İlham Veren Bir Başarılı Kadın Hikayesi: Coco Chanel’in Yaşamı

0
135

“Başarı, daima yenilginin ne demek olduğunu bilmeyenlerindir.”
Gabrielle Chanel

Yaşamı boyunca hep içinden gelen sese kulak veren, yeteneğini işine dönüştürmek isteyen, öncü olmaktan asla çekinmeyen, hatta özellikle bunu isteyen, kadınları sıkı korselerden kurtararak tasarladığı rahat kıyafetlerle onlara kendileri gibi ve rahat olma imkanı sağlayan, 20. yüzyılın en yaratıcı şahsiyetlerindendi.

Coco Chanelin Yaşamı

20. yüzyılda yaptıkları, yaşantısı ve kariyer hayatı bakımından beni etkileyen ve merak uyandıran bir kadın olan Gabrielle Chanel’in, bilinen adı ile Coco Chanel’in hayatından beni etkileyen kısımlarını sizlerle paylaşmak istedim.

Her şey yine bir kitap ile başladı, 2010 yılında kütüphaneme aldığım. Chanel – Rüya Gibi Bir Hayat, Alfonso Signorini’nin kitabını bu yaz tatilinde okudum ve öğrendiklerimi paylaşmak istedim. Kitapta Coco’nun çocukluğu, o dönemde yaşadığı travmalar, gençlik dönemi, kariyer hayatı ve aşk hayatı hakkında geniş bilgiler var. Beni etkileyen kısmı daha çok kariyer hayatı oldu. Bu yüzden bu konuların detaylarını kitaptan süzüp, size aktaracağım.

coco chanel1

Notre Dame Manastırı’nda Kumaşla Tanıştı

Gabriel annesi öldükten sonra yaşamını manastırda geçirmeye başlıyor. Bir gün, Rahibe Marie ona kocaman bir kumaş veriyor ve bunun üzerine iki tane beyaz kuğu işlemesini istiyor. Bunu yaparken kendi stilini ortaya koyuyor ve işlemeyi sadeleştiriyor. Sonuçtan Gabrielle Chanel çok memnun kalıyor. Hatta manastırda öğretilenlere ve ortalıkta görünenlere oranla kesinlikle çok daha özgün olduğunu fark ediyor. İşlemeyi tamamlayıp bitirdiğinde Rahibe Marie’ye göstermeye sıra geliyor ve aralarında şöyle bir diyalog geçiyor.

Rahibe Marie : Gabrielle, güzel ya da çirkin olması benim için önemli değil. Bu çalışma olsa olsa beni güldürür, o kadar. Böyle bir şey yapmak aklına nereden geldi söyler misin bana ?

Gabrielle Chanel : Bunun sizi gerçekten güldürdüğünü mü düşünüyorsunuz hemşire ?

Rahibe Marie : Evet, Gabrielle, aynen öyle. Yeniden söylememi istiyorsan. Bu gülünç bir nakış olmuş.

Gabrielle Chanel : Biliyor musun Rahibe Marie, belki siz beni gücendirdiğinizi düşünüyorsunuz. Oysa ben bana söylediklerinize çok memnun oldum. Gülünç olduysa, içinde biraz ironi barındırıyorsa, bence bu hiç fena değil. Hatta, birilerini eğlendirecek bir şey yaratabildimse, kendimi daha iyi hissederim. Bunun bana kendimi iyi hissettiren bir duygu olduğunu içtenlikle söylüyorum.

coco chanel2

Rahibe Marie : Sen fazla yol alamayacaksın Gabrielle. Eğer aklını bu tip düşüncelerle doldurursan seni kimsenin anlayamayacağından emin olabilirsin. Dikkatli ol!

Gabrielle Chanel : Haklı olabilirsiniz hemşire. Ama korkarım bu fazla bir şey değiştirmeyecek. Ben kendim için nasıl bir hayat istediğimi biliyorum. Ve bunun gibi riskler almak konusunda hevesli olduğumu da biliyorum.

Kendi tarzına bu kadar güvenen ve başkalarına sadece bir kumaş değil, aynı zamanda duyguyu da pazarladığını o yaşta fark etmesi oldukça iyi bir gelişim…

Chanel Dikiş Dikerken

İlerleyen zaman içinde yaptığı tasarımlarda ve stil yaratımlarında da Matmazel Chanel kadınların yalnızca özgürlüğünü koruyacak giysileri hayal ediyordu, daha rahat olmalarını. O bir hayalperestti. Korkusuzdu. Çılgındı.

