Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

Gelecek

1 2 3 8

People Make The Brand – İşveren Markası Konferansı

People Make The Brand 4 yıl önce işveren markasının gücünü aldığı yerden, markayı inşa eden insana dair hikâyeler olduğu gerçeğinden yola çıkarak doğmuş. Konferansın bu yılki teması da işte tam olarak kendi işveren markanızın hikayesini oluşturma ve anlamı bulmak üzerine gerçekleşti.

Garanti Bankası sponsorluğunda Dinamo Danışmanlık ve Universum ortalığında bu yıl dördüncüsü gerçekleşen People Make The Brand İşveren Markası Konferansı 4 Kasım’da Shangri-La Bosphorus otelinde ulusal, uluslararası IK üst düzey yöneticilerini, akademisyenleri, öğrencileri, iş ortaklarını bir araya getirdi.

People Make The Brand – İşveren Markası Konferansı

Okumaya devam et

Yüzleşmek, Cesaret İster

Anormal Doktor Erkan Sarıyıldız – III. Bölüm

Gazeteci Sevilay Acar’ın Dr. Erkan Sarıyıldız ile yaptığı röportajın ikinci bölümünü okuyacaksınız.

Röportajın ilk bölümü ve ikinci bölümünü okumak için linklere tıklayabilirsiniz.

“Yüzleşme cesaret ister. Cesur insanların yaptığı şey, kendini ilmek ilmek dokumak…  “

Tekrar yaşıyorsun ve tekrar yaşadığını görüyorsun.  Değiştirmen gereken bir şey olduğunu da biliyorsun fakat alacağın dersin ne olduğunu bilmiyorsun. Böyle bir durumda ne yapmak gerekiyor?

Orada biraz duyguların arkasına geçmek lazım. Zaten sorumluluğu kendin aldığında farklı bakmaya başlıyorsun. Dışarıdakinden suçu çekip, aslında suçlu olmadığını yaşananların bir deneyim olduğunu anladığında yani ipi kendine aldığında; “bir dakika ben şu anda konumumu yaşamımı beğenmiyorum.  Sürekli böyle şeyler yaşıyorum. Hayatıma sürekli böyle kişileri sokuyorum.  Neden başımı böyle işlerin içine sokuyorum? “ diye soruyorsun. İşte o zaman ipucun ne biliyor musun? Hislerin… “Ne hissediyorsun?  Bu kişi sana ne hissettiriyor? Bu olaydan ne hissediyorsun?” Hislerini tanıman ipucun. Tüm ipuçları hislerde toplanıyor ve dibine girdiğinde de gerçeği buluyorsun.  Çünkü aslında oradaki ipucu, ipin ucu histe toplanıyor. Dibine girdiğinde de gerçeği bulursun.

Mesela kendinize şunu sorabilirsiniz;

-Nasıl hissediyorsun?  Kötü hissediyorum.

-Niye kötü hissediyorsun?  Çünkü o bana değer vermiyor.

-Bunu gördüğünde ne hissediyorsun?  Değersiz hissediyorum.

İşte sorular ve cevaplar seni çözüme götürüyor. Bu soruların cevabı böyle olduğunda şunu anlıyoruz, aslında çalıştığın şey: değer.

Değerli olduğunu anladığın anda, kendi değerinin farkına varıp, kendini yücelttiğinde o deneyime artık dönmeyeceksin. Onlarca, yüzlerce kişiyle çalışmış bir insan olarak söyleyeyim;  o deneyimi kırdığında artık farklı insanlar ve farklı olaylar giriyor hayatına.

yüzleşmek, cesaret ister

Okumaya devam et

Adil Ticaret – Fair Trade

Son 10 yılda dünya markalarının üreticileri inanılmaz büyüklükte ticari hacimlere eriştiler. Çoğunun yaptıkları ciro, gelişmekte olan bir çok ülkenin gayri safi millî hasılasını geçmektedir. Bu işletmeler artık sadece maliyetlerini düşürmek, daha fazla pazardan pay almak, rekabet üstünlüğü sağlamak, inovasyon yapmak veya buna benzer çalışmalar yapmanın yanında, başka araştırmalar da yapmak zorundadırlar.

Bugün hammadde tedariğinde gelişmekte olan ülkelerden alım yapmanın önemini ve dünyamıza yapacağı katkıları yorumlayacağım.

adil ticaret fair trade

Okumaya devam et

Bile Bile Lades Demeyin, “Bugün” Başlayın!

