Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Kayıt Olun:
43793
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives
E-Dergi & Son Sayı

İletişim

Okurun Gözünden: Engin Geçtan’dan Hayat

Şimdi her şeyi bir kenara bırakıp, güzel bir müzik eşliğinde bu yazıyı okumaya odaklanın. Çünkü oldukça keyifli bir sohbet olacak bu. Kitap ile Sohbet, sadece kitabın konuk edildiği ve okuduğunuz sayfaları sohbetle ballandırdığınız harika bir sohbettir. Her salı, İstanbul Oyuncak Müzesi’nde Yasemin Sungur önderliğinde yapılır. Bir sezon boyunca muhteşem kitaplar okunur, okutulur. Bazıları bilgi dağarcığınızı geliştirirken bazıları sizi oldukça çok etkisi altında bırakır. İşte beni oldukça etkisi altında bırakan kitap: Hayat.

okurun-gozunden-engin-gectandan-hayat

Okumaya devam et

Koç Müge Çevik ile Kadın Erkek İlişkilerine ve Aileye Dair

Müge Çevik röportajı ilk bölümü “Peki Siz Mutluluk Kulübü’ne Üye Misiniz?” 

Müge Çevik röportajı ikinci bölümü “Bilinçaltı Nasıl Temizlenir ve İnsan Kendini Nasıl Sever?” 

“Aşırı Sevmenin ve Kollamanın Altında Acayip Korkular Var”

Aşırı sevmenin ve kollamanın altında acayip korkular var aslında. Çünkü sevgi dediğimiz şey, yani gerçek sevgi çok korkusuz bir duygudur. Ama biz korkuyla motive olduğumuz için kaybetmemek adına kontrol ediyoruz.  O kontrolün gerisinde korkular var ve biz bunu sevgi kisvesinde yapıyoruz. Böyle bir kılıf uydurmuşuz ve buna kendimiz de inanmışız.

SONY DSC

Okumaya devam et

Aile Sistemi Nedir ve Bizi Nasıl Etkiler?

Evrende her şey hareket halindedir, her şey en temelinde enerjiden oluşur, her şey birbiri ile etkileşim halindedir. Bu etkileşimler sonucunda sistemler  ortaya çıkar. Her küçük sistem, daha büyük bir sistemin parçasıdır. Bu şekilde devam ettiğimizde ise karşımıza tek bir sistem çıkar.

İnsanlar olarak bizi en yakından etkileyen sistem ise Aile Sistemi’mizdir. Toplum, kültür, fanatik düzeyde taraftarlık, inançlar, büyük anlaşmazlıklar ve savaşlar da bizi etkileyebilir. Hiç yapmak istemediğimiz şeyleri yaparken, hep yapmak istediğimiz şeyleri de yapamaz bir halde buluruz kendimizi. Bilinçaltı ve kolektif bilinçaltı, davranışlarımızın neredeyse yüzde doksanını kontrol ederken, kendimizi kontrolünü kaybetmiş bir maymun gibi hissederiz. Daha çok zıplar, çabalarız, konuşuruz, bağırırız, ancak bu daha da batmamıza neden olur. Bazen pes eder, tüm bunları kader olarak adlandırırız. Acı dayanılmaz olduğunda ise kendimizi avutacak bir şeyler buluruz: İlaçlar, alışveriş, iş, yatıştırıcılar, sosyal medya, cinsellik, veya oyunlar… Adı güzel gibi gözüken sinsi bağımlılıklar da hayatımızı sarabilir; aşırı ebevyenlik, yardımseverlik, spiritüellik…

Aile Sistemi Nedir ve Bizi Nasıl Etkiler

Bizi derinden etkileyen derin güçler nasıl çalışır? Sistemlerin kanunları, Kaos Teorisi’ne benzer.

Okumaya devam et

Hayatın Hijyenik Koşullarında Yetişen Çocuklar Birey Olamıyor

Tam teşekküllü lüks hastanede dünyaya gelen, doğduğu günden itibaren orada sağlık bakımı süren, güvenlikli akıllı sistemli evlerde yaşayan, güvenlikli ne istese yapılan okullarda büyüyen, evden okula okuldan antrenmana özel araçla giden, tatile muhakkak beş veya üstü yıldızlı tatil köylerinde geçiren, alışverişlerini büyük AVM’lerde gerçekleştiren bir nesil yetişiyor. Bu nesli de çoğunlukla ve özellikle beyaz yakalı çalışan anneler veya orta gelir üstü mükemmeliyetçi ev hanımları ve sevgili eşleri büyütüyor. Gerekçeleri net ‘Çocuğum en iyi şartlarda yetişmeli.’

Hayatın Hijyenik Koşullarında Yetişen Çocuklar Birey Olamıyor

Okumaya devam et

Umberto Eco’dan Okuyun: Medya Eleştirisi, Sıfır Sayı

“Babam bana imbikten geçmemiş habere inanmamayı öğretti. Gazeteler yalan söyler, tarihçiler yalan söyler, bugün televizyon da yalan söylüyor.” 

Gülün Adı, Foucault Sarkacı, Prag Mezarlığı gibi belgesel tadındaki romanlarının çok katmanlı kurgularıyla okuru büyüleyen Umberto Eco, ünlü bir yazar olmanın yanı sıra değerli bir akademisyen, sağduyulu bir tarihçi ve düşünür, kısacası gerçek bir entelektüel olarak da tanınıyor.

