz, “şimdi her şey bitti” derken, yeni başladığını fark etti.  Kimimiz hasta oldu, kimimiz en zor hastalığı bile yendi.

Hayat her an hüzünler ve sevinçlerin tokalaştığı birçok anla dolu. Hepsi bir başka değerle de tanıştırıyor bizleri. Yavaşlarken hızlanmayı, hızlandığımız anda durmayı, sevdiğimiz ve sevildiğimiz yerde bir anlamla kalmayı ve her şeyin bir bütüne hizmet ettiğini, o bütünlüğün içinde bir olmayı ve daha birçok şeye başka gözlerle bakmayı öğreniyoruz. Nasıl geleceğini bilmediğimiz her ana umutla yürümemizin sebebi, bilmediğimiz yerde gizli değil mi zaten?

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey değil, çok şey oldu benim de. En önemlisi ise bilmiyor olmak ‘anı’, hala ihtimallerin olabildiğini bilmek ise ‘umudu’ zenginleştiriyor. 

Ne yaşarsak yaşayalım, bir önceki yazımda da paylaştığım gibi, manzaraya bakmayı, çocuk sevmeyi, dosta sarılmayı ve tam zamanında orada, anda tüm varlığımızla olmayı unutturmasın yaşadıklarımız bize. Hayat sürprizlerle dolu bir sandık gibi, içinden neler çıkacağını bilmiyoruz. Bu nedenle, zor anlarda kanatlanıp uçmak için bol miktarda küçük sevinçler biriktirelim.

Yeni yıl dileğim, anları hakkıyla yaşayabilecek kadar keskinleşsin gözlerimiz. Yıl, sevinçli anlarıyla dolu bir hediye gibi gelsin hepimize. Ancak hayatımızın penceresine konan hüznün kuşları olursa “günaydın hüzün” diyerek karşılayacak ve onu bir bilge misafir gibi uğurlayacak güce, enerjiye, görüşe de sahip olalım.  

Umut bu yıl da hepimizin sağ kolu olsun. Yeni yıla, geçmişten ne götüreceksiniz bilmiyorum ama ben küçük bir liste yaptım. Sağ tarafa bana iyi gelenleri yazdım, belki size de iyi gelir.  Bereketli ve keyifli nice yıllara…

2019 Yılı Yol Arkadaşları

– İyi hissettirecek bir film. (Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları)

-Her zaman sizi harekete geçirecek bir şarkı. (Athena, Kendi Yolumda)

-Yolunuza kılavuz olacak bir kitap. (Patti Smith / M Treni)

-Sağ tarafınızı kalbiyle dolduracak dostlarınız.

-“Acaba ileri mi gittim?” diye şüpheye düştüğünüzde, size bunun normal olduğunu hatırlatacak sıkı bir söz. (Sevmek, mübalağa sanatıdır. Abartın. / İsmet Özel)

– Ve uçuş için bol miktarda şiir. (Şiirler küçük sevinçlerin en kestirme yoludur. Tüm şiirleri yanımıza alabiliriz. / İstanbul aşıkları için: Necip Fazıl Kısakürek / Canım İstanbul)

Sevilay Acar


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikOkurun Gözünden: Melike İlgün’den “Paramparça” Bir Roman
Sonraki İçerikKitap ile Sohbet Ataşehir’de Başladı
Sevilay Acar
Öğrenim Üyesi / Okur- Yazar. En büyük deneyimim çocukluğumda oynadığım oyunlar ve kurduğum hayaller oldu. Her ne yapıyor olursam olayım, iki etken her zaman yolumu belirler: hayaller ve dualar. Çocuk merakı ve heyecanıyla öğrenmeye çalışıyor, okuyor, yazıyorum. Babalardan Babalara adlı bir röportaj kitabım var. Babaların ayak izlerinden oluşan ve hikayeleriyle iç dünyaya yolculuk yaptıran bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yolculuğu seviyorum çünkü her şeyin yolda şekillendiğine inanıyorum. Bu yolda en çok da öğrenciyim; kapsayan, içine alan, öğrendikçe çoğalan ve var olan. Karşılaştıklarımı, hissettiklerimi, öğrendiklerimi yazarak paylaşmaya çalışıyorum.