Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

aile

Psikolog Yazar Mustafa Topkara ile Bağımlı İlişkiler Üzerine – II

Psikolog -Yazar Mustafa Topkara ile bağımlı ilişkiler üzerine gerçekleştirdiğimiz sohbetimizin 2. bölümü…

 Röportajın ilk bölümü için tıklayınız

Yarım Kalmış İlişkiler Bağımlılığı Tetikler Mi?

Psikodrama ve aile dizilim çalışmaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Geçmiş yaşamlara gitmek ve oradaki sorunları bulup şifalandırmaya çalışmak gerçekten mümkün mü ve de çözüm mü? Siz nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?

Ben terapistim. Nasıl çalıştığımı anlatmak uzun konu, oraya girmeyeyim… Bahsettiğiniz çalışmalar kişilerin yaşadıkları ilişkilerdeki zorlanmalarını anlamalarında onlara katkı sunar, algılarını genişletir, ancak bu çalışmaların bağımlılık sorunlarını çözümlediğini düşünmüyorum. Bu çalışmalar daha çok kişilerin bugünkü sorunlarının geçmişte nereden kaynaklandığını anlamalarına katkıda bulunuyor. Ancak ilk dönem travmalarını hatırlamak bugünkü sorunu değiştirmez, bugünkü davranışınızı değiştirmez, bu uzun bir çalışmayla mümkündür. Sorunu anlamak başka bir şey, çözüm başka bir süreçtir. Hayat dünde değil bugündedir. Sorununuz da dün başlamış olsa da çözümü bugünün değişmesindedir.

psikolog-yazar-mustafa-topkara-ile-bagimli-iliskiler-uzerine-ii

Okumaya devam et

Affetmek

Kelimeleri doğru anlıyor ve doğru bir şekilde idrak ediyor muyuz? İçselleştirebiliyor muyuz?
Affetmek kelimesinin sözlük anlamı olan bağışlamak kelimesi tam anlamı veriyor mu? Yoksa daha derin bir anlamı var mıdır?

Affetmek, başımıza gelen olayda sorumluluğun kendimize düşen kısmını almak, ve diğer tarafa da (bazen suçladığımız kişiye de) kendi payını vermektir.

Tüm bunu yaparken geliştirdiğimiz anlayış, bakış açısı ve içtenlik, işin püf noktaları…

affetmek

Öncelikle kendiniz tamamen haklı görüyorsanız, bunu kabul etmek zor veya imkansız gözükebilir. Her duruma ve olay şöyle bakmak gerekir: Başımıza gelen her durumu biz yaratırız. Evrende her şey sistemlerden oluşur ve bu sistemler birbirine etkiler. Bu iki kavram karşıt veya ilişkisiz gibi dursa da, derin bir seviyede tamamen birbirlerini desteklerler.

Ne kadar uğraşsanız da, herhangi bir durumda kendi payınızı anlamasanız bile, en azından “bu durumdaki payımı kabul ediyorum, senin payını da sana veriyorum” demek sizi rahatlatacak ve o kişi ile olan bağınız sağlıklı bir hale gelecektir; ne fazla sıkı – ne de fazla kopuk… Ve bir bakacaksınız, bu tip durumlar ve olaylar hayatınızda azalmaya başlamış.

Doğada haklı ve haksız yoktur. Doğa yasaları dediğimiz sistemsel yasalar mevcuttur. Bu bakış açısı bize, olan olayları olduğu gibi, yargılamadan, etiketlemeden, eleştirmeden algılama yetisi verir. Affetme sürecinde bu bakış açısı önemlidir.

Diğer bir anlayış ise, her türlü acının, travmanın biz de bıraktığı pozitif bir yön vardır. Eğer bu travmanın üzerinde çalışıp çözümleyebilirseniz, bize kalan bu yön hediyedir. Bu zor şartlarda güçlü olmak veya yaratıcı olmak gibi yönler olabilir. Çok büyük iş adamının, sanatçını veya liderlerin çocukluklarını incelerseniz, bir çok olay bulursunuz; Steve Jobs, Roosevelt, Aşık Veysel…

Son olarak şunu belirtmekte fayda vardır: Affetmek zihinle yapılacak bir işlev değildir. Kalple yapılmalıdır. Kalbiniz sızlıyorsa bile, sızlaması geçene kadar tekrar tekrar denenmelidir. “Yaptıklarını görüyorum; kendi payıma düşeni alıyorum. Kendi payımı kendim alıyorum ve yaptıklarım için üzgünüm.”

Deniz Öztaş

Gece Sesleri

Egeli büyük bir aile olan Ortaçlı’ların, içinde sırlar barındıran, 40’lı yılların başından başlayıp, 2000’lere kadar uzanan 60 senelik hayatlarını anlatan bir roman. Ayşe Kulin olayları sıralı olarak değil, geriye dönüşlerle anlatmayı tercih etmiş ve bu tercih de, anlatıya önemli bir özellik katıyor.

