Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

Kadının Fendi

Dünya değişir ve dönüşürken, erkeklere de hayli iş düşecek, komplekssiz erkeklere benden söylemesi…

Madem dünyada her bir şey değişecek, biz dişilere epey bir iş düşecek. Sanmasın erkekler arkalarını yaslayıp rahatça oturacaklar. O zaman çok yanılırlar. Beyler, hayır, bu hareket çağrısı size rağmen değil, sizlerle. Elele kol kola. Hem de her bir aşamasında.

Peki neden dişiler gündeme geliyor o halde ve dahi artarak gelmeye devam edecek? Herkes üzerine düşeni yaparken, erkekler bu sefer biraz geri planda duracak, ön plan dişilere kalacak. Bu yüzden dişiler gerçekleştiriyor gibi görünse de “Dönüşüm”ü, erkeksiz olmaz. Olamaz. Birlik ve bütünlüğe aykırı. Onlar usulca içsel çalışıyor olacaklar. Nasıl mı? Anlatayım.

kadinin-fendi

Eril ve Dişil Enerjiler

Dünyada her insan bir dişi ile bir erkeğin birleşmesinden üremiş, öyleyse içimizde hem eril hem dişil taraflarımız var. 7 milyar küsurun her birinde, bütün kadınların ve adamların içinde. “Eee bunu zaten biliyorduk, bilmediğimiz ne?” derseniz derim sadece durun hele.

Şimdi bunun mistik açıdan meali şöyle, içimizde eril ve dişil enerjiler mevcut. Eril enerjinin özü ne? Nedir sizce? Bir kavram olsa? Söyleyeyim “sevgi”. Şaşırdınız değil mi? Ne yalan söyleyeyim, ilk duyduğumda ben de çok şaşırmıştım.

O yüzden hiç bir erkeğin sevgi peşinde koştuğunu gördünüz mü? Koşmaz. Çünkü özü, mayası bundan. Adem’in derdi değildir sevgi. Havva’nın derdidir. İnsan kendinde olmadığını düşündüğünün peşinde koşar. Anladınız mı pekiyi neden kadınlar sevgi avcısı şeklinde dolaşıyorlar uzun bir süredir? İçlerindeki eril ile hayli uzak düştüklerinden. Pekiyi hâl çaresi bu mu? Erkek avcısı olmak? Elbette değil…

180 derecenin öbür tarafına gelirsek, aynı minvalde, dişil enerjinin özü ne? Biraz düşünün. Nedir dişiyi dişi yapan? “Güç”. Yine bir hayret ifadesi oluşmuştu ilk öğrendiğimde bende. Anlamıştım şimdi neden dünyada erkekler deli gibi sanal dünyamızın sahte gücünün peşinde, ortalığı kırıp dökmekte! Kendilerinde eksik parçayı tamamlamadıklarından, içlerindeki gücün kaynağı dişil yan ile barışmadıklarından, özlerindeki gerçek ve otantik güçten uzaklaştıklarından…

kadinin-fendi
Ne Olacak?

Dünya sancı içinde. Yanıyor alev alev. Geldiğimiz durum ortada. Demek ki insan “tam ve bütün” olmadan, kendi içindeki çıkmazını aşmadan, dışarda “tam ve bütünlük” sağlayamamakta. İhtiyacımızı karşılamak adına dışarıya yöneldiğimiz her seferde acımız daha bir artacak. Bilinç yükselmekte, tüm arayışlar içe yönelmekte; o zaman erkeklere içlerindeki dişili kucaklamak, dişilere de içlerindeki eril ile el sıkışmaktan başka çare kalmıyor.

Yın-Yang

Yin-yang sembolünü bilmeyen pek yoktur. Yine de açacak olursak; madem bu realite “dualite” üzerine kurul, evrendeki karşıt kutupları ve kutupların birbiriyle olabilecek her türlü ilişkisini ortaya koyar. Kökleri çok eskilere, kadim Çin geleneklerine dayanır. Hiç bir oluşum karşıtı olmadan açıklanamaz. Gece olmadığı sürece, gündüz; aydınlık olmadığı sürece karanlık yoktur.

