Yanınızda Ayna Var Mı?

0
300

Sizi Öznur Yılmaz Berk’in yolculuğuna çıkarıyoruz. Bu yolculukta bazen kendi kendinizle kalacaksınız, bazen iç sesinizi duyacaksınız, bazen aynada kendinize bakıyormuş gibi hissedeceksiniz .

Ben Öznur Yılmaz, Temmuz 1997 yılında evlenince sonuna BERK eklendi. Öznur Yılmaz Berk oldum. Sanırım hemen hemen kanunen iki soyadını ilk alanlardanım. Bu kanun o sene ve o aylarda kabul edilmişti. öznur yılmaz berk1Ben de evlenmeden önce bir turizm firmasında imza yetkisi olan bir görevde çalışıyordum. Herkes kızlık soyadımla beni tanıyordu. O sene kadınlara bu hak verilince de kullandım.

Çok severek çalıştığım turizm sektörüne istemeyerek veda ettim; kendimi değil, eşimin değerini önde tutarak evlilik sebebi ile istifa ederek ayrıldım. Neden böyle dedim derseniz, kadınların kariyerlerindeki bariyerlerinden biri ile karşılaşmıştım. Daha önce her şey yolunda iken birden hayat yolumu birleştirdiğim kişinin uygun görmemesinden dolayı kendi hayallerimden vazgeçmem o güne kadar yaptığım her şeyi bir anda yok saymamdı. Tabii ki bu benim seçimim olmalıydı. Seçimler üzerinde düşünülür. Bu olursa, ne olmaz, bu olmaz ise neler olur diye bir muhakeme yapılır ve sonra zihinsel sürecinde sana göre olanı seçersin bilinçli bir şekilde neyi neden yaptığını bilirsin. Benim ki seçim değildi. Sadece duruma uymaktı. Böyle olduğu için demin den beri size anlatmaya çalışıyorum hala içimde bir yerlerde kalmış olmalı .

Tecrübe Yaşayarak Kazanılıyor
Bu yaşanmışlıklarım şimdi benim zenginliğim oldu. Çünkü tecrübe yaşayarak kazanılıyor. Şimdi gençlere değerlerinin, seçimlerinin farkındalığını öğretiyorum. Hikayeme dönecek olursak, istifa ettikten sonra nişanlılık devresinden sonra 9 ay içinde evlendik. Eşimde o günlerde otelcilik sektöründe departman yöneticisi olarak çalışıyordu. Ben ise öğrencilik yıllarımdan beri çalışmış biri olarak çok mutsuzdum. Sıkılıyordum. Böyle olunca evimize yakın daha az yorucu bir acentenin şubesinde işe başladım. Çünkü eve eşinden önce geleceksin kuralı vardı .Bu yüzden işim eve yakındı. Tam her şey yolunda derken; seyahat acentesinde çalışıyorsanız çok zaman mefhumu olmaz, sık sık iş gezileri yapmak durumunda kalırsınız. Ben organizasyonlar yapıyordum. Bayi toplantıları açılışlar derken yılda bir kez yapılan benim otel info gezileri dediğimiz 15 günlük gezi dönemim başladı. Bekar olduğum zamanlar en sevdiğim dönemdi. Fakat şimdi kabus olmuştu. Çok ciddi bir kavga ettik eşimle ve ben ağlayarak gene Öznur’u değil karşı tarafı memnun etmeyi seçtim ve işten çıktım.
Yine sıkıntılı günler başlamıştı; bu sefer eşim de istifa etmiş, biz iki akıllı gözüken, birbirini seven akılsızlar olarak, iş yerlerimizi ve aylık kazançlarımızdan vazgeçip ufak olsun bizim olsun, birbirimizi doya doya görelim mantığı ile oturduğumuz bölgede kafe açtık. Ah sormayın o yılları… Kafenin açılışını yaptığımız gün kendimi hapishanede hissettim.

