Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Abone Olun:
E-Dergi & Son Sayı
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives

Şiir

1 2 3 9

Aralık Şiirleri

eki14_04

 

( çocuk )

ve artık,

şiir var aramızda,

çocuk kadar çocuk..

bırak otursun!

virgülü kırmızı yakası,

avuç avuç iki noktasıyla

bırak,

konuşsun.

( deniz çarkı )

desen ki; bu mutsuzluk

aman ha! mutluluktan ölürsün diye

inanmam.

bilsem ki; bu sevda

sakın ha! doğurur seni yeniden diye

gücenmem.

( çirkin )

iyi birisin sen!

senin ellerin;

hiç insan yoğurmamış.

Ocak 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

İçinden İstanbul Geçen Kitaplar

İstanbul'un gözleri mahmur 2Bu kez iki kitap var…İkisinin ortak özelliği ikisinin de içinden İstanbul akıyor sanki bir nehir gibi…Ve iki yazar da kendi eski İstanbul’unu özlüyor. Maria Yordanidu ve Melissa Gürpınar kitaplarında bize Eski İstanbul’u anlatıyorlar…

Loksandra-Bir İstanbul Düşü

Loksandra bana, ben de biraz da Loksandra’yı gören bir arkadaşım tarafından hediye edildi. İçindeki kartta; Sen, Loksandra’nın günümüzdeki benzerisin yazıyordu.

Loksandra ile ortak bir aşkımız var İstanbul… Okumaya devam et

Kasım Şiirleri

200194596-001

( yenizaman )

farklı bir gün bugün,

az ötede zaman durmuş..

ve ellerinde değnekle martı silkeliyor çocuklar,

denizin köpürmüşlüğünü kesiyor gözleriyle

değneksiz olanlar.

evet, farklı bir gün bugün,

az ötede zaman durmuş..

güneşin iplerine takılmadan

yürüyesim geliyor gemilere

ve bir nefes çıkarıyorum cebimden

hemen geliveriyor zaman

kendi kendine.

Kasım 2014

( karşıyaka )

balıkçı ağlarında gelmiş olmalı

bu suskunluk denizden.

hem geceleri korkar mı insan,

denize yaslanmış bir şehirden.

Kasım 2014 /

( hece )

parmaklarımı kaybettim dün gece,

hemde parmak uçlarımı.

ve yığılı kaldı onca kelime

konuşamam artık.

Eylül 2014 Salih MALAKCIOĞLU

Ekim Şiirleri

eki14_02

 

( istanbulun çocukluğu )
.
görüyor musun,
şu dalıp çıkan adayı.
uzatsam parmağımı sanki kolumu kapacaktı.
neyse ki vapurlar, beni kurtardı.
.
görüyor musun,
şu göz kırpan bulutu.
çevirsem yanağımı sanki tokadı patlatacaktı.
neyse ki güneş, kucağını açtı.

Eylül 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

( deniz kızı )
.
üşümüşsündür,
örteyim denizi üzerine
deniz kızı.
.
pul pul utanmak
balıklara düşsün,susmaksa yıldızlara.
ve açık kalsın gözlerin
anlaşılsın ne çok güldüğün.

Eylül 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

( ayna )
.
bildiğin aynalara benzemez
ne kırıverir
ne de kandırır seni.
.
her bakışında
pespembe baharı hapseder gözlerine
ortaköyün aynaları.
baktıkça bakasın gelir,
gidesin gelmez.
.
umursamazsın,
bir martı neleri kaptı
ve kaçtı.

Eylül 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

Eylül Şiirleri

eyl14_01istanbul 

şu salacağın ötesi, kız kulesinin dibi.

tamda deniz havası,

hele de martıların sesi

her günümün neşesi.

 

ve şu çocuğun düşmesi, kız tokadı gibi.

büsbütün ayrılık havası,

hele de gölgenin peşi

her gecemin düşüncesi.