Manastırdan ayrıldıktan sonraki yıllarda gündüzleri Madam Desboutins’nin dikim evinde ve akşamları da Café Chantant’a çalışıyor. Orada söylediği “Qui qu’a vu Coco dans I’Trocadero?” şarkısı ile akıllarda kalıyor. Başlangıçta hoşuna gitmeyen “Coco” lakabı sonraki yıllarda onun marka ismi olarak soyadına eklenecektir. Dünya çapında da Coco Chanel olarak tanınmasını sağlayacaktır.

Kendi yeteneğini ve içinden gelen ilhamın sesini, erkek arkadaşı Etienne ile birlikte yaşadığı dönemlerde fark ediyor. Gerçi Compiegne’nin uçsuz bucaksız Balsan Ailesinin çiftliğinde Etienne ile gayet rahat bir hayat yaşayabilirdi. Fakat içindeki sesi durdurmak istemiyor ve peşinden gitmeye karar veriyor. Çünkü Gabrielle Chanel, duygularına önem veren bir kişi olarak, orada kendini yararsız hissetmeye başlıyor ve bir şeyler yaratma isteği her geçen gün artarak devam ediyor. Bir gün aralarında yine onun duygularını vurguladığı bir konuşma geçiyor.

coco chanel5

Chanel: Ekmeğimi kendi yeteneğimle kazanmak istiyorum. Yapmayı bildiğim ve yapmaktan hoşlandığım şeyle. Buna kibir de istiyorsan. Ama içimden gelen ses böyle yapmam gerektiğini söylüyor.

Etienne: Şapka mı ? Senin gereksinmelerinin daha az gülünç olduğunu sanıyordum.

Chanel’in yanıtını beklemeden, oradan ayrılıyor. Gabrielle oracıkta, Etienne’nin söylediği “Gülünç gereksinmeler” tanımlaması ile baş başa kalıveriyor. Oysa aynı sözcüğü ona Notre Dame’daki rahibe Marie’ninde söylediğini hatırlıyor. Öncesinde nakışı gülünç bulunurken şimdi de düşüncesi gülünç bulunmuştu. Coco, geleceğini yaratacak adımları sessizce atmaya karar veriyor ve Paris’e gitmeye karar veriyor. Her ne kadar Etienne onun yapacaklarına inanmasa da ona orada bulunan küçük dairesini işletme olarak kullanabileceğini belirtiyor. Finansal desteği de kendi birikimleri ve sevgilisi Mösyö Boy’dan aldığı para ile sağlıyor.

Yaptığı farklı tarzda ve özgün stildeki şapkaları kimse almayınca pazarlama stratejisi geliştiriyor. Soylu ve üst düzeyde olan arkadaşlarının evinde bir akşam şapkalarını sergilenmesi için planlar yapıyor. Bu planında da başarılı oluyor. Davete katılan Kent Dükü Alfred’in kızı Kraliçe Victorya’nın torunu Saksonya-Coburg- Gotha Prensesi Victoria Melita onun tasarladığı şapkaları takıp şunları söylüyor. “Her yerde gördüğüm şapkalardan çok farklı bunlar. Bu da sizin zor seçimler yapmaktan korkmadığınızı gösterir. Nehrin akıntısına karşı yüzmek gözü pek insanlara yada kendinden emin olan dâhilere özgü bir harekettir. Ama her şeyden önce hepsinin şahane olduğunu söylemek istiyorum.”

Coco Chanel Divanda

Bu gelişmeden sonra Coco Chanel, ezelden beri aşık olduğu işi yapmaya devam ediyor. Artık bunları satabildiğini de görmeye başlamıştı. Bu uzun yolculuğunda onunla beraber yürüyen halası Adrienne de onunla birlikteydi. Tasarladığı giysi ve şapkalara mayoları da ekledi. Kadınları özgür bedenleri ile buluşturmayı yine başarmıştı.

