Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

Etkinlik

1 2 3 9

Dokunmak veya Dokunmamak

Yaz diyor Yasemin* Hanım Mülteciler Günü** için yaptığın konuşmayı…

İnanılmaz bir kadın, konu başlıklarını, gönlümün kaydığı noktaları nasıl da bir çırpıda görüveriyor.

20 Haziran’da davetliydim, kalabalık bir mülteci grubuna konuşma yapacağım, maksat mültecileri yasal yollardan iş dünyasına kazandırmak, yani “sosyal entegrasyon.”

Ne söyleyeyim? Kafam karışık, salona vardığımda hazırlamış olduğum bilgi gözüme hayli itici görünmeye başlıyor. Tam o noktada, sahneye çıkmaya dakikalar kalmışken yüreğimin sesini dinlemeye karar veriyorum. Hazırlamış olduğum sunumu bir kenara bırakıyorum ve spontane konuşmaya başlıyorum. Öyle ya bilgi her yerde var, ya o bilgilerin bize hissettirdikleri?

Dünyada mülteci sayısının 60 milyon civarında olduğu düşünülmekte (resmi rakamlara göre). Bence gerçekte çok daha fazla; içlerine girince anlıyorsunuz, çok farklı bir dünya, kaydı olmayan-kaydı silinen-hiçbir yerde görünmeyen hayli kişi mevcut. Mülteci ülkesini zorla terk eden veya istenmeyen koşullar (savaş, her türlü baskı…) neticesinde terk etmek zorunda kalan kişiyken; göçmen eğitim, daha iyi haklar için gönüllü olarak başka yere yerleşen kişiye deniyor. Türkiye’de mülteci sayının son yıllarda 4 milyonu aştığı sanılmakta.

Söylediklerim

“İtiraf edeyim, sizler benim için öncelikle sayıdan ibarettiniz, her gün gazetede okuduğum veya haberlerde hüzünlenerek izlediğim. Dünyada filler kapışırken çimler ezilirmiş sözünü hatırlatan. Ne zaman sınıfıma gelmeye başladınız, yüz yüze  geldik, sizleri tanıdım, sayıdan öte ete kemiğe büründünüz, hepinizin hikayesi vardı. Karısını bombardımanda kaybedeni de, günlerce yürüyerek sınırı aşmaya çalışanı da, kurşunların kimden geldiği bilinmeyen silah çatışmaları arasında ailesini ziyarete etmeye gitmeye çalışanı da sınıfımda tam karşımdaydı. Onca travmatik öyküye rağmen güçlü duruşunuzla bana ilham oldunuz. Bazen ben mi size öğretiyorum, siz mi bana öğretiyorsunuz bilemiyorum. Kısa sürede inanılmaz şeyler kattınız hayatıma.

seyda-bodur

Biliyorum, beni şanslı kesimden görüyorsunuz, sizleri anlamayacağımı düşünüyorsunuz. Oysa bir insanın acısını anlamak sadece onun gözlerine kalp gözünüzle bakmak yeterli, aynı veya benzer acıdan geçmek şart değil.

Mülteci olmadım, ancak bilirim işsizlik nasıl hissettirir, ‘işe yaramaz’. Herkesin yapacak birşeyi varken hiçbir şey yapmıyor olmak…Yıllarca kapımda, işten dönüşü saatlerinde diğer servis araçları durduğunda, onlardan inen biri olmamanın verdiği suçluluk duygusunu yaşadım.

Bilirim yabancı bir ülkede işsiz olmak ne hissettirir, ‘köksüz’. Herkesin gidecek bir kapısı, ait olduğu bir yeri varken, öylesine unutulmak, sokaklarda boş boş dolanmak, ne yapacağını bilememek. Bu eylemlere sürekli eşlik eden kasvetli bir can sıkıntısı da cabası.

Maalesef ne ülkemde, ne de yâd ellerde bana uzanan yardım eli oldu. Umarım sizler daha şanslı olursunuz veya karşınıza çıkan fırsatları iyi değerlendirirsiniz.

