Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

Başarı Öyküsü

Tuz Denizinde Sonsuzluğa Koşmak

GARMIN RUNFIRE SALT LAKE ULTRA TRAIL 100 MİL (164KM) YARIŞ RAPORU

2013 “ultra maraton kariyerim” açısından dönüm yılıydı. 50-60km’lik ultralardan sonra ilk ciddi “uzun” yarışım, İznik Ultra’nın 80km’lik etabı oldu. Aynı yıl sporcu arkadaşım Faruk Kar’dan gelen telefon ise beni ultra maratonların farklı bir “yüzü” ile tanıştırdı: Bir değil, birkaç günde koşulan, çok etaplı ultra maratonlar vardı ve Türkiye’de de bunlardan biri yapılıyordu: Run Fire Kapadokya, 6 günde 260km!

rapor104

Okumaya devam et

İlham Veren Bir Kariyer Sohbeti: Koray Akten ve Fotoğrafçılık

Fotoğraf çekmeyi seviyorum. Aynen kitap okumak gibi beni anda tutan ve farkındalığımı geliştiren bir eylem. Aynen kitap okumak gibi eylem bitince de izlerini bırakıyor. İşte bu fotoğraf çekme merakım beni sevgili Koray Akten ile buluşturdu. İstanbul sokaklarında yürüyerek fotoğraf çektiğimiz günleri pek sevdim ve hocamızın sabrına, hayata meraklı bakış açısına hayran oldum. Siz de tanıyın istiyorum. Buyrunuz satırlara…

Şu anda yaptığın işi kısaca tanımlar mısın?

Daha önce 20 yıldır bilişim ve telekomünikasyon sektörlerinde satış yöneticiliği üzerine süren profesyonel hayatımın yanında, her fırsatta zaman ayırdığım, tutku derecesinde sevdiğim fotoğrafçılığı Nisan 2015’den bu yana profesyonel olarak yapıyorum. Serbest fotoğrafçı ve fotoğrafçılık eğitmeni olarak çalışıyorum.

İlham Veren Bir Kariyer Öyküsü Koray Akten ve Fotoğrafçılık

Okumaya devam et

İki Limon Satsam Daha İyi

İş dünyasının ünlü ve başarılı girişimcilerinden Dr. Nurdan Tümbek Tekeoğlu’nun satış ve pazarlama stratejilerini kaleme aldığı kitabı “İki Limon Satsam Daha İyi” öncelikle ismi ile dikkatimi çekti. 

“Nurdan; savaşçı kadınlardan… Çalışkan, üretken, meraklı, yaratıcı, yapıcı, değer bilen, teşekkür etmeyi bilen ve de bu kitapta bu yaşa kadar iş hayatında öğrendiklerini gençler ve bizlerle paylaşacak kadar samimi, cesur, gerçekçi ve yol gösterici… Böyle sahici kadın rol modellerine ne kadar çok ihtiyacımız var. Helal olsun arkadaşım, yolun açık olsun, savaşa devam.” demiş kitabın arka sayfasında Leyla Alaton ve çok haklı. Kadın rol modellere ihtiyaç var ve hikayeleri yazılmalı, konuşmalı ve hayatından kesitleri okuduğumuz bu kitap özellikle üniversite döneminde olan genç kadınlar tarafından okunmalı. 

Yıllar içinde çeşitli dergi ve gazetelerde yazdığı yazılar iş hayatının ve kariyer yolculuğuna güçlü ip uçları veriyor. “Bu yazılar 27 yıllık birikimin meyveleridir ve umarım seversiniz.” diyor kitabın başında ve okul ve iş hayatını anlatıyor.

nurdan tümbek

Okumaya devam et

Stajyer – Tecrübe Asla Eskimez

Robert De Niro sinemada en sevdiğim oyuncu, harika bir filmde yine süper oyunculuğu ile hayranlığımı kat kat artırdı. Stajyer fimini çok sevdim. Robert De Niro 1943 doğumlu. Sessiz kuşaktan kendisi. Taksi Şöförü ve Avcı filmi ile keşfettim ve  tüm filmlerini seyrederim.

Anne Hathaway 1982 doğumlu yani Y kuşağının temsilcisi ve son dönemin iyi oyuncularından. Ben kendisini Şeytan Marka Giyer filminde fark ettim. Aşk Sarhoşu filmindeki oyunculuğunu da sevdim. Bu filmde de rolüne tıpatıp uymuş.

stajyerFilmde şu anda varlığı kalmayan bir iş ve yeni nesil bir iş var. Y kuşağından oyuncular filmin pek çok karakterini canlandırıyorlar. Bu kuşağın alışkanlıkları ve bakış açısı çok iyi yansıtılmış. Değişen iş dünyası hakkında çok iyi gözlemler var. Ve sesiz kuşaktan bir tecrübeli ile filmin ana hikayesi ilerliyor. Tecrübeli oyuncu, Ben karakterine can veriyor ve tecrübeli stajyer rolünde gençler ile uyumlu iletişim kuruyor hatta ilham veriyor, hayranları bile oluşuyor.