Yin-yang simgesinin içindeki küçük karşıt renkli daireler ne diyecek olursanız; bir kutbun hakimiyetinin en güçlü olduğu yerde karşıt kutbu belirmeye başlar. Böylece hareket doğar. Ayrıca evrende ‘haddin’ ne olduğu da ortaya çıkar. Tıpkı her hayrın şerri, her sorunun çözümü, her eylemsizliğin eylemi barındırması gibi…

Yin tarafı dişil taraf, karanlık olandır; Yang tarafı aydınlık, eril olan. Aman sakın ha, karanlık kötü diye algılanmasın, sadece insanoğlu anlamlandırmak istemiş dualiteyi, vajina penise göre içerde ve daha gizemli olunca “karanlık” vasfı ona düşmüş. Bundan hareketle Yin yani ‘Dişi’ alıcı konumda olandır, pasiftir, eylemsizliktir, aydır, kıştır, gecedir. Yang veya ‘Eril’ hareketlidir, eylemdir, gündüzdür, yazdır, güneştir.

Yin’in karanlık kısmı dişil olan vajinadır, rahim olandır. Yin’in içindeki beyaz nokta erildir, vajinanın bebeği dışarı atma hareketidir (doğurma). Bebeği emmeden kesme hareketi diye de düşünülebilir. Dedik ya her şey birbirinin içinde diye :) Yang’ın beyaz kısmı erildir, “yapan, eden” penistir. İçindeki siyah nokta erilin içindeki dişil, yani spermi koruyan testislerdir.

Modelim Kap

En başa dönecek olursak, dişi içindeki eril’i sahiplenecek, nasıl mı? Kendini severek başta, kendi sınırlarını koruyarak, sözlerini yükselterek (sesini değil), kendini ifade ederek. İtiraf edelim, bütün bunları bizim adımıza yıllarca erkeklerin yapmasını beklemedik mi? Özetle dişiler için aktif olma, eylem zamanı. Buyrun o zaman dişiler sahneye…

Pekiyi erkekler ne yapacak? ? İçlerindeki dişil yan ile buluşacaklar, içsel güçlerine kavuşacaklar. Bir de elbette yıllarca bastırılmış ürkek dişilere yol gösterecek, alan tanıyacaklar, “Ak güzelim diyecekler, ben senin kabın olayım, sen yeter ki coş. Tutan ben olayım, sen aç çiçek, benden her türlü destek”. Özetle erkekler için bolca içe dönme, kendilerine şefkat gösterme, yani pasif eylem zamanı. Dişiler için ellerinden geleni ardına koymamayı da unutmayalım hele.

Eminim şimdi netleşti, neden görünürde dişiler önde olmasına rağmen, dönüşüm yan yana, can cana gelecek dedim diye…

Bıktık “daha fazla plaza, daha büyük araba” diyen penis modelinden. Erkekliği bir organa indirgeyenden. Testis modeli erkeklere ihtiyacımız var, değil kadınlarla yarışmak, ‘buyur öne geç’ diye teklif edebilene. Maddi desteğiyle, yüreğiyle, teriyle, hiç olmadı düşüncesiyle koruyup kollayanına. Ezcümle MERT olanına. Verilecek her türlü desteğe hazırız zira.

Ben size demiştim, erkeklerin işi şimdi aslında hayli misli. Bilmem anlatabildim mi?

Hamiş: Şaka bir yana, kimsenin fendi kimseyi yenmesin. Yenip/yenmekten ziyade, sevmek esas olsun. Ataerkil, anaerkili geçtim, kendi içinde dengeye gelmiş bireylerden oluşan, ahenkli toplumlar en büyük ümidim.

Şeyda Bodur