Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

Çocuklarımızı İstismardan Nasıl Koruruz?

Geleceğimiz çocuklarımız her geçen gün gerek psikolojik gerekse fiziksel anlamda istismara uğruyor.

Peki, nedir çocuk istismarı?

Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlıyor: “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”

Türkiye’de ise tüm dünya ülkeleri gibi tanım aynıdır, hatta cezası da vardır ama uygulamaya gelindiği takdirde durum tam tersi şekilde işlemektedir. İş böyle olunca sorumluluk da biz yetişkinlere düşmektedir…

xlargekids logo (1)

Çocuğumu istismardan nasıl korurum?

Yabancı bir anne olarak Türkiye’de ne kadar süre yaşarsam yaşayayım, bazı konulara alışamadım. Çocuklarım olunca başta gelen konu, çocukların özel alanının sürekli ihlal edilmesi oldu. Birçoğunuz bunu “cana yakınlık”, “Türklerin sıcakkanlılığı” veya “çocuklara olan sevgi” olarak adlandırıyor olabilirsiniz. Benim için özel alan ihlalidir. Hatta daha fazlası: İstismara zemin hazırlamak…

Türkiye’de bebeklere ve sonra da küçük çocuklara olan yaklaşım beni dehşete düşürüyor. Sanki Türkiye’de çocuklar kamu malıdır. Sokaktan geçen gördüğü tanımadığı çocuğun saçını okşuyor. Pazarda alışveriş yaparken birileri gelip çocuktan makas alıyor. Restoranda yan masada oturanlar çocuğa çikolata hediye ediyor. Plajda çocukları çağırıp kurabiye hediye ediyor. Mağazada alışveriş yaparken çocuğa laf atıp sohbet etmeye çalışılıyor. Polis memuru otoritesini kullanarak ona tamamen yabancı bir çocuğa teşekkür ettirmesiyle kalmıyor, öpücük verdirtiyor ve kucağa oturtuyor. Bunlar hepsi de birebir şahit olduğum sayısız olaylardan sadece birkaç tanesidir. Peki, çocuklar bu şekilde büyürken yani onlara tamamen yabancı birileri onlara dokunurken, hediye verirken, onlarla konuşurken nasıl özel bir alanın olduğunu, vücutlarının kendilerine ait olduğunu benimsesinler?

Çocuklarımıza öğrettiklerimiz zıtlıklarla dolu!

Bir yandan sessiz olmalarını istiyoruz, diğer yandan tehlikeli durumda çığlık atmalarını. Ancak sürekli sessiz olması konusunda uyarılan ve sesini güçlü bir şekilde kullanmasına fırsat tanınmayan çocuk tehlikeli durumlarda çığlık atabilecek mi?

Çocuklarımıza saygı kavramını öğretirken büyüklere cevap verilmesi gerektiğini, söylediklerini yapmalarını söylüyoruz. Çocuklarımızın hangi büyüklere saygı duyacaklarını hangilerine karşı gelmesinin “ayıp” olmadığını nasıl bilecek?

“Yabancılarla konuşma”, “tanımadığın kişilerden bir şey kabul etme”, “yabancı biriyle gitme” gibi birçok iyi niyetli öğüt veriyoruz çocuklarımıza. Ancak onlar için “yabancı” kim? Bir kişiyi 3-4 defa gördükten sonra o kişiyi tanıdık olarak algıladıklarını biliyor musunuz?

Anaokulu ya da okulda anne babasını ya da servisi bekleyen çocuğa çok iyi tanıdığı biri onu götürmesini teklif ederse? Beklemek yerine belki de bir arkadaşla iyi vakit geçirilmesi vaat edilirse? Maalesef ne aileler ne de okullar bu konuda yeterince sorumlu davranmıyor. “Beni almaya gönderdiler” diyene çocuk teslim ediliyor.

Çocuklarımıza öğrettiklerimizin ve onlara karşı davrandıklarımızın birçoğu kritik durumlarda doğru şekilde davranmalarına engel teşkil ediyor. Çünkü en iyi durumda çelişkide kalıyorlar. Ancak ebeveyn olarak çocuklarımızın tehlikeli olabilecek anlarda hızlı ve emin bir şekilde hareket etmelerini arzuluyoruz.

Çocuklarımızı korumanın yolu

Çocuklarımızı koruyabilmek için aile içi kurallar net olmalı. Çocuklar içgüdülerine güvenebilmeli. Biri ona dokunursa, onunla konuşursa, onunla gitmesini isterse ya da ondan öpmesini isterse en iyi davranış biçimlerini öğrenmiş olmalı. Kimlere güvenip güvenemeyeceğini bilmeli. Bunu maalesef anne baba olarak sunum tarzında veya öğütler şeklinde sağlayamıyoruz. Bu davranış şekillerini her çocuk oyunlarla hikayelerle yaşayarak yaparak öğrenmeli. Üstelik ailelerde farkındalık uyandırılmalı.

Tüm bunlar Almanya’da 10 yıldan fazla süredir verilen özel interaktif kurslarda çocuklara öğretiliyor. Şimdi Türkiye’de de var: xlargekids Türkiye için özel tasarlanmış içerik konseptiyle 4-6 ve 7-8 yaşındaki çocuklara kendileri korumanın yollarını öğretiyor. www.xlargekids.com

Bir göz atmaya değer. Çocuklarımızı hep birlikte tehlikeli durumlardan ve olası istismardan koruyalım!