Biliyorum güveniniz kırıldı, biliyorum çokça hırpalandınız, yine de sizlere bizler gibi dostça kapısını açan bir yer varsa es geçmeyin derim. Hayat ertelenmeyecek kadar güzel, her daim ve her zaman yeniden kaldığınız yerden başlayabilirsiniz. Nerden mi biliyorum? Kendimden. Unutmayın işsizliğin önündeki en büyük engel ne bambaşka bir ülkede gözlerini açmak ne de yabancı dil… Çaresizlik duygusu. Vazgeçmek, sadece kendinden ve geleceğinden ümidi kesmek. Yaranıza merhemi sürecek olan sizlersiniz, bense sadece merhemi veya ilacı uzatan olabilirim.”

foto-seyda

Söyleyemediklerim

Çok özel ve güzel insanlar tanıdım. Bir panelde “Bizler dilenci değiliz, iş istiyoruz” diyen ve böylelikle ülkemizin hatrı sayılır patronlarından birinin ilgisini çekip bizzat ayağına tanışmaya gelenini bildim. Ne mi oldu? Şu an o holdingden iş teklifini aldı bile.

Öyle anlar yaşadık ki beraber… Günü geldi onların yaşam koçu, günü geldi sırdaşı oldum. İlk kız arkadaşını çekinerek bana danışanı, yurdunda arayacak kimsesi kalmadığından evlenme haberini ilk bana muştulayanı… Aziz Nesin okuyanı ile beraber İngilizce espriler eşliğinde karnımızı tuta tuta güldük. Bazen coştuk, birinin diplomasını kutladık. Cibran şiirleri okuduk, duygulanıp ağlaştık. Kendi arkadaşlarım bilmedi ve görmedi, “Sende çocuk kalbi ve yüzü var” dediler. Bazen birikmiş tüm öfkelerini bana kustular, kişisel almadım, ısrarla aynayı onlara tuttum. Kimi satır arasında ‘özür’ diledi, kimi herkesin ortasında. Beklemiyordum da. Tek dileğim onlara bir nebze olsun dokunabilmekti; kalpten kalbe bir temas…

Ya işte böyle…

Şeyda Bodur 

* Baş Martı diyor kendisine, öyledir elbette. Martı dergisinin fikir annesi, kurucusu Yasemin Sungur
** 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü

 

Kitap ile Sohbet 9. Sezon ve Anlar

Bugün 305. toplantıyla dokuzuncu sezonu bitirdik Yasemin Sungur’la Kitap ile Sohbetde.

kis-305_merdiven_o
Ayrılık olmadan kavuşmak olmak deriz konuşurken. Kavuşmanın hayali bile ayrılığı katlanır kılar. Hepimizin kalbinde aynı duygu vardı bugün; yeni sezonda kitapdaşımız Oktay’a kavuşmak. Çok sevdiğimiz Oktay bizimle olamadı bir aydır. İstem dışı bu ayrılığın hüznü ile bir dönemi daha bitirmenin mutluluğu kol kola girdi bugün. Devre arkadaşımla konuşmuştuk geçen dönem, madalya takacaktık biz de seneye. Zamanı geldi, madalyalar hazırdı, hepimiz oradaydık ama O yoktu. İnanıyorum ki; sevgimiz ve enerjimiz O’na ulaşıyor.

“Kavuşma gününü bekliyoruz Oktay, tercihini bizden yana kullan lütfen. Yeni dönemde madalyanı coşkulu bir kutlamayla takalım boynuna, roman mutlu sonla bitsin.”

kis-oktay_n

Kitaplarıyla, yazar sohbetleri ve gezileriyle iz bırakan bir sezon oldu yine. Her sezonun sonunda aynı cümleleri kurmuyor muyuz? Demek ki anlardan oluşan hayatımızda yine çok özel anıları biriktirdik. Yanımızda oturan, karşımızda görmeye alıştığımız arkadaşımızın varlığı her an için çok değerli. Bir gün gelemeyeceğimi, gelsem de birinizi bulamayacağımı hiç düşünmedim. Ulaşmanın bu kadar zor olacağını hiç hayal etmedim. Bir tebessüm, bir selam, bir kaç sözcük belki; var olduğunu bilmek, yeterli…

Sezonlar boyunca gidiş gelişler çok oldu. Duygularıyla da var olanlar, sadece o masanın etrafındaki yerini almakla kalmadı, hayatlarına da dokundu arkadaşlarının. Birbirimizi tanımaya uzanan o yolculukta, kitap sayfalarından bize uzandı sözcükler. Kitap tutkusuyla başlayan arkadaşlıklar, dostluğa evrildi. Anlamaya, çözümlemeye, iletişim kurmaya çalıştık birbirimizle. Her birimiz farklı bir yönüyle tamamladı bütünü. Sevinçlerin coşkusunu, acıların kederini hissettik. Güzellikleri başkalarına da ulaştırmak için ortak projeler oluşturduk. Emeği ve hazzı birlikte paylaştık. Kısacası bizimki hayatın paylaşımı.

