Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

İnsan Kaynakları

Avrupa’nın En Büyük İnsan Yönetimi Buluşması, PERYÖN 23.İnsan Yönetimi Kongresi Başladı

PERYÖN Başkanı Yangın: Geleceğin lideri, geniş bir ilişki ağını yönetebilen ‘bulut liderler’

Avrupa’nın kendi alanında en büyük etkinliği olan PERYÖN 23. İnsan Yönetimi Kongresi 16 Kasım’da başladı. İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan kongrede iki gün boyunca 40’ı aşkın oturumda insan yönetimi tüm boyutlarıyla ele alınacak. Kongrenin açılışını yapan PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Sevilay Pezek Yangın, gelecek 10 yılda insan yönetiminin öneminin artacağına dikkat çekti, geleceğin lideri olarak tanımladığı “Bulut Liderler”in, geniş bir ilişki ağını yönetebilen liderler olacağını söyledi. Açılış konuşmacıları İlber Ortaylı ve Dr. Erdal Karamercan da yeteneklerin, şirketleri ve toplumları ileri taşıyabilmeleri, iyi birer yönetici olabilmeleri için eğitim ve gelişimlerinin özel öneme sahip olduğuna dikkat çekti.

peryön genel-1

Okumaya devam et

Pazartesi Sendromu

“Gün misafirinizdir, ona iyi davranın ki, gidince iyiliğinizden bahsetsin” (Hasan- Basri r.a.)

pazartesi sendromu

“Ay hiç işe gidesim yok bugün..”

 “Okulu bir gün assak n’olur?”…

“Kaç tane kahve içtim, hala ayılamadım”…

“Çalışmaya mecalim yok..”

“Kafamı kaldıramıyorum yataktan..”

Ve diğer tanıdık cümleler…

Bunlar, genellikle Pazartesileri kurulduğu için mi, insanlar Pazartesilerden nefret eder, yoksa Pazartesi’ye denk geldiği için mi bunlar söylenir, bilinmez.

Peki, ne günahı vardır bu Pazartesi’lerin ?  Okumaya devam et

Oryantasyon – Adaptasyon

8138223_xl

Sürekli kulağımıza gelen bu kelimelere “Uyum süreci” desek, hiç fena olmaz. Çünkü, hayatımızda bu kavramlarla o kadar içiçeyiz ki, sürekli birşeylerle “uyumlu olmanın” peşinde koşturup duruyoruz. Şirkete uyumlu olma, okulun kurallarına uyma, fabrikadaki işe alışma… Bunların hepsi oryantasyon denilen şeyin ta kendisi.

Okumaya devam et

Yeni yıl, yaşamın her günü gibi yeni bir gün ile başlar…

1380429_10152466282478596_7225109110519334746_nYeni bir yıl geliyor… 2014 yılına “merhaba” diyeceğiz bir kaç gün sonra.

Daha dün gibi, geçen yıla girişimiz. Daha hızlı mı dönüyor dünya? Biz mi hızlandık? Her yıl yapamadığımız pek çok şeyi yapmak için yeni yılı bekler, hayal ettiklerimizi gerçekleştirmek için yeni yıldan beklentilerimizi büyütürüz. Okumaya devam et

“Hayır” Demeyi Biliyor Musun?

hayırGündelik yaşantımızın içinden çıkılmaz bir yoğunluğa doğru sürüklenmesinin nedeni nedir, acaba? Biz durağan ve seyrinde gitmesi gereken bir işleyiş varken neden bu kadar yoğun ve sıkışmış hissediyoruz kendimizi? Acaba bir yerlerde bir şeyleri eksik yapıyor ya da söyleyeceklerimizi erteliyor muyuz? Şimdi koltuğunuza yaslanın ve size sorduğum soruları kendinize sorun. Kendinize verdiğiniz cevapları aklınızda tutun ve lütfen sonrasında yazımı okumaya devam edin. Sadece düşünün…

Evet mi? Hayır mı? Bu yazı “hayır” demeyi bilmeyenler, “hayır” demekten korkanlar için.

“Hayır” demeyi hepimiz öğrenebiliriz. “Hayır” demeyi öğrenmek için öncelikle neden, nerede, ne zaman, kime ve nasıl “hayır” demeniz gerektiğini düşünün. Bu konu üzerinde gerçekten düşünün. Öğrenmenin başlangıcı düşünmektir. “Hayır” demenin senin için önemini anlamlandır. Okumaya devam et

KIYASLAYALIM MI, KIYASLAMAYALIM MI?

