Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

Şiir

1 2 3 9

Nazım Hikmet’in şiiri son 50 yılın en iyi şiirleri arasında

Bu başlık benim için yeni değil, Nazım Hikmet’in şiirleri benim için hayatımın en iyi şiirleri arasında her zaman. Ben her gün şiir okuyarak başlarım güne ve elbette çoğu günlerde konuğum Nazım’ın bir şiiridir.

Okuduğum haber “Londra’da bulunan sanat merkezi Southbank Center, son 50 yılın en güzel 50 aşk şiiri arasına Nazım Hikmet’in ‘Severmişim Meğer’ şiirini de aldı.” açıklamasıyla dikkatimi çekti. Şiirler, Southbank Center’ın şiir dalında uzman ekibi tarafından bir yıllık bir çalışmayla 30 ülkeden şairleri arasından belirlenmiş. Seçmeler yapılırken modern döneme ağırlık verilmiş.

Ekip üyelerinden James Runcie, ”Gerçekten uluslararası ve üslup bakımından da çeşitlilik barındıran bir liste oldu. Zor olan, sadece 50 şiir seçmekti” demiş.
nazım oğul
NazımSeçilen şiirler farklı şair ve aktörler tarafından 20 Temmuz’da Southbank’ta düzenlenecek etkinlikte seslendirilecek. Bazı şiirler kendi dillerinde okunacak. Bunlardan biri de Nazım Hikmet’in ‘Severmişim Meğer’ şiiri. Ben de bu şiiri okumayı çok severim. Bu hafta Kitap ile Sohbet’te yine bu şiiri okudum. Bazı satırları beni saatlerce konuşturur bu şiirin…

Severmişim Meğer

yıl 62 Mart 28

Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım

akşam oluyor

dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer

akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim

toprağı severmişim meğer

toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen

ben sürmedim

Platonik biricik sevdam da buymuş meğer

meğer ırmağı severmişim

ister böyle kımıldanmadan aksın kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğinde

doruklarına şatolar kondurulmuş Avrupa tepelerinin

ister uzasın göz alabildiğine dümdüz

bilirim aynı ırmakta yıkanılmaz bir kere bile

bilirim ırmak yeni ışıklar getirecek sen göremeyeceksin

bilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun karganınkinden alabildiğine kısa

bilirim benden önce duyulmuş bu keder

benden sonra da duyulacak

benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere

benden sonra da söylenecek

gökyüzünü severmişim meğer

kapalı olsun açık olsun

Borodino savaş alanında Andırey’in sırtüstü seyrettiği gök kubbe

hapiste Türkçeye çevirdim iki cildini Savaşla Barış’ın

kulağıma sesler geliyor

gök kubbeden değil meydan yerinden

gardiyanlar birini dövüyor yine

ağaçları severmişim meğer

çırılçıplak kayınlar Moskova dolaylarında Peredelkino’da kışın

çıkarlar karşıma alçakgönüllü kibar

kayınlar Rus sayılıyor kavakları Türk saydığımız gibi

İzmir’in kavakları

dökülür yaprakları

bize de Çakıcı derler

yar fidan boylum

yakarız konakları

Ilgaz ormanlarında yıl 920 bir keten mendil astım bir çam dalına

ucu işlemeli

yolları severmişim meğer

asfaltını da

Vera direksiyonda Moskova’dan Kırım’a gidiyoruz Koktebel’e

asıl adı Göktepe ili

bir kapalı kutuda ikimiz

dünya akıyor iki yandan dışarda dilsiz uzak

hiç kimseyle hiçbir zaman böyle yakın olmadım

eşkiyalar çıktı karşıma Bolu’dan inerken Gerede’ye kırmızı yolda ve yaşım on sekiz

yaylıda canımdan gayri alacakları eşyam da yok

ve on sekizimde en değersiz eşyamız canımızdır

bunu bir kere daha yazdımdı

çamurlu karanlık sokakta bata çıka Karagöz’e gidiyorum Ramazan gecesi

önde körüklü kaat fener

belki böyle bir şey olmadı

….