1. Dünya Savaşının olduğu dönemde bile işlerini oldukça geliştiren Coco Chanel, finansörü ve Sevgilisi Boy Capel ona “Düşünsene, ben hesabına her para yatırışımda eline seni oyalayacak bir oyuncak verdiğimi düşünüyordum. Senin değerini anlayamadım Coco. Sen bu parayı özgürlüğünü satın almak için kullandın. “

Savaşın olduğu dönemlerde kaliteli kumaşları bulmak oldukça zordu, o da jarse kumaşları kullanmaya karar veriyor. Fakat kumaşın yapısı yapılan modellerle hiç uymayacak bir dokuma olsa bile Chanel o kumaşa son cazibesini yaratabileceğini düşünüyor ve atölyesine kapanıp kesmesi bile zor olan bu jarse kumaştan önce kendi bedenine diktiği ve bel bölgesini vurgulamayan yeni bir tasarım yaratıyor. Truvakar bel bölgesine inen düz ceketleri ile yaptığı tasarımlar Amerika da Harper’s Bazaar dergisinde kapak oluyor: “Gerçekten hoş, charme, hayal ve yetenek dolu.”
Ve işte yine zor görünen bir basamaktan başarıyla atlamıştı.

Bu dönemde onu derinden etkileyen bir olay yaşıyor. Sevgilisi ve finansörü Boy Capel bir trafik kazasında hayatını kaybediyor. 1919 yılının Noel’ini acılar içinde karşılarken, bir tutku ile aşık olduğu dönem gerçekten kapanıyordu.

Boy’un ansızın ve trajik bir biçimde ölmesi, onu perişan etmişti. Bu dönemde opera gösterileri için diktiği kostümler ve kürk yakalı mantolar yaptı. Tasarımlarında yine değersiz sayılan kürkleri kullanmaktan kaçınmadı. Bu noktada değersiz olanı meşrulaştırmayı ön plana çıkarttı. Soylu hanımların kendilerini cam parçaları ile süslemelerini kendisi yapay inci kolyeleri ile karşılık verdi. Boynunun çevresini saran altı dizi inci onun vazgeçilmezi oldu.

1926 da yılında arkadaşı Etienne’nin cenazesinde giydiği siyah dar elbisesi, 60’lı yıllarda tekrar Audrey Hepburn sayesinde yeniden bir dünya modası haline geldi.

Coco Chanel-Audrey Hepburn

Fakat kitapta okurken beni en çok etkileyen bölüm parfümü yarattığı bölümdü. Parfümle ilgili ilk duyumlarını 1919 yılında Medici ailesinden almıştı. Gizli ve mucizevi sudan söz etmişlerdi. 1920, Cote d’Azzure da arkadaşı ile café de otururken Chanel’in arkadaşı Chantel, biyolog olan bir arkadaşı Mösyö Beaux’i selamlıyor . Coco bunu bir fırsata dönüştürüyor ve Mösyö Beaux’nin laboratuvarını ziyarete gidiyor. Parfüm konusunda ilgili olduğunu ve onun kendisi için devrim niteliğinde bir koku hazırlamasını istiyor. Mösyö Beaux kendisine sentetik kokuların kullanıldığı bir parfüm çalışmasından bahsediyor. Hala sorunlar yaşadığı için zamana ihtiyaç duyduğunu iletiyor. Aralarında geçen bu konuşmada bile Coco Chanel’in zamana ne kadar önem verdiğini görmüş oluyoruz.

Coco Chanel: “Ne kadar zamana ihtiyacınız var?”

Mösyö Beaux: “Aslında konu kimya olunca zaman vermek oldukça zor, bu çalışma aylar hatta yıllar bile alabilir.”

Coco Chanel: “O zaman ben size 2 ay veriyorum, fazla değil. 2 ay sonra Paris’te görüşürüz. Hoşça kalın.”

coco chanel9

2 ay sonra Mösyö Beaux, sözünü tutuyor ve Paris’e ürünleri ile birlikte geliyor. Yaptığı her ürüne bir numara veriyor. Coco Chanel ile yaptığı toplantıda her ürünü koklamasını ve beğendiği numaraları işaretlemesini söylüyor. No.1 numaralı ürünün kapağını açıp çalışmaya başlıyorlar, 24 numaraya kadar olan ürünleri tek tek koklayıp, en sonunda Coco kararını veriyor. “No 5. ve No 22. “onaylıyor. Kimyager ona hayran kalıyor ve “ Olağanüstüsünüz Matmazel, bunu gerçekten söylemek zorundayım. Çünkü yaptığınızı değerlendirmeyi ancak üstün bir uzman yapabilir “ diyor.