“Çok muhabbet, tez ayrılık getirir” derler ya hani. Kendimizle yaptığımız iç çatışmalarını da buna benzetiyorum ben. Çok düşünüp, çok büyük vaatlerde bulunuyoruz kendimize. Gelecekten beklentilerimizi, kararlılığımızı henüz sindirememişken, yedi düvele duyurmaya kalkıyoruz. “Pazartesi diyete başlıyorum!”, “ Artık şekersiz besleneceğim!”, “Bak görürsünüz, seneye incecik olacağım.”, “O terfi benim olacak!” İyi hoş da, her şeyin bir yöntemi yok mudur? Bodoslama dalınır mı yahu hedeflere? Bu cümlelerde vurgulananlar hedef değil, beklentidir bence. Kendimize yüklendiğimiz, temelini oturtamadan adımını attığımız, hayal kırıklığının başlama çizgisidir. 

Hayalleri Ertelemek Bile Bile Lades Demektir

Okumaya devam et

Pazartesi Sendromu

“Gün misafirinizdir, ona iyi davranın ki, gidince iyiliğinizden bahsetsin” (Hasan- Basri r.a.)

pazartesi sendromu

“Ay hiç işe gidesim yok bugün..”

 “Okulu bir gün assak n’olur?”…

“Kaç tane kahve içtim, hala ayılamadım”…

“Çalışmaya mecalim yok..”

“Kafamı kaldıramıyorum yataktan..”

Ve diğer tanıdık cümleler…

Bunlar, genellikle Pazartesileri kurulduğu için mi, insanlar Pazartesilerden nefret eder, yoksa Pazartesi’ye denk geldiği için mi bunlar söylenir, bilinmez.

Peki, ne günahı vardır bu Pazartesi’lerin ?  Okumaya devam et

Yeni Trend: Kolaylaştırıcı (Enabler) Olmak

wv-set-the-pace-for-your-team

Üzerinde en fazla konuşulan, irdelenen şeylerden biri sanırım liderlik.

Dünya kalabalıklaşıp, karmaşıklaştıkça, yapılması, yapılmaması gerekenler arttıkça, bir sürü takım, ekip, grup vb. oluştukça “lider” denen kişilere, “liderlik” denen durumlara daha çok ihtiyaç oluyor.

Okumaya devam et

Oryantasyon – Adaptasyon

8138223_xl

Sürekli kulağımıza gelen bu kelimelere “Uyum süreci” desek, hiç fena olmaz. Çünkü, hayatımızda bu kavramlarla o kadar içiçeyiz ki, sürekli birşeylerle “uyumlu olmanın” peşinde koşturup duruyoruz. Şirkete uyumlu olma, okulun kurallarına uyma, fabrikadaki işe alışma… Bunların hepsi oryantasyon denilen şeyin ta kendisi.

Okumaya devam et

Geleceğinizin Yaşam Hakkını Elinden Almayın!

Doğa her canlıya başkalarının özgürlük alanlarına girmeden dünya üzerinde yaşama hakkı verir. Bunu doğaya ait tüm canlıların yapabildiğinin ama biz insanları bunu bir türlü beceremediğimizin farkında mısınız?

Dün Gezi Parkı’nda, bugün Validebağ Korusu’nda, Soma Yırca’da, Artvin Cerattepe’de ağaçların kesilmesinin bir insanın nefes alma hakkını elinden almaktan ne farkı var ki?

Tabi ki insanoğlu mükemmel ve hatasız olamaz. Ama bilerek doğaya ve birbirimize zarar vermekte ne demek oluyor! Bunları yaparken aslen geleceğimize, çocuklarımıza zarar verdiğimizin neden farkına varamıyoruz? Kestiğimiz her ağaç, öldürdüğümüz her canlıyla bir insanın yaşam hakkını da elinden alıyor, onun alacağı her nefese ket vuruyor oluyoruz.

DSC00683

Okumaya devam et

Yeni yıl, yaşamın her günü gibi yeni bir gün ile başlar…

1380429_10152466282478596_7225109110519334746_nYeni bir yıl geliyor… 2014 yılına “merhaba” diyeceğiz bir kaç gün sonra.

Daha dün gibi, geçen yıla girişimiz. Daha hızlı mı dönüyor dünya? Biz mi hızlandık? Her yıl yapamadığımız pek çok şeyi yapmak için yeni yılı bekler, hayal ettiklerimizi gerçekleştirmek için yeni yıldan beklentilerimizi büyütürüz. Okumaya devam et

1 2 3 8