çiçekler geldi aklıma her nedense

gelincikler kaktüsler fulyalar

İstanbul’da Kadıköy’de Fulya tarlasında öptüm Marika’yı

ağzı acıbadem kokuyoryaşım on yedi

kolan vurdu yüreğim salıncak buluklara girdi çıktı

çiçekleri severmişim meğer

üç kırmızı karanfil yolladı bana hapishaneye yoldaşlar 1948

yıldızları hatırladım

severmişim meğer

gözümün önüne kar yağışı geliyor

ağır ağır dilsiz kuşbaşısı da buram buram tipisi de

meğer kar yağışını severmişim

güneşi severmişim meğer

şimdi şu vişne reçeline bulanmış batarken bile

güneş İstanbul’da da kimi kere renkli kartpostallardaki gibi batar

ama onun resmini sen öyle yapmayacaksın

meğer denizi severmişim

hem de nasıl

ama Ayvazofki’nin denizleri bir yana

bulutları severmişim meğer

ister altlarında olayım ister üstlerinde

ister devlere benzesinler ister ak tüylü hayvanlara

ay ışığı geliyor aklıma en aygın baygın en yalancısı en küçük burjuvası

severmişim

yağmuru severmişim meğer

ağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğim

beni olduğum yerde bırakır ağlara dolanık ya da bir damlanın

içinde ve çıkar yolculuğa hartada çizilmemiş bir memlekete gider

yağmuru severmişim meğer

ama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Prag-Berlin treninde

yanında pencerenin

altıncı cıgaramı yaktığımdan mı

bir eski ölümdür benim için

Moskova’da kalan birilerini düşündüğümden mi geberesiye

saçları saman sarısı kirpikleri mavi

zifiri karanlıkta gidiyor tren

zifiri karanlığı severmişim meğer

kıvılcımlar uçuşuyor lokomotiften

kıvılcımları severmişim meğer

meğer ne çok şeyi severmişim de altmışında farkına vardım bunun

Prag-Berlin treninde yanında pencerenin yeryüzünü dönülmez bir

yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek

NÂZIM HİKMET

19 Nisan 1962

nazım

 

Aralık Şiirleri

eki14_04

 

( çocuk )

ve artık,

şiir var aramızda,

çocuk kadar çocuk..

bırak otursun!

virgülü kırmızı yakası,

avuç avuç iki noktasıyla

bırak,

konuşsun.

( deniz çarkı )

desen ki; bu mutsuzluk

aman ha! mutluluktan ölürsün diye

inanmam.

bilsem ki; bu sevda

sakın ha! doğurur seni yeniden diye

gücenmem.

( çirkin )

iyi birisin sen!

senin ellerin;

hiç insan yoğurmamış.

Ocak 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

İçinden İstanbul Geçen Kitaplar

İstanbul'un gözleri mahmur 2Bu kez iki kitap var…İkisinin ortak özelliği ikisinin de içinden İstanbul akıyor sanki bir nehir gibi…Ve iki yazar da kendi eski İstanbul’unu özlüyor. Maria Yordanidu ve Melissa Gürpınar kitaplarında bize Eski İstanbul’u anlatıyorlar…

Loksandra-Bir İstanbul Düşü

Loksandra bana, ben de biraz da Loksandra’yı gören bir arkadaşım tarafından hediye edildi. İçindeki kartta; Sen, Loksandra’nın günümüzdeki benzerisin yazıyordu.

Loksandra ile ortak bir aşkımız var İstanbul… Okumaya devam et

Kasım Şiirleri

200194596-001

( yenizaman )

farklı bir gün bugün,

az ötede zaman durmuş..

ve ellerinde değnekle martı silkeliyor çocuklar,

denizin köpürmüşlüğünü kesiyor gözleriyle

değneksiz olanlar.

evet, farklı bir gün bugün,

az ötede zaman durmuş..

güneşin iplerine takılmadan

yürüyesim geliyor gemilere

ve bir nefes çıkarıyorum cebimden

hemen geliveriyor zaman

kendi kendine.

Kasım 2014

( karşıyaka )

balıkçı ağlarında gelmiş olmalı

bu suskunluk denizden.

hem geceleri korkar mı insan,

denize yaslanmış bir şehirden.

Kasım 2014 /

( hece )

parmaklarımı kaybettim dün gece,

hemde parmak uçlarımı.

ve yığılı kaldı onca kelime

konuşamam artık.