kis-305_-kolaj-n

Onuncu yıla girerken kalemimden grubumuzun duygusal bütünlüğü döküldü. Zor bir süreçten geçiyoruz. Kulağımız gelecek iyi bir haberde, yazılacak olumlu bir gelişmede. Umutluyuz; biz kimseden vazgeçmeyiz, bir çözüm olacağına inanırız her zaman.

kis-ilknur_n

Kutlamanın tüm detayları özenle düşünülmüş ve emekle hazırlanmıştı sevgili Yasemin Sungur ve komite arkadaşlarım tarafından. Kırmızı kurdelalar, belgeler, biz kıdemlilere madalyalar ve Sunay Akın imzalı kitaplar, bereket sofrası, hediyeler… En güzel hediyemiz “Kitap Kahramanları Canlanıyor” kitabımız oldu. Artık bizimde bir kitabımız var. Otuz sekiz edebiyat eserinden kahramanların canlandırıldığı ve analiz edildiği “nadir” bir kitap. Anlatılmaz, okunması gerek.

Sevgili Arzu Savaş “zihin haritaları” metotu ile okuduğumuz kitapları değerlendirmede iz bırakıcı pratik yolu anlattı ve etkinlik ile örnekledi bizlere.

Artık grubumuzun bir üyesi kabul ettiğimiz sevgili yazarımız Hasan Saraç yalnız bırakmadı bizleri. Sohbeti ile katıldı aramıza. Oyuncak Müzesi çalışanları her zamanki güler yüz ve titizlilikle koşturdular her şeyi mükemmel kılmak için.

Sevgili Taner Atilla Berk yine fotoğraf karelerinde ölümsüzleştirdi bu anları.
Her birine tüm arkadaşlarım adına gönül dolusu teşekkürler, ellerine emeklerine sağlık. kis-305_komite_n

Sevgili Yasemin Sungur; enerjisi ve coşkusuyla, dokuz sezonu yaşamanın mutluluğuna bizleri de ortak etti. Gelecek yılların, yeni projelerin heyecanıyla sarmaladı hepimizi. Daha okuyacak çok kitabımız, gerçekleşecek hayallerimiz var derken hepimizin ortak hedeflerini de belirlemişti. Tüm hissettirdikleri, emeği ve dostluğu için teşekkür ederim.

10-sezon-kitap-listesi

Bol okumalı, güzelliklerin paylaşıldığı bir yaz diliyorum tüm arkadaşlarıma. Hayat sizlerle güzel.

Bu Salı günü mutluluğun fotoğrafını çizdik. Ama buruk bir mutluluk vardı havada.

Sevgiyle, umutla kalın…

İlknur Kayhan Karapolat 

kis-305_n

#kitapilesohbet9sezonbitti
#305hafta
#kitapkahramanlarıcanlanıyor
#istanbuloyuncakmüzesi

Kitap ile Sohbet 300. Haftasını Kutladı

Tam üç yüz hafta, dile kolay, #yaseminsungurlakitapilesohbet devam ediyor.

Bir hayal ile başlayan bu yolculuk kararlılığın, disiplinin ve ortak hayalleri paylaşmanın sonucu ulaştı bugüne.

Ülkemizde hobiler arasında sayılan kitap okuma alışkanlığı, bir amaç olmuştur grubumuz için. Boş zamanları doldurmak için değil; dünyaya bakış açımızı zenginleştirmek, algımızı farklılaştırmak, toplumsal bilincimizi geliştirmek için okuruz bizler.