Sana bağlı bir iş, asla bırakmazsın, ne tatilin var, ne de mazeretin. Her şeye rağmen büyük bir özveri ile çalıştık. Kendi işin olması ne demek nelerden sorumlusun ay sonu geldiğinde ki ödemelerin, vergin stopajın ne demek olduğunu öğrendik. Yaklaşık iki sene her çalıştığım işteki iş sorumluluğumla çalıştım. Eskiden maaşım vardı keyfime bakıyordum ama kafe de ancak onu yaşatmaya çalışıyorduk. Bu sırada Türkiye burası, ne olacağı belli olmaz derken kriz…. Ardından deprem….Döviz bazındaki kiramız iki kat artmıştı. Bu sefer ellerimizle büyüttüğümüz, emek verdiğimiz kafeyi kapattık. Çok üzülmüştüm, hatta kapatmamak için başka yere taşınalım, küçültelim, büfe yapalım gibi alternatifler üretmeye başlamıştım. Şimdi çok daha iyi anladığım babam, izin vermedi . Sonunda kapattık. Kapatınca sanki omuzlarımdan bir yük gitmişti. İşin içindeyken göremiyordum. Kapatmak başarısızlık gibi geliyordu bana, etrafa ne diyeceğim düşüncesi vardı. Paramız gitti vs. gibi kayıpları ve olumsuzlukları düşünüyordum. Halbuki zararın neresinden dönersen kar sözünü yaşadık. Ben kendimin farkına vardım. Kafede o sorumluluğun altında kadın değil erkek gibi olduğumu, kendim için iki yıl boyunca hiçbir şey almadığımı, şımartılmadığımı, tatil yapmadığımı fark ettim.

Şimdi kuş gibi hafiftim. İkimiz de işsiz kalmıştık. Durum böyle olunca Türk toplumunun en güzel değeri aile hemen devreye girdi. Destek oldu. Ben aile firması olan matbaada işe başladım. Aile firması olunca hem daha fazla sorumluluğun oluyor, hem de bazı şeylerden feragat ediyorsun.

öznur yılmaz berk2

Yıl 2006 idi. Matbaa benim çalıştığım sektöre benzemiyordu. Üretim, işçi çalıştırma farklı idi. Gelişim gerekiyordu. Her zaman meraklı bir yapım vardı. Evde çocukluğumdan beri Hürriyet Gazetesi okunurdu. Gene Hürriyet İK eki ilanlarına bakarken buldum kendimi, bir söyleşiden bahsediyordu: “Yeni Bir Bakış Gelecek Planı’’ Yasemin Sungur 6 Nisan 2006

Yazılarından takip ediyor, medyadan tanıyordum, Yasemin Sungur hocamı. Hemen gitmek için not aldım. O tarihte sabah erkenden eşime bile söylemeden düştüm yollara Bilgi Üniversitesi’ne gittim.

O günden beri hala sakladığım notlarımdan aktarıyorum. Yasemin Hanım, o gün bir çok şeyden bahsetti. “Gelecek planınınız var mı? Neredeyim şimdi? Nerede olacağım yarın? Kendini keşfet. Hedefini belirle ve hareket et” diyordu. Mutluluğun formülü, kendini yönetmek. Sahip olduğun yatırım, iletişim diyordu.

En çok etkilendiğim ve hiç unutmadığım şey ise “Yanınızda aynanız var mı?’’ sorusu idi. “Aynada kimi görüyorsunuz ?”

“Aynada gördüğünüzü tanıyor musunuz?” demişti. Hepinizin bir aynası olsun. Alın aynanızı ve gülün kendinize . Ben o günden sonra her sabah bunu unutmam bakarım kendime , konuşurum kendimle Evet… Öznur ile konuşurum. Bazen bakarım “Ne yapıyorsun sen kendine?” derim. Bazen gülerim, severim onu. “Aferin” derim. O gün hayran olmuştum Yasemin Hanım’a, en önemlisi duyduklarım beni düşündürtmüştü .Kendime bakmamı sağlamıştım. Ne istiyordum. Hayallerim neydi ? Gelecek planım, önceliklerim nelerdi ? Sınırlayan inançlarım var mı? Hepsine bakmamı sağladı. Ne istiyordum. Neden İstiyordum. İsteğime ulaştığımda neler görecektim. Bu isteğime yönelik olarak neler yapacaktım. Tek tek düşündüm. O günlerde bir çok beni rahatsız eden etkenler olmasına rağmen en önemlisi içimde benimle yaşayan ve hiç sesi susmayan bir istek vardı. Anne olmak .O kadar karışık bir süreçten geçiyordum ki o sesi susturuyordum. Bunun için bir çaba vermiyor .O zaman fark etmediğim önceliğimin bu olduğunu bilmiyordum. Zaman kaybediyordum. Hep bahaneler uyduruyordum. Nasıl bakacağız ki henüz işlerimiz düzelmedi vs. farkında değildim geçen zamanın bunun için eyleme geçtiğim sürede bambaşka bir şeyle karşılaştım. Bu işin bu kadar kolay olamayacağı idi. Savaşımın başlangıcı oldu. Biliyor musunuz problemler hediye paketi ile gelir bize bunu fark etmemiz zaman alır. Benimde aslında bu savaşım hediye paketimdi. Kendimi gerçekleştirmem, yaşam amacımla tanışmam için. Çok uzatmayayım, anne olmak isteğim ve uğrunda verdiğim savaş beni yordu, üzdü bu süreci yaşayanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklar. Belki bir başka yazımda bunu birlikte paylaşarak yazarım. Gerçekten senin kuvvetinin, psikolojinin, inancının, umudunun ve sevginin ölçüldüğü yardımcı üreme programı doğmamış bir çocuk için neler yapabileceğini neleri göze alabileceğini gösteriyor. Bu hassas süreçler olumsuz sonuçlandıkça Allah inancım beni tekrar ayağa kaldırıyordu. O günlerde tek ihtiyacım bana bunun neden böyle olduğunu söyleyecek birinin olması idi. Ne yapmam gerekti vazgeçmeli mi yoksa okuduğum kitaplarda ki gibi bir kapı kapanırsa diğerini çalmalısın mantığı ile bir kez daha bir kez daha mı denemeli ,yoksa tevekkül olup Allah’ın emrine karşı gelme Öznur mu demeliydim. Öyle çaresiz hissediyordum ki bu cevabın bulamadığım sorular karşısında…