Eylül 2014 Salih MALAKCIOĞLU

Ekim Şiirleri

eki14_02

 

( istanbulun çocukluğu )
.
görüyor musun,
şu dalıp çıkan adayı.
uzatsam parmağımı sanki kolumu kapacaktı.
neyse ki vapurlar, beni kurtardı.
.
görüyor musun,
şu göz kırpan bulutu.
çevirsem yanağımı sanki tokadı patlatacaktı.
neyse ki güneş, kucağını açtı.

Eylül 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

( deniz kızı )
.
üşümüşsündür,
örteyim denizi üzerine
deniz kızı.
.
pul pul utanmak
balıklara düşsün,susmaksa yıldızlara.
ve açık kalsın gözlerin
anlaşılsın ne çok güldüğün.

Eylül 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

( ayna )
.
bildiğin aynalara benzemez
ne kırıverir
ne de kandırır seni.
.
her bakışında
pespembe baharı hapseder gözlerine
ortaköyün aynaları.
baktıkça bakasın gelir,
gidesin gelmez.
.
umursamazsın,
bir martı neleri kaptı
ve kaçtı.

Eylül 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

Eylül Şiirleri

eyl14_01istanbul 

şu salacağın ötesi, kız kulesinin dibi.

tamda deniz havası,

hele de martıların sesi

her günümün neşesi.

 

ve şu çocuğun düşmesi, kız tokadı gibi.

büsbütün ayrılık havası,

hele de gölgenin peşi

her gecemin düşüncesi.

 

Ağustos 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

 

uzaklık 

adını daha duymadım

son çan sesi kadar uzağız.

halbuki,

boyumuz uzun, omuzlarımızda bulutlar olduğu zamanlardı ve

arada bir karıştırıyorduk yıldızları.

 

Haziran 2012 / Salih MALAKCIOĞLU

Temmuz Şiirleri

( adın deniz ).en güzel çay;

sana karşı içilir,

 

 

manzara21

( Nazıma )nazım geçer

sensizliğe,

bir kere daha değil,

dokunur ya gün geceye..

işte öyle.

 

nazım geçer

denizlere,

bin kere daha değil,

seslenir ya gece güne..

şimdi öyle.

 

 

 

( hünkar ).

Al şu fermanı artık değilsin cariye,

endişelenme! bu seni kurtarır.

.

..ve sevinmelisin,

çocuk doğduğunda; hür olacak diye.

 

Aralık 2009 / Salih MALAKCIOĞLU

 

Martı Haziran Şiirleri

waiting-500x500( acı )

.

çok mu acıttık toprağın kalbini..

ve hiç sorduk mu?

alabilirmiyiz diye

kara mücevherini.

.

ve aç mı bıraktık toprağın gözünü..

oysa hiç itiraz etmedik!

vermeyiz diye

üçyüzbir madenciyi.

 

( ikiyüzyetmişdört )
.
adımı duyduğumda..
acıdan yığılıp kalır,doğrulamam.
ve ağır gelir toprak
ben,
tek başına sırtlayamam.

 

mutsuz-melek

 

 

( maden )

.

anne, baba, eş ve çocukları başucumda

benim dilim tutuk,

ağlıyorum

buz kesilmiş ayaklarımla.

.

kapkara çakıl taşlarına uzanmaya çalışıyorum

ve tutunamıyor bedenim,

yuvarlanıyorum yıldızlara.

.

ama artık,

fenerler yanıyor

kalbimin ortasında.

 

Tarih: SOMA / Salih MALAKCIOĞLU

Mayıs Şiirleri

World4free.in

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
( seyahat )

.

az kaldı dedim, yaklaştık

bırakırken gündüzü geride

ve içimden geldi sordum,

nesiyle meşhurdur gece.

.

hemen uzandım, düşmesin diye

ve açarken gözlerimi yeni güne

içimde kaldı tutamadım

kalacak yeri var mıdır

nerede kalır şu biten gece.

 

 

 

( sabah )

.

ve bir gemi kondu

balkonuma bu sabah,

 

 

 

( upuzun )

.

gözlerinin renginde hala saçlarım;

ayırma gözlerini saçlarımdan.

ve sen,

aynı gülüyor olamazsın!

bir sebebi olmalı bu gülüşünün.

.

oysa;

tüm denizlerin balıkçıları kadar şaşkınım,

saçlarıma takılan kahverengi balıklar için.

ve bağdaş kuran tekneler arasından nasılsa,

sen yine denize bakmışsın.

ve

gözlerinin renginde hala saçlarım.

 

Mart 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

1 2 3 9