Bu dönemde pek çok gencin hayalini süsleyen tam bir #startup hikayesi. Başarılı bir iş kadını. İş dünyasından çok güzel konular, örnekler var. İş görüşmesi, tersine stajyer, iş tanımları, sorumluluk paylaşımı. Aile içi iletişim. Farklı roller üstlenen anne baba. Filmde toplumun kalıplarını da görüyoruz, yeni bakış açılarını da.

Daha fazla bilgi vermeyeyim. Benim yaşadığım duygularla izlemenizi dilerim. Tecrübenin değerini veriyor film. Çok beğendim. Tavsiye ediyorum, mutlaka seyredin. 

Kuşaklar arası farklılığı hatırlatmak için aşağıya bir tablo ekliyorum. Ben kendimi bazen X, bazen Y kuşağında hissedenlerdenim. Bıraktığım etkiyi sorgulayacağım. Ya siz hangi kuşaktasınız ve hangi kuşakta hissediyorsunuz?

kuşaklar arası

Pazartesi Sendromu

“Gün misafirinizdir, ona iyi davranın ki, gidince iyiliğinizden bahsetsin” (Hasan- Basri r.a.)

pazartesi sendromu

“Ay hiç işe gidesim yok bugün..”

 “Okulu bir gün assak n’olur?”…

“Kaç tane kahve içtim, hala ayılamadım”…

“Çalışmaya mecalim yok..”

“Kafamı kaldıramıyorum yataktan..”

Ve diğer tanıdık cümleler…

Bunlar, genellikle Pazartesileri kurulduğu için mi, insanlar Pazartesilerden nefret eder, yoksa Pazartesi’ye denk geldiği için mi bunlar söylenir, bilinmez.

Peki, ne günahı vardır bu Pazartesi’lerin ?  Okumaya devam et

Oryantasyon – Adaptasyon

8138223_xl

Sürekli kulağımıza gelen bu kelimelere “Uyum süreci” desek, hiç fena olmaz. Çünkü, hayatımızda bu kavramlarla o kadar içiçeyiz ki, sürekli birşeylerle “uyumlu olmanın” peşinde koşturup duruyoruz. Şirkete uyumlu olma, okulun kurallarına uyma, fabrikadaki işe alışma… Bunların hepsi oryantasyon denilen şeyin ta kendisi.

Okumaya devam et

“Hayır” Demeyi Biliyor Musun?

hayırGündelik yaşantımızın içinden çıkılmaz bir yoğunluğa doğru sürüklenmesinin nedeni nedir, acaba? Biz durağan ve seyrinde gitmesi gereken bir işleyiş varken neden bu kadar yoğun ve sıkışmış hissediyoruz kendimizi? Acaba bir yerlerde bir şeyleri eksik yapıyor ya da söyleyeceklerimizi erteliyor muyuz? Şimdi koltuğunuza yaslanın ve size sorduğum soruları kendinize sorun. Kendinize verdiğiniz cevapları aklınızda tutun ve lütfen sonrasında yazımı okumaya devam edin. Sadece düşünün…

Evet mi? Hayır mı? Bu yazı “hayır” demeyi bilmeyenler, “hayır” demekten korkanlar için.

“Hayır” demeyi hepimiz öğrenebiliriz. “Hayır” demeyi öğrenmek için öncelikle neden, nerede, ne zaman, kime ve nasıl “hayır” demeniz gerektiğini düşünün. Bu konu üzerinde gerçekten düşünün. Öğrenmenin başlangıcı düşünmektir. “Hayır” demenin senin için önemini anlamlandır. Okumaya devam et

Madde Bağımlısı Olmayın!

tree-66464_1920Bir eşya sizi ne kadar mutlu edebilir ki? Cevabı çok basit onu kaybedene dek…

Ama yapmak isteyip de yapabildikleriniz; ömür boyu…

Sonuç eşyaları sadece araç olarak kullanmalı…

Her insanın çocukluğundan beri yapmak istediği, olmak istediği bir şey vardır. Resim yapmak, müzikle uğraşmak, gezmek, pilot olmak, doktor olmak, ne bileyim işte öğretmen olmak falan. Bunları olabilmek veya yapabilmek için gereken tek şeyse azim ve kararlılıktır.
Okumaya devam et

Soma’da Yaşananlar ve Krizin Yönetilememesi


Kalbimiz Soma’da Kaldı”

Ülkemiz, geçtiğimiz günlerde ne yazık ki, tarihindeki en büyük madencilik kazasını yaşadı. Üzüntüsü büyük, acısı taze…

Hemen hepimiz ekranlara kilitlendik, sosyal medyada birleştik, haber paylaştık, taziye ilettik, yardım kampanyalarına katıldık, yürüdük, bağırdık, ağladık… Yandık…

Sıcacık kombili evlerimizde otururken, maden enkazından simsiyah bir şekilde kurtarılmış işçinin ambulansa bindirilirken “Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin…” cümlesinde “erdem” kelimesini hatırladık, o işçinin güzel ahlakını bağrımıza basıp, gözlerimiz dolu dolu yutkunduk…

Okumaya devam et