Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Abone Olun:
E-Dergi & Son Sayı
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives

Finlandiya Eğitim Sisteminin Dünyadaki Başarısı

Ülkemizde 4+4+4 eğitim sisteminin uygulanmasına başlandığı bu dönemde; Amerika’da ise Finlandiya Eğitim Sistemi tartışılıyor. Peki, Finlandiya, dünya ülkeleri arasında onları birinci yapacak bu başarıya nasıl ulaştı?

Televizyon programları bu konuya değiniyor, bazı eğitimciler Finlandiya’daki okulları bizzat yerinde ziyaret edip, öğretmenler ile görüşerek, okul ortamını gözlemleyerek, bu başarının sırrını öğrenmeye çalışıyorlar. İsin ilginç tarafı da “Başarınızın sırrı nedir?”diye sorulduğunda “Öğretmenlerimizdir” diyorlar.
 
Finlandiya’da Eğitim, bir “ Bilim” olarak değerlendiriliyor. Yetkilendirilmiş idealist öğretmenler ile yetkililer “ bu işi profesyonellere bırakalım, yani eğitimi çocuklarımıza bire bir veren öğretmenlerimize… Ve hedefimiz ‘hep birlikte bu çocukları nasıl daha başarılı yapabiliriz, onları hayata nasıl daha iyi hazırlayabiliriz’ olmalıdır” diyor. Eğitimde kazandıkları başarıyı, Finlandiya’nın kültürel başarısı olarak görüyorlar.

Sistem, her öğrencinin önemli olduğunu ve özel yetenekleri olduğunu vurguluyor. Önemli olan da bu yetenekleri bulup ortaya çıkartmak…

Bu Popüler Eğitim Sistemi Nasıl İşliyor?

  • Finlandiya’da öğretmenlik çok prestijli ve kutsal bir meslek. Doktorluk meslegi kadar da itibarli.
  • Öğretmen olmak kolay değil. Master yapmış olmak gerekiyor, hatta birçoğu doktora da yapıyor.
  • Birçok aday öğretmenlik için başvuruyor ve çok aşamalı seçim sürecinden sonra en iyileri bu görev için seçiliyor. Torpil ya da diğer etkenler ise yaramıyor hatta böyle bir düşünce dahi yok.
  • Öğretmenlerin yaşam şartları ve maaşları iyi.
  • Otoriteler, öğretmenlere her turlu yetki ve sorumluluğu, özgür çalışma ortamını sağlamış.
  • Ders programlarına, okutulacak derslere, bas öğretmen ve öğretmenler birlikte karar veriyor.
  • Öğretmenler kendilerini geliştirecek eğitici, öğretici seminerlere katılıyorlar ve kendilerini sürekli geliştiriyorlar.
  • Öğretmenler arasında işbirliği çok önemli, herkes bildiklerini, deneyimlerini paylasiyor.
  • Derslerde iki öğretmen akademik eğitimi anlatıyor, 3. öğretmen ise destek gereken öğrencilere yoğunlaşıyor.
  • Öğretmenlerin 4 saati ders vermeye, kalan 2 saati de profesyonel gelişimlerine ayrılıyor.
  • Aynı öğretmen ayni sınıfta 2-3 yıl bazen daha da fazla öğretmenlik yapabiliyor. Böylece öğrencilerini, onların güçlü ve zayıf yönlerini daha iyi tanıyor.
  • Sistem öğretmenleri bir bilim adamı ve öğrencileri ise onların laboratuarı olarak görüyor.
  • Müdür yok, okul yönetimi tamamen bağımsız baş öğretmen ve öğretmenlerden oluşuyor.
  • Ülkedeki bütün okullar devlet okulu, birkaç bağımsız okul olmasına rağmen bunları da devlet finanse ediyor.
  • Hiç özel üniversite de yok. Devlet okul öncesi dönemden doktora derecesini bitirinceye kadar, öğrencinin tüm giderlerini karşılıyor.
  • Diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında haftalık ders saati daha az (günde 4 saat)
  • Kafeteryaları, mutfakları, kütüphaneleri, rahat koltukları ile okullar ev kadar rahat dizayn edilmiş.
  • Öğretmenler ve öğrenciler yemeklerini kafeteryada birlikte yiyor.
  • Öğrencilere 15 yaşına kadar herhangi bir test uygulanmıyor.
  • Yaşadığı yer, gelir ve kültürel düzeyi, ırk v.b. özelliklerine bakılmaksızın her öğrenciye eşit imkân sağlanıyor.
  • Öğrenciler okuldaki bazı işleri kendileri yapıyorlar. Kafeteryada yemeklerin dağıtımı, bahçe temizliği ve düzenlenmesi, kütüphane işleri, okulun bazı temizlik işleri v.b. böylelikle okulu daha çok benimsiyorlar ve okula bağlılık duygusu gelişiyor.
  • Ders kitapları nadiren kullanılıyor. Dersi derste öğrenmek amaç.
  • Eğitim rekabetçi değil. Teoriye ve ezberciliğe dayalı bir eğitim yerine düşünmeye dayalı eğitim veriliyor.
  • Öğrencilerin birbiri ile karsılaştırılması yapılmıyor.
  • Ödev verilmiyor ya da 30 dakika ile sınırlı.
  • Sınıflarda öğrenci sayısı en fazla 20 kişi.
  • En başarılı öğrenci ile en başarısız öğrenci arasındaki farkın en az olduğu ülke.
  • Öğrenciler birbirinin rakibi olarak değerlendirilmiyor. Başarısız öğrenci diye bir şey yok.
  • Öğrenciler birer istatistik olarak görülmüyor.
  • Anlatılan konuyu anlamamış öğrenciler ile özel ilgileniliyor. Öğrenme güçlüğü çekenlere ayrıca dersler veriliyor.
  • Öğrenciler öğreniyor, araştırıyor, düşünüyor, yazıyor, sunum yapıyor.
  • Her öğrenci öğrendiklerini kendi yaşamına yansıtıyor ve uyguluyor.
  • Öğrencilere bir yetiksin gibi davranip, cok guvendiklerini hissettiriyorlar.
  • Okul kulüpleri çok popüler.
  • Yaratıcılıklarını, hayal güçlerini kullanmaları için destekleniyorlar.
  • Yaz tatilleri 10 hafta.
  • Günlük ders saatleri kısa olmasına rağmen etkin.
  • Çocuklar akademik eğitime 7 yaşından önce başlamıyorlar. Çünkü çocukların bu yaştan önce akademik eğitime hazır olmadığını düşünüyorlar.
  • Toplumda eğitimli olmanın ne kadar önemli olduğu her fırsatta vurgulanıyor.