Seçtiğimiz kitaplar ile Türk ve dünya edebiyatında iz bırakmış yazarların penceresinden dönemlerini, yaşamlarını, olaylara bakışlarını irdelerken hem bilgilenir hem de edebiyatın hayaller dünyasında dolaşırız. Tek bir cümle bile her birimizde farklı algılar yaratır. Çünkü kendi hayatlarımızın süzgecinde kalanlarla bakarız olaylara. Bizler sohbet ederken her kitapdaşın görüşünü saygıyla dinler, değerlendirir ve kendi payımıza çıkarımlar yaparız. Bu müthiş bir zenginleşmedir. Bir kitap için onlarca farklı yoruma ulaşmak…

kitap-ile-sohbet-300-haftasini-kutladi

Okumaya devam et

Kızını Bilgiyle Emziren Anne

Adı Derya Topçu, yani Nam-ı diğer Hadi Anne…

36 yaşında genç bir kadın…

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu…

10 yıllık evli ve 5 yaşında Asya adında bir kızı var…

Asya’ya hamile olduğu dönemde yeni bir yaşama yürümek üzere, başarıyla yürüttüğü özel sektördeki işini bırakıp, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ‘kültür yönetimi ‘masterına kaydoldu…

İşini bırakmasının ve bambaşka bir işe atılmak isteyişinin nedeni, işiyle arasında duygusal bir bağın olmaması…

Heyecan dolu, insanlarla iletişimi çok seven ve öğrenmeye açık bir insan…

Bir yandan işten ayrılıp, gemilerini yakmış olmasının hafifliği diğer yandan Asya’yı içinde büyütmenin heyecanıyla yeni bir hayata başlamış.

Her gün yepyeni bir dünyayı keşfetmenin, yeniden o amatör ruhu yakalamanın mutluluğu içerisinde öğrencilik hayatına geri dönmüş. Aslında onun için hayat bir okul ve kendisi de daimi bir öğrenci. İşte bu öğrencilik döneminde kızı Asya dünyaya gelmiş…

Yüksek lisansında klasik müzeciliğin yanı sıra büyük sermaye gruplarının kültür kurumları açması, çağdaş sanat müzelerine yatırım yapmaları, dünyada bu müzelerin artık kamusal alanın bir parçası haline gelmesi, çocuk alt değiştirme ünitelerinin  müzelerin içinde yer edinmesi,tüm müzelerin çocuklar ve hatta bebekler için programlar hazırlamalarını gözlemleme imkanı bulmuş.

Anne olduktan sonra hem kendisine hem de çocuğuna faydalı olabilecek alternatif yollar aramaya başlamış ve işte bu farkındalıkla  ‘hadi anne!’ projesi doğmuş.

En iyi eğitimin görerek, duyarak ve hissederek yaşanabileceğini düşünen ve bu nedenle de her bahaneye çelme takarak, şartlar, koşullar, havalar nasıl olursa olsun kızını pusetine koyarak, kucağına alarak ve sonra da elinden tutarak müze, sanat merkezi, edebiyat dünyası ile tanıştırmayı ilke edinmiş bir annenin hikayesi var bu bölümümüzde.

Kızını bilgiyle emziren ve bu beslenmeyi keyif, aşk haline getiren, hem çocuğunun iç dünyasını  zenginleştirebilecek hem de onu besleyecek yeni bir yol olarak ‘yaratıcı mekanları’ kendisine güzergah edinen bir anne ile sohbetimizi okuyacaksınız.

kizini-bilgiyle-emziren-anne

Okumaya devam et

Marifet Hikaye(siz)de mi?

Son yıllarda sanatın hızla değişen tanımı, hatta zaman zaman ortak bir tanımının yapılamaması, sadece izleyicide değil sanatçıda da kafa karışıklığına yol açmakta ve sonucunda her sanatçı kendi sanat tanımını yapmaktadır. Kendi sanat tanımını yapanlar, çoğunlukla ürettikleri üzerinden bir hikaye yaratmakta ve hikayesini sözcüklere sığınarak adeta bir “alt yazı/dublaj” gibi sunarak eserinin kolay algılanır ve kabullenilir olmasına çaba sarfederler… Oysa eser üzerinden hikaye yaratmak yerine, bir hikayeden yola çıkılarak eser üretmelidir. Yoksa öz ve biçim üzerindeki çelişkiler ortaya çıkar.

marifet-hikayesizde-mi
Okumaya devam et

Rahmi M. Koç Müzesi’ni Google Street View’le Gezin

Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenen 14 binin üzerinde objeyi görmek ve koridorlarında dolaşmak için artık internete bağlanmak yeterli olacak. Rahmi M. Koç Müzesi, Google Street View özelliğiyle sanal ortamda da gezilebilecek.

Kapılarını açtığı 1994 yılından bugüne Rahmi M. Koç Müzesi, İstanbul’da kültürü ve endüstri tarihini bir arada sunabilen tek adres olma özelliğini sürdürmeye devam ediyor. 

