Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Abone Olun:
E-Dergi & Son Sayı

PDF formatını bu bağlantıdan indirebilirsiniz.


Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives

Gençler Onu Okuyor: İpek Ongun

Gençlere, hele de ilk gençlik çağındakilere okumayı sevdirmek kolay iş değil. 20″den fazla kitabıyla gençlerin büyük ilgisini kazanan önemli bir isim, İpek Ongun.
Bu ay, Kariyer Sohbetimizde, özellikle ilköğretim ve liseli gençlerin severek ve ilgiyle takip ettiği bir yazarı konuk etmek istedim. Onu, uzun yıllardır tanıyorum. ‘Gençlerle iletişim’i kendisine görev edinen, kurduğu ‘empati’yi yazdıklarına çok iyi yansıtabilen, kitapları farklı dillere çevrilen, Gençlik Edebiyatı’nın Türkiye’deki öncü ismi İpek Ongun’a pek çoğumuzun aklından geçenleri sorduk. O da tüm samimiyetiyle cevapladı. Haziran ayında raflarda yerini alan son kitabı ‘Taşlar Yerine Otururken’, İpek Ongun’un 23. kitabı. Son kitabı da ‘Bir Genç Kızın Gizli Defteri’ serisinin 10. kitabı.

Sizi özellikle “Bir Genç Kızın Gizli Defteri” roman seriniz ve gençlere yönelik kitaplarınızla, ‘yazar’ kimliğinizle tanıyoruz. Özellikle gençler için yazmanızın sebebi var mı?
Gençlik çok zor bir dönem, hele de ilk gençlik… Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi, kendini tanıma dönemi, bol sancılı bir dönem. İşte bütün bunlar yaşanırken, gençlere yardımcı olmamız gerektiğini düşünüyorum ve bunu ben kalemim aracılığıyla yapıyorum.

Öğrencilik yıllarınızda, yazar olmayı düşünüyor muydunuz? Çocukluğunuzda, hayalinizdeki meslek neydi?
Üçüncü sınıftayken küçük bir deftere “yazar olmak istiyorum”, diye yazmışım. Demek ki, yazarlık daha o yaştan beni kendine çekmiş.

Nasıl bir öğrenciydiniz? En sevdiğiniz dersler nelerdi? Okulda, ne gibi şeylere ilgi duyardınız?
Orta okulda çalışkan bir öğrenciydim, burslu okuyordum ama lise yıllarında daha rahat olduğumu itiraf etmeliyim. Tarih ve edebiyat derslerini seviyordum. Bir de, bize klasik müziği sevdiren İngiliz hocamızın derslerini hiç kaçırmıyordum.

En sevdiğiniz, sizde ayrı yeri olan öğretmenlerinizi hatırlar mısınız? Nasıl özelliklere sahiplerdi?
Okul müdiresi, gerçek bir eğitimciydi, ondan kurallar değil hayat dersleri öğrendim. Bir örnek vermek gerekirse, ki bunu bir kitabıma da koydum, okula geç kaldığım karlı bir gün, müdire hanımın karşısında “Ama hava çok kötüydü” , diyerek yaptığım savunmayı, müdire hanım, sakin sakin dinledi. Sonra da, “Bu bir neden olabilir ama bir mazeret asla” dedi ve ekledi: “Bilmem anlatabildim mi?” Ve gereken cezayı verdi.

Hayalinizde, “Keşke şu bölümü okusaydım” dediğiniz bir bölüm oldu mu?
Sosyoloji okumak isterdim; insanların, toplumların davranışları her zaman ilgimi çekmiştir, hep merak etmişimdir. Cevaplar sosyolojide olsa gerek.

Şu an yaptığınız iş dahilinde, bir gün içerisinde neler yaparsınız? Sizin yaptığınız işi yapan birinin, bir yazarın günü nasıl geçer?

Eğer kitap yazıyorsam, sabahtan öğleye kadar çalışırım. Öğleden sonra da, gece de yazarım. Sadece yemek ve yürüyüş molalarım vardır. Ama bu yazmaya hazır hale geldiğimde böyledir, daha öncesi yazacaklarım, kafamın içinde yavaş yavaş oluşur. Gerekli araştırmaları, okumaları yaparım, dersimi çalışırım, hem de çok iyi çalışırım. Gençlere yazmak sorumluluk istiyor, o nedenle yazacağım konuda hata yapmamak adına, bilim insanlarımızın araştırmalarının yanı sıra, yurtdışından da kitaplar getirtir, okur, notlar alırım. Sonra da o insanların bilgilerinin ışığında yazarım.