Kokuyu seçtikten sonra işin ambalajlanması kısmına geliyor sıra, bu işe yoğunlaşmışken Café de otururken Pablo Picasso ve George Braque’un yarattığı kübist akımların tarzında yazılmış yazı dikkatini çekiyor. Parfümünün tasarımı için bir heykeltıraş ile çalışmaya karar veriyor ve arkadaşı Misia sayesinde tanıyacağı genç bir sanatçı oluyor. Genç sanatçı onun için inanılmaz yalınlıkta köşeleri yuvarlatılmış, saydam bir dikdörtgen prizması şişe tasarlıyor.

coco chanel10

Bu tasarıma bayılıyor ve son iş olarak parfümün adını koymaya geliyor. Mösyö Beaux’e ona çağdaş şairlere başvurabileceği konusunda fikir verse bile Coco bu seferde içinden gelen sese kulak verip “Evet kararımı verdim. Adı CHANEL No. 5 olacak” diyor. Mösyö Beaux, onu bu kararından döndüremiyor ve bunun ilk defa yapılan bir şey olduğunu söylüyor, Chanel kendinden emin bir tavırla: “Mükemmel, demek ki ilk olacağım” diyor. Ve yine kariyerinde bir başka basamaktan başarılı bir şekilde geçiyor.

Tüm bu zaman dilimi içinde Coco Chanel çok büyümüştü, kendi hayallerini bile aşmıştı. Ne var ki en yalın hayalleri, ellerinin arasından kayıp gitmişti. Bir eş, bir anne olmak gibi…

İlk iş yeri olan Madam Desboutins’nin dikim evinden şu ana dek kendine hak tanımadığı bir huzura çok ihtiyacı vardı. Ve o anda kararını verdi: “Artık dayanamayacağım. Sıradan bir Gabrielle olmak, yaşlı bir hanıma layık sıradan bir gölgede yaşamak istiyorum. Coco Chanel dönemi bitmiştir.”

Bu harika birinci perdeden sonra verilen araydı. Muhteşem Coco filmi henüz bitmemişti. 2. Dünya Savaşının başlayacağını hissedip, savaş hakkında söyle bir yorum yapıyor halası Adrienne ile “Bazen bu gezegenin insanlarının özellikle arada bir savaş çıkarttıklarını düşünüyorum; neden biliyor musun? Kendilerini bir insan olarak hissetmek için daha iyi bir yol bilmiyorlar da ondan.” 2. Dünya Savaşı süresinde sayısız politikacı ve üst düzey asker ile görüşüyor ve savaşın sonlanması için çaba harcıyordu. Hatta İngiliz birlikleri onu sorgularken, Alman hükümeti için çalıştıklarını ileri sürüyorlardı. Coco Chanel bunu şu kelimelerle dile getiriyordu: “Hayır, hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Ben barış için girişimde bulunmak istedim. Ve bunu başaramadım. Belki bir tutam şanssızlık da dahil oldu buna. Yaptığımdan utanç duymuyorum bayım.”

Gabrielle Chanel hep inandığı işleri ve davranışları yapmıştı hayatında ve yatağın hep ölüm döşeği olduğunu düşünürdü. Yatağı hep ya uyumak yada sevişmek için kullandığını belirtirdi. “Beni yatakta görürseniz anlayın ki ölmeye karar vermişimdir” derdi.

Coco Chanel, Chanel No.5 parfümünü daha iyi pazarlanması için Pierre Wertheimer ile Societe des Parfums’ı kurdu. Sevgili Dostu Pierre ona Coco olma özgürlüğü vermişti. Diğer kıtada olan gelişmelerde onların birlikte olma başarısını göstermekteydi. Amerika en büyük ödülü olan Neiman Marcus ödülünü ona verdiğinde 74 yaşındaydı. Onu, “Yirmici yüzyılın en yaratıcı kişisi” ilan etmişlerdi.

Gabrielle Chanel olarak başladığı hayatını Coco Chanel olarak bitirdiğinde geleceğe şu mesajlarını vermek istedi:

“Moda basit bir kıyafet meselesi değildir. Moda rüzgarla doğar, gökyüzünde yaşar, bazen de sokaklara çıkar. Onu sadece hissedersiniz.”

“Her zaman elbisenin içindeki kadını arayın. Eğer elbisenin içinde bir kadın bulamazsanız, elbise de yok demektir.”

“Parfüm kullanmayan kadının geleceği yoktur.”

“Moda geçer, stil kalır.”

Kitap : Chanel – Rüya Gibi Bir Hayat
Yazar : Alfonso Signorini
Yayınevi: Turkuvaz Kitap
Çevirmen: Eren Yücesan Cendey
Sayfa : 219
Tür : Roman


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Yorum Yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here