Nostaljik tren turu, denizaltı gezisi, atlıkarınca ve oyun parkı, uçaklar, klasik otomobiller ve çok daha fazlası Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçileri bekliyor. 14 binin üzerinde objeden oluşan koleksiyonlarıyla geçmişten günümüze endüstri, ulaşım ve iletişim tarihine ışık tutan Rahmi M. Koç Müzesi’nde hem çocuklar hem de büyükler tarihin evrimini gözlemleme şansı buluyor. 

rahmi-m-koc-muzesini-google-street-viewle-gezin

Okumaya devam et

Hayatımıza simle işlenmiş bir imza: Nahide Küçük Sergisi 19-25 Ocak’ta Art 212 Nişantaşı’nda

2007 yılında kaybettiğimiz Geleneksel Türk Elişi Nakış Sanatçısı Nahide Küçük’ün eserleri, ressam Şahin Paksoy’un küratörlüğünde10. Yıl Anısına Nahide Küçük’e  Saygı’ adını taşıyan bir sergi ile korunduğu sandıklardan gün ışığına çıkıyor.

Kızları Gülden Küçük Çelebi ve Zeynep Küçük Willems’in öncülüğünde hazırlanan ‘10. Yıl Anısına Nahide Küçük’e Saygı’ sergisi 19 Ocak’ta  Art 212’de Nahide Küçük’ü ve eserlerini sanatseverlere tanıtacak.

Fransız moda tasarımcısı Jean Paul Gaultier’ye yaptığı işleme ceket, Japon tasarımcı Yumi Katsura’ya işlediği gelinlik, Eyüp Sultan Camii minber kapısı için işlediği örtü, Katar Emiri Al-Thani’nin sarayları için işlediği Ayet-el Kürsi ve duvar panoları, Alexander de Paris’e işlediği taçlar, İran Şahı Rıza Pehlevi’ye  ve İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’e yaptığı özel işleme… Bütün bu eserlerin altındaki imza,  gönül verdiği bu sanata onu teşvik eden hocasının,  renklendirme yeteneğine hayran olduğu, Anadolu nakış ve işleme kültürünün değerli elçisi Nahide Küçük’e ait.

hayatimiza-simle-islenmis-bir-imza-nahide-kucuk-sergisi-19-25-ocakta-art-212-nisantasinda

Okumaya devam et

Bedri Rahmi Eyüboğlu Sergisi Aralık Ayı Boyunca IMOGA ART Gallery Kızıltoprak’ta

IMOGA ART GALLERY Aralık 2016’da Türk sanatının büyük ustası Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserlerine ev sahipliği yapıyor. Türk resminde çok önemli bir yere sahip olan ve Akademi’de birçok değerli Türk ressamı yetiştiren öğretmen Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencilerine ders niteliğinde yazdığı “Renk ile Biçim” isimli metni üzerine kurgulanan sergide, aile koleksiyonuna ait özel yağlıboya eserlerin yanı sıra ilk defa izleyiciyle buluşacak 28 adet desen yer alacak.  

bedri-rahmi-eyuboglu-sergisi-aralik-ayi-boyunca-imoga-art-gallery-kiziltoprakta

Okumaya devam et

Ustasız Bir Usta: Atıf Yılmaz

Ataşehir Belediyesi bu yıl çok başarılı etkinliklere imza atıyor. 20 Kasım günü Pazar sohbetleri kapsamında ölümünün 10.yılında Türk Sineması’nın usta yönetmenlerinden Atıf Yılmaz’ı anma etkinliği düzenlendi. Mustafa Saffet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğin konukları ise sinema eleştirmeni Atilla Dorsay, oyuncu Deniz Türkali ve Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray’dı.

Atilla Dorsay, Atıf Yılmaz’ın gönüllere taht kurmuş, unutulmaz filmlerinden bahsederken setini bir kez ziyaret etmiş olmasına rağmen titizlikle çalışan, her şeyin kontrol atında olduğunu hissettiren bir disiplin ile filmlerini yönettiğini söyledi.  

Dorsay, Atıf Yılmaz’ın işe ressamlıkla başladığını hatırlatarak “Ressamlığın filmlerine estetik ve güzellik katmada faydası olmuştur, bu yönü ile de tanımak lazımdır” dedi.

ustasiz-bir-usta-atif-yilmaz

Okumaya devam et

1 2 3 9