öznur yılmaz berk3Sonra bir gün canım annem vesilesi ile Yeşim Cimcoz ile tanışıp Reiki benim can dostum dediğim belki bir çoğunuzun bildiği bir şifa yaşam enerjisi ile tanıştım. İnanılmazdı bana öyle iyi geldi ki hala can dostum diyorum. Şimdi Reiki master’ım ve isteyenlere bu enerji ile tanışmasına vesile oluyorum. İşte bu benim hediye paketimin açılması idi. İlk içinden Reiki çıktı önce bozdu sonra beni temizledi. Ardından nefes terapisi derken, okuduğum kitaplar ve yolculuğum beni koçluk ile tanıştırdı. Sene 2011 olmuştu ve ben uluslararası sertifikasyon alacağım koçluk eğitimime başlamıştım. Koçluk eğitimi boyunca da önce kendime koçluk etmeyi öğreniyordum.

Her gün farkındalıklar yaşıyor, kendi anahtarımın kendim olduğunu anlıyordum. O kadar kolay değildi. Bilgilenmek bunun sonuncunda uygulamak ,eyleme geçmek, içimde ki onunla yaşamaya alıştığım sabotajcımın sesini kısmak, sus sen seni yeterince dinledim. Sana teşekkür ediyorum. Bundan sonra yaşamımın yönetmeni benim demek hiç kolay değildi. Bu sefer biliyorsun, fark etmişsin fakat yaşadığın olaylar karşısında kendini daha kötü hissetmeye başlıyorsun.

Zaman zaten haklı olduğu şekilde sana olması gerekeni getiriyor. Yeter ki sen korkularınla, kaygılarınla önünde engel olma…

Yazık sana bu kadar eğitim alıyorsun boşuna, bir de evde sen nasıl kişisel gelişimcisin daha kendine doğru davranmıyorsun sesleri, şaka gibi tüm bu söylemler karşısında rotanı şaşırıyorsun. Şimdi rahatlıkla hatta biraz da gülerek söyleyebilirim ki hepsi geçiyor hepsi bu yolculukta var. Önemli olan bu yollardan geçerken şimdi ne öğrenmeliyim diyebilmek. Zaman zaten haklı olduğu şekilde sana olması gerekeni getiriyor. Yeter ki sen korkularınla, kaygılarınla önünde engel olma. İşte her gün bir şey öğrendiğim bu yolculuğumda NLP metodoliji ile de tanışınca zihin süreçlerimi yönetebilmeyi öğrendim. Nasıl bir şey bu insan psikolojisi, yarattığımız ilüzyonları ve kendimize yaşattığımız mutsuzluğu fark edebiliyordum . Gene çok kolay olmuyordu. Hap şeklinde değildi ki yemeklerden önce bir tablet al her şey yolunda olsun. Yaşam devam ederken sende kendi sahnende kendi rolünü oynuyorsun. Role alışmak, rol arkadaşlarını tanımak ,ezber yapmak hiç kolay değil zamana ihtiyacın oluyor. Bir gün tam artık her şey yolunda derken içerden bir yerden derinlerden geldi o ses müthişti ben hallettim dediğim. Spritüal söylemde affettiğim, kabul ettiğim o birde baktım hiç de öyle değildi. Hiç de kabul etmemişim. işte o günde bir dönemeç daha döndüm.