Bildiğimiz, bilmediğimiz yönleriyle “Kıyaslama”…Ya da sözlükteki adıyla “Benchmarking”

 

Henüz dilimizde karşılığı tam olarak benimsenmemiş olsa da, benchmarking; örnek alma ve en çok da “kıyaslama” olarak Türkçeleştiriliyor. Örnek alınacak yerin, maraknın veyha referansın belirlemesi anlamına da gelen benchmarking, ‘bir işletmenin rekabet gücünü yükseltmek için, başarılı performansa sahip başka işletmelerin, iş yapma tekniklerini incelemesi, kendi teknikleri ile kıyaslaması ve  bu kıyaslamadan elde ettiği bilgileri kendi işletmesinde uygulaması’ şeklinde de tanımlanıyor.
Okumaya devam et

Toplum olarak zor bir dönem geçiriyoruz -Özcan Köknel

Toplum olarak zor bir dönem geçiriyoruz. Türkiye’de son zamanlarda yaşanan son olaylar hepimizi derinden sarstı ve yediden yetmiş yediye etkisinde kaldığımız ve belki de çoğumuzun hala atlatamadığı ruhsal – zihinsel yorgunluklarımız oluştu. Son zamanlarda yakın çevremden de duyduğum ve haftalardır benim de şikayetlerim arasında yer alan zihin karışıklığı, halsizlik ve yorgunluğun nedenlerinden birinin de Soma ile birlikte yaşadığımız yas olduğunu düşünüyorum.  Ayrıca son zamanlarda artan kadına yönelik şiddet, çocuk kaçırılmaları ve çocuk istismarı haberleri de zaten yıpranmış olan sinirlerimizi daha da yıprattı…

Özcan Köknel 3

Okumaya devam et

ROTASYON (JOB ROTATION)

Genel anlamıyla rotasyon, çalışanın yerine getirdiği değişik işlerin sayısını artırmak ve motivasyonu sağlamak amacıyla sistematik olarak çalışanı bir işten başka bir işe (bir görevden diğer bir göreve) geçirmek olarak tanımlanabilir.

Rotasyon yapılmasının amacı, yoğun dikkat isteyen ve tekrarlanan işlerin, çalışanlar üzerindeki sıkıntı ve psikolojik yorgunluğu önlemek; verimliliği arttırmaktır. Ayrıca, rotasyonunu yaparken dikkat edilecek hususlardan biri de, kişiye verilen işin, onun niteliklerine uygun olması ve motivasyonsuzluk yaşanmamasıdır.

Okumaya devam et

Zihnimizin Dolaşmayı Sevdiği Yerler

10152020_627040904042861_3785684539844796662_nGeçen ay yazımda pozitif düşünceden bahsetmiştim. Bu ay da negatif düşünce kalıplarımızı ve yargılarımızı örnekleyerek sizinle paylaşmak istiyorum. Negatif Kalıpların Oluşması nasıl oluyor da bazı insanlar her şeyi negatif tarafından algılıyor. Aslında negatif tutum ya içe dönük, ya da dışa dönük oluyor. Hepimiz duymuşuzdur. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini bizler doğduğumuz andan itibaren hiyerarşik yapı gösteren ihtiyaçlarımız oluşur. Doğduğumuz günden itibaren hiyerarşik yapı gösteren ihtiyaçların optimum seviyede tatmin olmaması, bizde çeşitli travmalar meydana getirir. Bu travmaların çokluğu veya şiddeti, bizlerin dış dünyadan gelen uyarıları değerlendirmemizde negatif eğilimli baskı oluşturur.
Okumaya devam et

Soma’da Yaşananlar ve Krizin Yönetilememesi


Kalbimiz Soma’da Kaldı”

Ülkemiz, geçtiğimiz günlerde ne yazık ki, tarihindeki en büyük madencilik kazasını yaşadı. Üzüntüsü büyük, acısı taze…

Hemen hepimiz ekranlara kilitlendik, sosyal medyada birleştik, haber paylaştık, taziye ilettik, yardım kampanyalarına katıldık, yürüdük, bağırdık, ağladık… Yandık…

Sıcacık kombili evlerimizde otururken, maden enkazından simsiyah bir şekilde kurtarılmış işçinin ambulansa bindirilirken “Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin…” cümlesinde “erdem” kelimesini hatırladık, o işçinin güzel ahlakını bağrımıza basıp, gözlerimiz dolu dolu yutkunduk…

Okumaya devam et