Umberto Ecodan Okuyun Medya Eleştirisi, Sıfır Sayı

Okumaya devam et

İnsan Olmak, Bir Engin Geçtan Kitabı

İnsan Olmak üzerine Engin Geçtan’ın kaleminden insanlık hallerine dair notlar okuyacaksınız.

 “İnsan kendine değer verebildiği oranda başkalarına da değer verir; diğer insanlara gerçek anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur.”

Engin Geçtan İnsan OlmakPsikiyatri alanında yazdığı önemli kitapların yanı sıra romanlarıyla da edebiyat dünyamıza farklı renkler ve tatlar kazandırmış olan Prof. Engin Geçtan, ülkemizin yetiştirdiği en seçkin düşünür ve psikiyatristler arasındadır. 1932 İzmir doğumlu olan Geçtan, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzmanlık eğitimini psikoloji ve nöroloji dallarında New York ve Columbia üniversitelerinde tamamladı. Engin Geçtan, yıllarca sürdürdüğü psikoterapi çalışmalarının yanında ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyesi olarak da görev yaptı.

Geçtan, 1983 yılında yayınlanan İnsan Olmak adlı eserinde, engin bilgisi, deneyimi ve sağduyulu tespitleri ile okurun benliğine adeta bir ayna tutuyor ve onun hem kendisiyle hem de diğer insanlarla ve hayatla yüzleşme sürecinde farkındalık yaratıyor.

Okumaya devam et

Eski Bir Masal: Thumbelina Aslında Bir “Çocuk Gelin”di

Ülkemizde Parmak Kız olarak bilinen Andersen masalı fantastiktir, macera doludur, acıklıdır; sonu bile tam mutlu değil, parçalı bulutludur. Disney, Thumbelina’dan bir doğa savaşçısı yaratmıştır. Gözünü hırs bürümüş, bir parkı yok etmeye çalışan kapitalistlere (çizgi filmden bahsediyorum yoksa sizin aklınıza başka bir şey mi geldi) karşı mücadele eden, yaşam alanını savunmaya çalışan bir kızdır Thumbelina. Masalda ise fakir bir kızın, çocuk yaşta evlendirilmek hatta kuma olarak verilmek istenmesiyle karşılaşırız. Asıl dikkat çekici noktaysa toplum kodları açısından olağan kabullenişlerdir. Andersen buna karşı çıkmışsa da, günümüzde dahi nice çocuk sek sek oynadığı, ip atladığı, salıncakta sallandığı çocuk bahçelerinden kopartılarak, kendinden büyük adamların koynuna aileleri tarafından itilmektedir. Oyuncak bebeği elinden alınan kızın karnına kısa zamanda canlısı yerleştirilmektedir. Devlet de Andersen kadar şefkatli olmayıp, karşı çıkar gibi gözükse de, aslında idare etmektedir. Çocuk gelin diyerek, tecavüzü, pedofiliyi yumuşatmakta, üstü örtülü ‘olur’ vermektedir. Kız çocuklarının erken yaşlarda zorla evlendirilmesinin son bulmasını dileyerek, masalımıza geçelim.

Thumbelina 3

Okumaya devam et

Kadınlar Vardır, Kadınlar Her Yerde

“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” Tüm Kadınlarımıza Kutlu Olsun!  da NASIL kutlu olsun? Kutlu olması için kutlanacak şeyler olmalı. Özellikle ülkemizde son yıllarda giderek artan aile içi ve kadına yönelik şiddet bizi kutlama duygusundan uzaklaştırıyor. Kadınlara yönelik düzenlemeler ve mahalle baskısı ile kadın eski eve kapatılmak isteniyor.  Şimdilik bu günün anlamını fark edeceğimiz ve eşit haklara sahip olmanın değerini bilenlerin artması için çabaladığımız gün olsun yeter.

kadın_vardır_yaseminsungur

Okumaya devam et

Sosyal Bilimlerin Sosyal Medya İle İmtihanı

Siz hiç rahmetli Arşimet gibi üzerine peştamalı elinde tası “Buldum!” diyerek yarı üryan yollara revan olan bir filozof, psikolog veya sosyolog duydunuz veya gördünüz mü? Şu yaşıma geldim ben halen görmedim. Her üç konuda da daha körpecik lise öğrenciliğimden itibaren mütevazı ölçüde bir kitap yutmuşluğum, eğitim almışlığım, kimi konuda eğitim vermişliğim var. Her geçen gün hâlâ adını bile bilmediğim bilim adamları, düşünürler çıkıyor karşıma. Ben cahil her yeni isim öğrendiğimde yeni öğretileri ekliyorum hayatıma.

Arkadaş bu toplum, ruh ve düşünce bilimlerinin sınırı nereye kadar sorarım size?

Okumaya devam et

Sevgililer Günü

En az bir hafta öncesinden başlayan çılgın reklamlar ve çılgın alışveriş günleri. Çiçekler, ayıcıklar, kalp şeklinde yastıklar, çikolatalar, 14 Şubat’a özel hazırlanmış hediyeler… Kırmızı kırmızı hediye paketleri, hediye kutuları, hediye çantaları…

Şimdi ben sizi 1980’li yılların sonlarına götüreyim. Üniversite öğrencisiyim, sevgilimleyim. O zamanlar ekonomiyi canlandırmak amacıyla Sevgililer Günü kutlamak gibi bir âdetimiz henüz yok ama doğum günlerimiz var, yeni yıl var, flört yıldönümümüz var velhasıl özenilerek kutlanacak günler hep var… Biz sevgimizi göstermenin yolunu, beraberce o günümüzü özel bir şekilde yaşamakta bulduk.

sevgililer günü

Okumaya devam et