Kendinizi tanıtırken veya bir başkası sizden bahsederken, ne söylediğinde, hoşunuza gidiyor?
En çok hoşuma giden cümleler: “Okumayı hiç sevmezdim ama sizin kitabınızı elime alınca bırakamadım, kısa sürede bitirdim ve artık hep kitap okuyorum”. İşte bu cümle kadar, beni mutlu eden bir ödül olamaz: “Ben artık okuyorum”. İkinci cümle: “Sizden, hayat hakkında o kadar çok şey öğrendim ki…Artık hayata çok daha başka bakabiliyoum. Bu nedenle size teşekkür etmek istiyorum.” İşte bu tür cümleler bana, ‘ne mutlu bana, hayatım boşa geçmemiş, ‘ dedirtiyor.

İş hayatınıza başlangıcınızı, geçirdiğiniz sürecin evrelerini biraz anlatır mısınız? İlk iş deneyiminiz nasıldı?
Yazı yaşamıma çeviriler yaparak başladım. O zamanlar bu tür işler için çok düşük paralar öderlerdi, harçlık gibi bir şeydi. Ama ben, her öğrendiğimi kar sayıyordum. Hatta bir arkadaşım, “Deli misin, bu paraya freemobilegames download sabahlara kadar oturup çeviri yapılır mı? Ben hayatta yapmam”, diye beni vazgeçirmeye çalışmıştı. Ama sonunda ne oldu? Az paraya bakmadan devam ettim ve o çeviriler beni bugüne getirdi. Şöyle ki, yaptığım bir çeviri, bir editörün dikkatini çekti, bana neden kendi kitabımı yazmadığımı sordu, beni yüreklendirdi ve böylece ben ilk kitabımı yazdım. Yine az paraydı ama yine çalışmaya ve yenilikler yapmaya gayret ettim. Çocuk kitabından gençlik yazınına geçtim, özellikle o zamanlar ‘gençlik yazını’ diye bir kavram bile yoktu. Sonra gençler için kişisel gelişim, yaşama kültürü konularında yazdım ve bugünlere geldik.

Çalışma hayatınızda, örnek aldığınız birileri oldu mu? Kimler?
Hayır, özel birisini örnek almadım ama işine dört elle sarılan, iyi şeyler yapmaya çalışan, idealist kişilere hep hayranlık duydum.

Aldığınız eğitim, size neler kattı?
Ben şimdi Robert Kolej diye anılan, o zamanlar Arnavutköy Amerikan Kız Koleji adıyla bilinen okulun mezunuyum. İyi ki annem beni o okula göndermiş diyorum. Orada bizlere birey olmak öğretildi; istersek iyi bir şeyler başarabileceğimiz söylendi, önümüzde geniş ufuklar olduğu gösterildi, özgüven kazandık. Okuluma çok şey borçluyum.
Karşılaştığınız zorluklara örnekler verebilir misiniz?
Yazar olarak karşılaşılan en büyük zorluk bence, belirsizlik… Bir şeyler yazıyorsunuz ama acaba iyi mi, kötü mü? Okunacak mı, beğenilecek mi? Bir boşluk içindesiniz sanki. Bazen de tıkanır yazamazsınız, o anlarda bir uçurumun kenarından aşağılara bakıyor gibi hissederim kendimi.

Kariyerinizde kaldıraç ve kırılma anları dediğimiz anlar oldu mu? Kısaca bahsedebilir misiniz?
Benim için dönüm noktası, editör Nilgün Himmetoğlu’yla tanışmamdır. O bende bir ışık gördü ve büyük destek verdi. O karşıma çıkmasaydı, belki de ben yazar olmazdım, olamazdım. Bilemiyorum.

Kariyerinizi ya da yaşamınızı etkileyen şans ve rastlantılar var mı?
Nilgün Hanım’ı tanımam, büyük bir şanstı. Ben şans ve rastlantıların rolüne inanırım, ama bir yere kadar. Kader size bir deste kart uzatır ama o kartlarla nasıl oynadığınız da, sizin sebatınıza, yeteneğinize, çalışkanlığınıza kalmıştır. Nice insana şans gülmüştür ama onlar bunu kullanamamışlardır.

