Haldun Dormen Röportajı: Broadway’den İstanbul’a Müzikaller

0
90

Broadway’den İstanbul’a Müzikaller, on bir yıl aradan sonra geçtiğimiz ay yeniden seyirciyle buluştu. Yönetmenliğini usta oyuncu Haldun Dormen’in yaptığı müzikalin oyuncu kadrosunda Ayça Varlıer, Edis, Emre Altuğ, Ethel Mulinas, Gökçe Bahadır, Irmak Ünal, Mert Turak, Pamela, Sami Levi, Şehnaz Sam ve Yeliz Şar yer alırken onur konuğu olarak usta oyuncular Perran Kutman ve Selçuk Yöntem de müzikale eşlik eden değerli isimlerdendi. Sizin için on bir yıl aradan sonra yeniden sahnelenen bu değerli müzikali, Haldun Dormen’in bizi ağırladığı Shakespeare ve eserleriyle dolu kütüphane odasında konuştuk. O röportaj sizlerle. 

On bir yıl önce Harbiye Açıkhava’da sahnelediğiniz “Broadway’den İstanbul’a Müzikaller” ile geçtiğimiz ay yeniden seyirciyle buluştunuz.  O günün seyircisiyle bugünün seyircisi arasındaki fark sizce neydi?

Hiçbir fark yok seyirci aynı seyirci zaten ben seyirci arasında hiçbir fark görmüyorum. İstanbul’un seyircisi, her zaman çok parlak bir seyirci. Ben eski seyirci, yeni seyirci diye ayırmaya falan pek inanmıyorum. Şunu görüyorum yalnız, alternatif tiyatrolar çok büyük bir yenilik, yönetmenler hep aktüel ve en önemlisi yepyeni yazarlar yetişiyor, eskiden mesela Kenter Tiyatrosu, Gazanfer Özcan Tiyatrosu belirgin kumpanyalar vardı ve bu tiyatroların sağlam bir şekilde yürümesi ön plandaydı. Şimdi öyle bir şey yok aklına iyi bir fikir gelen herkes, o fikri hayata geçirebiliyor ve ortaya harika işler çıkıyor. Türk tiyatrosunun umudu bu bence, çok iyi bir yere gidiyor. 

Ayça Varlıer, Edis, Emre Altuğ, Ethel Mulinas, Gökçe Bahadır, Irmak Ünal, Mert Turak, Pamela, Sami Levi, Şehnaz Sam ve Yeliz Şar’ın yer aldığı müzikalde, onur konuğu olarak usta oyuncular Perran Kutman ve Selçuk Yöntem’in de katıldığı sahneler seyircinin gözünde eseri bir kez daha ölümsüzleştirdi mi sizce? 

Diyebiliriz çünkü hoş bir şeydi, bu kadar güzel insanı bir araya getirmek Nurcan’ın Karaca’nın dehasıdır diyebiliriz. Çünkü zordur bu insanları bir araya getirebilmek. Mesela Pamela ben oynamak istemiyorum diyebilirdi, ya da Ayça benim oyunum var deyip bu ekibin bir parçası olmayı tercih etmeyebilirdi.

Projenin mimarı Nurcan Karaca’nın önderliğinde, yönetmenliğini sizin yaptığınız, müzik direktörlüğünü Tuluğ Tırpan ve koreografisini Nur Sonbahar’ın hazırladığı “Broadway’den İstanbul’a Müzikaller”i on bir yıl sonra seyirciyle yeniden buluşturmak nasıl doğdu?

Nurcan Karacan’dan doğdu tam olarak, bir anda fikriyle ortaya çıktı. Benim o kadar çok yoğunluğum var ki böyle bir fikri düşünecek, planlayacak, tasarlayacak zamanım yok. Benim son kitabımda çıtı pıtı bir kadından bahsederim, o çıtı pıtı, enerjik, fıkır fıkır olan kadın çıktı ve hepimizi projeye inandırdı. Bir de Nur Sonbahar’ın olması da çok önemliydi, dünya çapında bir koreograf! Altını üç defa çiziyorum… 

Türkiye’de sizce neden az sayıda müzikal var, sanatımızdaki bu açığı sizce nasıl kapatabiliriz? 

En büyük sorun tabi ona göre salon yok, şimdi bir müzikalin oynayabilmesi için en az iki bin kişilik bir salon lazım, bir de kiralar pahalı…

Geçtiğimiz yıl, altı dalda Oscar ödülünü alan “La La Land” müzikal filmi için ne söylemek istersiniz? 

 

Beni hayal kırıklığına uğrattı, çünkü ben eski müzikallerin hayranıyım ve beni müzikalci yapan da o eski metropol Mayer müzikalleridir. Kırklı ellili yıllardaki o muhteşem müzikaller, benim başımı döndüren müzikaller olarak yerini alır. Judy Garland’lar, Mickey Rooney’ler onlar mesela müthişti. 

İlham kaynaklarınızı çok merak ediyorum. Bitmeyen enerjiniz ve üretkenliğinizi neler sağlıyor? 

İlham kaynağım kendimim. Bir fikir geliyor mesela bir anda aklıma, hemen hayata geçiriyorum. Teklif de geliyor yeni projelerle ilgili, onları da değerlendiriyorum. Yani sevdiğim şeyleri yapmayı tercih ediyorum, bu saatten sonra sevmediğim bir şeyi yapmak istemiyorum. Fikirlerine inanan, enerjik insanlarla aynı projede olmak da insana enerji veriyor.

Bu güzel röportaj için sevgili Haldun Dormen’e çok teşekkür ederiz.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Yorum Yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here