Şimdi dedim şimdi bitti .İşte KABUL ettim. O zamana kadar milyonlarca kez Kabul ettim demiştim. Yokkk öyle… dilin söylüyor fakat kalp dilin öyle demezse olmuyor. O gün tüm derinlerde bir yerlerde tamam dedim. Şimdi seni öyle bir kabul ettim ki bundan sonrasını sen düşün .:)) O gün artık farklı bir pencere açılmıştı bana. Seçimimi yapmıştım. Elimden gelenin en iyisini yapacak ve iyi bir koç olacaktım. Bunun için eğitim desteklerim devam edecekti. İşte 2006 yılında hayran olduğum Yasemin Sungur hocam’ın kapısını çaldım. Kendisi ile çok keyifli bir ay Kariyer Koçluğu eğitiminde birlikte çalıştık. Bu sefer ne istediğimi biliyordum. Seçimimi yapmıştım. Güçlü yanlarım, zayıf yanlarım, desteklerim, tehditlerim neler beraber baktık. Gelecek planı yaptık. İnanır mısınız o gün yaptığımız gelecek planının hepsini gerçekleştirdim. Şimdi yeni bir tane daha yapma zamanım geldi.

Şimdi bakıyorum da o zaman ki gelecek planımda ki yapılacak eylem adımlarımın içerisinde eğitim almak varmış. Çünkü koçluk daima kendini geliştirmen gereken bir saha. Benim zaten psikolojiye olan ilgim hep vardı.

öznur yılmaz berk4

Koçlukta karşındakini okuma sanatı olunca, psikoloji ve psiko terapi eğitimlerine başladım. Gene o zaman ki gelecek planımda yazdığım markalaşma adımlarında televizyon programında yer almak ve dergide yazı ve kitap yazmak vardı. Şaka gibi o zaman sadece hayal ettiğim bu eylemleri yaşadım. İki kere yerel bir kanalda konuk oldum. Dergide yazım çıktım. Şimdi de çok değer verdiğim siz Martı Dergisi okuyucuları ile buluştum. Bu muhteşem fakat şans değil çünkü şansı kesinlikle siz yaratıyorsunuz buna inanın. Mekanizma inanç ve eylem adımları ile çalışıyor ve sonuç alıyorsunuz.

Problemim bana hediye ile geldiği kişisel gelişim yolculuğumda şimdi artık Koçluk eğitimi sertifikasyon sürecimi tamamladım. Koçluk hizmeti verdiğim her biri birbirinden değerli harika kişilerle çalışmalarımızın sonuncunda yaşamlarında gördüğüm değişim ve dönüşümler bana koçluk dinamiğinin ne kadar güçlü olduğunu her seferinde gösteriyor.

Problemim bana hediye ile geldiği kişisel gelişim yolculuğumda şimdi artık Koçluk eğitimi sertifikasyon sürecimi tamamladım. Koçluk hizmeti verdiğim her biri birbirinden değerli harika kişilerle çalışmalarımızın sonuncunda yaşamlarında gördüğüm değişim ve dönüşümler bana koçluk dinamiğinin ne kadar güçlü olduğunu her seferinde gösteriyor. Bir kişinin hayat bahçesinin bir yerinde karşılaşıp gitmek istedikleri yere beraberce yolculuk yapmamız inanılmaz mutlu ediyor beni .İşte o zaman Konfüçyüs‘un dediği gibi ‘’Sevdiğin işi yapıyorsan bir gün bile çalışmış olmazsın ‘’ sözünü yaşıyorum. Şimdi kariyer yolculuğumda sevdiğim işi yapan seçimlerinin farkında, mutluluğun peşinden değil onu yaratarak yaşayanlardanım. Bunun için beni daima ileriye götüren tüm hocalarıma sonsuz teşekkür ediyorum.
Negatif düşüncelere yoğunlaşırsak, negatife insanları ve koşulları çekeriz. Pozitif düşüncelere yoğunlaşırsak pozitif insanları ve koşulları çekeriz. Başarımız düşüncelerimizin yoğunluğuna ve frekansına bağlıdır. Eski zihin kalıplarımızı bizi sınırlayan ve yoksunluklara iten negatife programlanmış düşüncelerimizi yeni olumlu düşüncelerle değiştirmeliyiz.
Yasemin Sungur hocamıın dediği gibi, gelişim bireyde başlar. Kişisel gelişimimize önem vermeli bununla ilgili kitaplar okumalı, gerekirse yardım almalıyız.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Lütfen yazıyı paylaşın | Bilgi paylaştıkça çoğalır, paylaşmak değer katar...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here