Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

Okurun Gözünden: Kadının Işığı

Yasemin Sungur’la Kitap ile Sohbet programında bu ay Roman Gary’nin Everest Yayınlarından yayınlanan Kadının Işığı kitabını okuduk ve üzerinde sohbet ettik.

Pilot Michel ve Lidya’nın çarpışmasıyla başlayan hikayesini anlatıyor kitap. Michel hastalık sonucu yitirdiği karısı Yannik’i Lidya ile bir ilişki kurmaya çalışarak unutmak istiyor. Yannik’in başka bir kadında vücut bulup yaşamaya devam etmesini hayal ediyor. Aslında Yannik’e neredeyse ilahi bir aşk ile bağlı.

okurun-gozunden-kadinin-isigi

 

okurun-gozunden-kadinin-isigi

Lidya, kocası ve kızının geçirdiği kaza sebebiyle büyük bir acı yaşamakta. Kızını bu kazada kaybetmiş, kocası ise özürlü kalmış. Kocasına bu kazadan sonra kayınvalidesi Sonya bakmakta ve Sonya gelininden nefret etmektedir.

Michel ve Lidya bir kafede kendileri gibi yalnızlık çeken Senyor Galba ile tanışırlar. Galba çok sevgilisi olmuş bir adamdır. Ama son sevgilisini çok sevmiş, fakat sevgilisi daha genç birini seçerek onu terk etmiştir. Kanişleri ve şempanzesiyle bir gece kulübünde şov yapmaktadır. Matto Grosso isimli köpeği Galba’yı çok sever ve onun için endişelenir. Karşılıklı sevgileri birbirlerinin rahatça ölmesini engeller.

Kitap ayrılık ile bitse de gelecekte birleşme umudu da taşıyor. Küçük bir kız çocuğu ile bitmesi de ayrıca umut verici olmuş. Küçük kız Michel da ileriye dönük aile kurma isteği uyandırmış olabilir. Ya da hayata tutunma isteğini güçlendirmiş olabilir. İçinde bulunduğu sıkıntılı süreci atlatacak izlenimi bıraktı bende.

Michel, Lidya ile kuracağı ilişkiyi bir yardımlaşma olarak tanımlıyor. Lidya’nın Michel’e verdiği cevap ile benden üç yıldız aldı. Bu cümle bence kitabın özeti gibi.

“Michel, ağızdan yapay solunum insanı yaşama geri döndürebilir, ama bu bir yaşama biçimi olamaz.” S:104

Kitapta duyguların ifade ediliş tarzı çok düşündürüyor.

“Geçici olan pırıltılarla yaşar ve mutluluktan bir rant beklemiyorum.” S:96-97

“Mutsuzluğa saygılı olmak için bir sebep yoktur.” S:93

“Yaşamda otomatik pilot yoktur.” S:55

“Yönleme hatası yapan iki mutsuz birbirini bulmuştur.” S:40

“Yaşamın anlamının bir dudak tadı vardır. Orada hayat buluyorum ben.” S:99

“Sevmek, yalnızca sakınmanın yolunu şaşırdığı haritasız ve pergelsiz bir serüvendir.” S:103

“Bu öyle bir dönem ki herkes yalnızlığı haykırıyor ve aşkı haykırdığını bilmiyor. İnsan yalnızlığını haykırdığında her zaman aşkı haykırır.” S:104

 

Kitabın bana düşündürdükleri:

*Yalnızlık karşısındaki çaresizliğimiz.

*İlişkileri yardımlaşma olarak görmek.

*Karşı cinsi birey olarak görmeyip sayı olarak ifade etmek.

*Bir kişiye bağlanmamak için bize uygun olmayacak insanları seçmek.

*Michel’in eşi için duyduğu aşkın ilahi bir boyut kazanması, şiirsellik, romantizm.

*Michel’in sevmekten vazgeçmemesi, eşini başka bir kadında yaşatmaya çalışması.

*Yazarın gerçek hayattaki eşine olan aşkı ve Michel’in kitapta Lidya’ ya olan aşkını kıskanmamak elde değil. Yazar gerçek hayatında intihar ediyor. Sevginin ölçüsü ne olmalı? Sevginin yoğunluğu mu demeli yoksa. Fazlası zararlı mı?

*Bu kitabı önerirken yazarın ve ikinci eşi film yıldızı “Jean Seberg’in” yaşamlarını araştırarak okumalarını tavsiye edeceğim.

*Yazar aynı zamanda bir savaş pilotu. Üstelik savaşta kazandığı bir nişanı var ki bu da savaşta başarılı olduğunu gösteriyor. Başarılı olması da çok fazla insanın hayatını yitirmesi demek. Bu iki farklı meslekte duygularını nasıl yönetmiş çok merak ettim.

*Annesinin istediği mesleği yapması ve annesinin etkisi altında kalması.

*İntihar mektubunda “en sonunda kendimi bütünüyle dile getirdim. Çok eğlendim, teşekkür ederim. Hoşça kalın.” demesi. Bu kelimeyi mecazi anlamda kullandığını düşünüyorum. Aslında yaşamı oldukça hüzünlü geçmiş olmalı.

*Yazar Emile Ajar takma adı ile kitap yazmış ve ödül almış. İntihar mektubunda ‘’Emile Ajar’’ olduğunu açıklıyor. İki isimle de başarısını kanıtlamış. Hayatını sanki birden fazla kişi gibi yaşamış.

*Kitapta Francis Jammes isminde bir şairden bahsediliyor. “Cennete Eşeklerle Gitmek İçin Yakarı” isminde bir şiir yazmış. Şiirinde aşktan söz etmemiş ve böylece yaşamlarımızda yokluğunun büyük payını dile getirmiş.

Kadının Işığı / Roman Gary / Everest yayınları