Ve İstatistikler Ve Gerçekler
 
Avrupa İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), her 3 yılda bir PISA(Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) testini her öğrenciye matematik, fen bilimleri, okuma alanında yapıyor.

 
 
Bu test ile ölçülmeye çalışılan nitelik:
Öğrencilerin okulda ders programı kapsamında öğrendikleri konuları ne derece öğrendikleri ile ilgilenilmiyor. Gerçek hayatta karşılaştıkları bir sorunda ve durumda bunu; sahip oldukları bilgi ve beceri ve analiz yeteneği ile okulda öğrendiklerini de kullanarak, ne kadarını hayata geçirebildiklerini, sorunlarla karşılaştıklarında ne kadarını uygulayabildiklerini ölçüyor.
 
PISA testi ilk 1997 yılında uygulanmaya başladı ve 15 yaş grubundaki çocuklara uygulanıyor.

Bu test sonuclarina göre, OECD üyesi 31 ülkenin katılımında
Finlandiya birinciliği korurken; Amerika, matematikte 24. , bilimde 17. , okumada 14. oldu. Türkiye ise bu sıralamada ne yazik ki, sondan ikinci ve Meksika’nin bir önünde yer alıyor.
 
Finlandiya’nın yıllık olarak ortalama öğrencilere harcadığı para, Amerika’ya göre %30 daha az.
Finlandiya’da liseyi bırakma(terk),tüm öğrenci sayısı içinde %2, Amerika’da ise bu oran %25.
Finlandiya’da öğrencilerin %93’ü liseden mezun oluyor.
Finlandiya ilkokullarında 75 dakika olan teneffüs, Amerika’da sadece 27 dakika.
 
Finlandiya’nın başardığı gibi eğitimde eşitliği sağlamak mümkün mü?
Bu Amerika için zor görünüyor. Finlandiya deneyimleri ile gösterdi ki, mükemmel başarı için rekabete değil, işbirliğine ve eşitliğe önem verilmelidir.
 
Globallesen dünyada, eğitim ve öğretim artık sadece o ülkenin değil tüm dünyanın ortak sorunlarından biri haline geliyor. Çocuklarımız, torunlarımız gelecekte sadece iş bulma sorunu ile karsılaşmayacaklar, dünya nüfusunun artışı, iklim değişiklikleri, canlı türlerindeki azalış, enerji kaynaklarinda azalma, ekonomik dalgalanmalar, krizler gibi birçok dünya problemleri ile de karşılaşacaklar. Okullarında iyi eğitim almış, kültürlü, problem çözmeye odaklı, yaratıcı, düşünen, sorgulayan değişimci, özgür öğrenciler ile umarız dünyada yaşanan ve yaşanabilecek sorunlarda en aza indirgenmiş olsun.