 

Ağustos 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

 

uzaklık 

adını daha duymadım

son çan sesi kadar uzağız.

halbuki,

boyumuz uzun, omuzlarımızda bulutlar olduğu zamanlardı ve

arada bir karıştırıyorduk yıldızları.

 

Haziran 2012 / Salih MALAKCIOĞLU

Temmuz Şiirleri

( adın deniz ).en güzel çay;

sana karşı içilir,

 

 

manzara21

( Nazıma )nazım geçer

sensizliğe,

bir kere daha değil,

dokunur ya gün geceye..

işte öyle.

 

nazım geçer

denizlere,

bin kere daha değil,

seslenir ya gece güne..

şimdi öyle.

 

 

 

( hünkar ).

Al şu fermanı artık değilsin cariye,

endişelenme! bu seni kurtarır.

.

..ve sevinmelisin,

çocuk doğduğunda; hür olacak diye.

 

Aralık 2009 / Salih MALAKCIOĞLU

 

Martı Haziran Şiirleri

waiting-500x500( acı )

.

çok mu acıttık toprağın kalbini..

ve hiç sorduk mu?

alabilirmiyiz diye

kara mücevherini.

.

ve aç mı bıraktık toprağın gözünü..

oysa hiç itiraz etmedik!

vermeyiz diye

üçyüzbir madenciyi.

 

( ikiyüzyetmişdört )
.
adımı duyduğumda..
acıdan yığılıp kalır,doğrulamam.
ve ağır gelir toprak
ben,
tek başına sırtlayamam.

 

mutsuz-melek

 

 

( maden )

.

anne, baba, eş ve çocukları başucumda

benim dilim tutuk,

ağlıyorum

buz kesilmiş ayaklarımla.

.

kapkara çakıl taşlarına uzanmaya çalışıyorum

ve tutunamıyor bedenim,

yuvarlanıyorum yıldızlara.

.

ama artık,

fenerler yanıyor

kalbimin ortasında.

 

Tarih: SOMA / Salih MALAKCIOĞLU

Mayıs Şiirleri

World4free.in

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
( seyahat )

.

az kaldı dedim, yaklaştık

bırakırken gündüzü geride

ve içimden geldi sordum,

nesiyle meşhurdur gece.

.

hemen uzandım, düşmesin diye

ve açarken gözlerimi yeni güne

içimde kaldı tutamadım

kalacak yeri var mıdır

nerede kalır şu biten gece.

 

 

 

( sabah )

.

ve bir gemi kondu

balkonuma bu sabah,

 

 

 

( upuzun )

.

gözlerinin renginde hala saçlarım;

ayırma gözlerini saçlarımdan.

ve sen,

aynı gülüyor olamazsın!

bir sebebi olmalı bu gülüşünün.

.

oysa;

tüm denizlerin balıkçıları kadar şaşkınım,

saçlarıma takılan kahverengi balıklar için.

ve bağdaş kuran tekneler arasından nasılsa,

sen yine denize bakmışsın.

ve

gözlerinin renginde hala saçlarım.

 

Mart 2014 / Salih MALAKCIOĞLU

Şiir

 spring-07

 çiy tanesi 

üzerine çiy tanesi düşmüş gibi hissetmelisin,

yolculuk öncesinde.

yol kenarlarında, dağların üzerinde.

Şubat 2014

 

 gece kuşu 

güneşi sevdiğim gibi seveceğim seni,

ve ay ışığında donakalmış ardıç kuşları gibi

döneceğim sana

mevsimin sonbahar olduğunda.

 

güneşe dokunduğum gibi dokunacağım sana,

ve ay kıyısında çalkalanan yızdızlar gibi

göreceğim seni

mevsimin son kez sorulduğunda.

Şubat 2014

 

 yalancı bahar 

üşümediğimdem midir bilmem,

ben böyle kışı istemem!

hele de,

tomurcuk ellerini açıversen,

belki o zaman ;

ben, güneşe küsmem.

Şubat 2014

 

Salih MALAKCIOĞLU

 

 

 

1 2 3 9