Gece Sesleri

Okumaya devam et

Şık Kocalar, Şiddet Gören Kadınlar, Yen İçinde Kalan Kırıklar

 “Gözünde parlayan güneşin güçlü ışığı ile uyandı. Güneş odanın içine en parlak ışığıyla girdiğine göre çoktan öğlen olmuştu bile. Yatağının tam karşısındaki dolabın açık kapısından rengârenk kravatlara gözü takıldı. Bugün hangisini takmıştı acaba? Kahvaltı yapmış mıydı? Ya çocuklar? Güneş olsa da hava soğuk gibi acaba takımının üstüne bir de trençkotunu giymeyi akıl etmiş miydi? Parfümünün kokusu halen hafifçe vuruyordu burnuna. Ne temiz, ne şıktı. Her zaman giyim kuşamına dikkat eder, bir yere aceleden gitse bile standardını bozmazdı.

kadın ve mutsuzluk

Okumaya devam et

Mükemmel Kadın Değilim ve Olmayacağım

“Mükemmel kadın” imajı, kadının cinselliğinden, çalışkanlığından, sosyalliğinden daha da beslenebilmek ve kadının ‘birey olma’ özelliğini iyice hiçleştirmek için oluşturulmuş toplumda gelişmiş bir kavramlar bütünüdür.

geleneksel kadınlık rolleri

Okumaya devam et

Bayram Çikolatamızı Kendimiz Yaptık

Diyabetli olmam ki; yaklaşık bir yıl önce başladı, aile tablomda var olan ve genellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkan hastalık değil, durum olarak görülen #benimşekerimvar olayını kabul etmek çok çok zor oldu. Bir de son iki aydır buğday alerjisi yaşamam nedeniyle (üstelik en sevdiğim şey kızarmış tereyağlı ekmek ve bildiğim tüm börek çörek çeşitleri)  bana uygun bir tatlı, şeker yapmak için çıktım yola… İki aydır yeni bir beslenme modeli öğretmeye çalışıyorum kendime. Bulduğum tariflerle deneyerek en sonunda lezzetli bir keyif verici yapmış oldum. Özellikle sade kahvenin yanında şahane oluyor. Bayramda gelen yeğenlerim ile birlikte, eğlenceli bir etkinliğe çevirip, bittiğinde de çikolata bulaşmış ellerimizle birbirimizi boyadık.

IMG_3482

Okumaya devam et

Kol Kırıldığında Yen İçinde Kalmasın! Psikolojik Danışman Selçuk Duman – Röportaj

Şubat ayı bizim için bir matem ayı olarak tarihe geçti. Sadece bir aile değil, toplum olarak kayıp verdik. Özgecan Aslan’ın başına gelen korkunç olayın detaylarını, duygularımızı, kinimizi, nefretimizi, acılarımızı ortaklaşa paylaştık ve paylaşmaya da devam ediyoruz. Cinayetin detaylarını, en ince ayrıntısına kadar hepimiz yakından takip ettik. Özgecan Aslan’ın ailesinin duruşu, babasının bir bilge gibi canı yanmasına rağmen sevgiyi, sevmeyi öğütlemesi ve tüm dikkatleri “her şeye rağmen sevebilmenin” üzerine çekmesi  asla unutamayacağım duruşlardan birisidir. Ne çok şey öğretti Özgecan, babasının dediği gibi “dünyanın en iyi psikoloğu” olarak.  Dünyalarımızın içine tuttu fenerini;  o duru ve berrak özüyle baktığı fotoğrafla.  Özgecan’ı, yaşananları, ailesini, bakışıyla işaret ettiği şeyleri unutmak mümkün değil…

LIcAXZW5_400x400

 

Okumaya devam et

Şiddet Üzerine

Sorsanız hemen hemen herkes şiddete karşıdır. Peki, ‘Nedir şiddetin sebebi?’ diye sorsanız, herkes kendine göre bir yanıt verir. Bir kısmı insanın doğasında olduğunu söyler, bir kısmı da eğitimsizlik, parasızlıktan dem vurur. Belki hemen şiddet gösterenleri suçlar, genlerinde bir problem olduğunu söyleriz.

Yüzeydeki hikâyeler hem çok bariz hem de çarpıcıdır. Bundan nemalanmak isteyen içsel ve dışsal güçler de hediyenin paketini süslemekle meşguldür. Suçlular bellidir. Bağırır, çağırır, asarız. Bitti mi? Kaynak? Sebep?

mar15_01

Okumaya devam et

Nasıl yaşlandım ama…

acaba-yaslandim-mi-dedirten-4-isaret-02

Yaşarken fark etmediğimiz, birileriyle ilişkide görmeyi, anlamayı seçtikçe fark ettiğimiz bir konu bu.

Hayati Bey 76 yaşında, emekli esnaf. Şeker rahatsızlığı ve yüksek tansiyonu var. Her iki hastalık içinde düzenli sağlık kontrollerine gidiyor ve düzenli ilaç alıyor. Fiziksel aktivitelerini engelleyecek sağlık sorunu yok. Yürüyüş yapmaktan, eşiyle beraber şiir okumaktan, hafta sonları çocukları ve torunları ile buluşmaktan, eşi ve arkadaşlarıyla tiyatro, sergi ve seminerleri takip etmekten hoşlanıyor. Gemi maketi yapmak ve küçük mobilyalar tasarlamak onun tutkusu. En son torununun bebekleri için bir oturma grubu yaptı. Sabah yedide güne başlıyor. Mahallesindeki parkta yarım saat yavaş tempolu yürüyüşünü yapıyor. Yürüyüş yaparken, akşamdan kalan yiyeceklerin olduğu poşetten mahallenin kedilerine yemeklerini yediriyor, su kaplarına sularını dolduruyor. Sonra fırınına uğruyor, karşılaştığı komşusu ile öğleden sonra tavla oynamak için sözleşiyor ve evine gidiyor.
Okumaya devam et