Gençlerle yaptığınız söyleşiler, atölye çalışmaları oluyor belli dönemlerde. Özellikle de kitap fuarları zamanında. Bu etkinliker nasıl geçiyor, gençler daha çok neler soruyor, neleri öğrenmek istiyorlar?
Gençler, özellikle de ilk gençlik çağında olanlar, kendileriyle meşguller. Bu da çok doğal, çünkü bu dönem kişiliğini oturtmaya çalıştıkları dönem. Kendilerini tanımaya çalışıyorlar, kız çocuklarının saatlerce telefonda konuşmalarının baş nedeni bu biraz da.

Sizin geçtiğiniz yerlerden geçecek olan gençlere tavsiyeleriniz, motive edecek, daha başarılı olmaya yönlendirecek önerileriniz var mı?
Yazar olmak isteyen kişi, kolay kolay pes etmemeli. Tekrar tekrar denemeli, çeşitli yayınevlerine başvurmalı. Bir de, şimdi internette yazı yazma dönemi başladı, bence bu çok yararlı bir yöntem. Bunu da kullanmalı.

Mesleğini seçmek isteyen bir gence neler önerirsiniz?
Seçmeyi düşündüğü meslekte çalışanları bulup onlarla konuşmalı. O konu hakkında araştırma yapmalı, örneğin ekonomi okumayı düşünüyorsa, şimdiden ekonomi sayfalarını okumaya başlamalı. Bakalım cazip geliyor mu, ilgisini çekiyor mu, yoksa sıkıntıdan patlıyor mu…

Kendinizde beğendiğiniz, güçlü özellikleriniz hangileri?
İyimserliğimi ve hoşgörümü seviyorum. Bu huylar sadece benimle yaşayanları değil, beni de huzurlu kılıyor.

İşinizde daha iyi olmak için, nelere dikkat edersiniz?
Yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışırım. Mesela, her kitabımın her sayfasının dolu dolu olması benim için çok önemli. İşin kolayına kaçmak, bana göre değil. Bu, bir yerde kendine saygısızlık oluyor.

Kendinizi mutlu hissetmek için neler yaparsınız?
Öyle çok şey var ki… Yaşlı, hasta dost ve akrabaları arar, onları neşelendirmeye çalışırım, bir parça olsun morallerini düzeltebilirsem, bu beni çoook mutlu eder. Bunun dışında torunlarımla ilgilenmek, onlarla oynamak, eşimle imza günleri için yurdun çeşitli illerine, ilçelerine gitmek. (Her yolculuk ayrı bir serüven) 50 yıllık arkadaşlarımla uzak diyarlara seyahat etmek, güzel bir müzik, hoş bir dost sohbeti, mis gibi bir fincan kahve…Çikolata ve bilumum tatlılar, yemekler… (Ama sonrası deriiiin bir pişmanlık).
Gelecek için nasıl planlarınız var, hedefleriniz neler?
Bu yaşlarda geleceğe bakarken, sağlıklı bir ömür ve çabuk bir ölüm istiyor insan. Bunun dışında yine yazmak, birilerine destek olmak, son dönemin tadını çıkarırcasına güzel günler yaşamaya gayret etmek tabi ki.
Sizinle birlikte bir genç çalışmak istese, onda ne gibi özelliklere dikkat edersiniz?
Her şeyden önce sorumluluk duygusuna sahip olmasını isterim. Saygılı ve dakik olması da önemli.

Hobileriniz neler? Nelerle ilgilenmeyi daha çok seviyorsunuz?
Seyahat etmek benim hobim. Gitmeden bol bol okurum, sadece o ülke hakkında değil, o ülke yazarlarının kitaplarını da okurum. Üzerinde yaşadığımız gezegeni olabildiğince gezmek görmek benim için önemli.

Sizi yönlendiren, tavsiye edeceğiniz bir iki kitap adı ve film tavsiyesi alabilir miyiz?
Ne şimdi, ne de daha önceleri, beni bir kitap ya da bir film yönlendirmedi. Beğendim, hayranlık duydum ama ben kendi kendimi yönlendirmeyi yeğliyorum.