Babamla Oynuyorum

0
76

 “Babamla Oynuyorum” Diyen Çocuklar Artsın Diye…

Babam akrabalarımızın ve komşularımızın bütün çocuklarını bir araya toplar ve bize hikayeler anlatırdı. Hepimiz o hikayeleri defalarca dinlemiş olmamıza rağmen babama tekrar tekrar anlattırırdık. Neredeyse her gün, hiç sıkılmadan dinlerdik. Babam da hiç sıkılmadan anlatırdı. Sanırım hepimizin aklında ayrı kategorilerde oynardı babamın hikayeleri…

Bugün anlıyorum ki, babam bize farkında olarak ya da olmayarak birçok şey yapmıştı. Bizi bir araya getirerek sosyalleşmemizi sağlamıştı. Dikkatimizin bir şeye yoğunlaşmasına ve dinleme yeteneğimizin gelişmesine de etkili olmuştu. Birlikte hikâye dinlemenin, bir arada olmanın yani bizlik duygusunun aşısını vurmuştu iç dünyamıza.  İkinci ve en önemlisi ise hepimizin hayal dünyasına bir perde açmış ve orada canlandırabileceğimiz görüntüleri, duyguları bizim hayal gücümüze bırakmıştı.  Hayal dünyamızın gelişmesine, bugün koca bir kadın olmama rağmen en zor anlara hayal merdivenini koymamın ve tam tepesine çıkıp umutla hayata bakmamın sebebidir babam…”

Babalardan Babalara kitabımdan bir alıntı ile başlamak istedim. Bu konuyu tam da kalbinden kucaklıyor çünkü. Türkiye’nin önde gelen uzmanlarından dördüyle gerçekleştirdiğim röportajlardan oluşuyor kitap. Baba 3 Psikiyatrist ve 1 Pedagog (Prof. Dr. Özcan Köknel, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Kemal Sayar ve Pedagog Ali Çankırılı). Uzmanlarımızın kendi çocukluk yıllarını ve babalarıyla iletişimlerini, ilişkilerini, kendi babalıklarını ve çocuklarıyla ilişkilerini anlattıkları kitabı hazırlarken ‘baba’ kavramının önemini, baba ve çocuk ilişkisinin gelecek inşasının temelini oluşturduğunu çok daha iyi kavradım. 

Beni geçmişe götüren, oyunun önemini hatırlatan ve bunun pekişmesini sağlayan şey ise takip ettiğim bir instagram sayfası oldu.  “Babamla Oynuyorum” adındaki bu sayfada bir babanın çocuğuna oyun kurmak için nasıl bir ciddiyetle çalıştığını gördüm. İşte o an aklıma çocukluk yıllarımda babamla oynadığım oyunlar ve değerli hocam Pedagog Ali Çankırılı’nın söylediği o söz geldi: OYUN ÇOCUĞUN EN CİDDİ İŞİDİR.”

Bu işi ciddiye almış birilerini görmek ve izlemek bir çocuk sevinci yaşamaya sebep oluyor. Çünkü çocukların oynamaya, oyuna doymaya, hayal kurmaya ve çocukluk dönemlerinde yeşeren bu hayalleriyle hem iç dünyalarını hem de dış dünyayı umutla  yeşertmelerine ihtiyacımız var. Daha parlak bir gelecek için evet çocukların oyun oynaması ve hayal kurmaları bizim de otlarımızın, otlağımızın yeşermesine katkı sağlayacak…

Tam bunları düşünüyorken karşıma çıkan bir video da tesadüf değildi elbette. Profesör ve Yazar Selçuk R. Şirin’in TEDxİstanbul konuşmasının başlığı şöyleydi: İtiraz et, Hayal Kur, İlerle. (Videoyu youtube’dan izleyebilirsiniz.) Yakın zamanda yapılan bir araştırmadan bahsediyordu Selçuk Şirin.  Araştırmanın sonuçları ise bu konuyu bütün bir köyün düşünmesi gerektiğinin altını çiziyordu: Günümüzde çocuklar hayal kurmayı bilmiyor ve yetişkinlerin sadece % 14’ ü hayal kuruyor…

Bu bilgi bile çocuklarıyla oyun oynayan, onlarla oynayarak hayal çıtasını yükselten ebeveynlerin bu işi ciddiyetle yaptığının en önemli göstergesi.  Lafı uzattım biliyorum ama çocukların hayal dünyasının önemini anlatabilmek için kendi okyanuslarımıza da bir dalış yapmamız gerekiyor…

Diplerdeki o çocuk seslerimizin, bizi beşinci kattan aşağıya sarkarak “Haydi çocuğum artık eve” diye bağıran annelerimizin sesini, eve gitmeye erindiğimiz ve oyundan kopmamak için en yakın komşunun kapısını çalıp, ekspres ihtiyaç molası verdiğimiz ve arkadaşlarımızın sesleri yükseldikçe bir şeylere geç kalıyormuşuz telaşıyla moladan yarı ıslak ayrıldığımız ve donumuzu çekiştire çekiştire oyun alanına koşup kaldığımız yerden devam ettiğimiz, toza toprağa, çelik çomağa, yakan top ve daha onlarca oyuna doyamadığımız o diplere dalmamız gerekiyor. Ne bulduysak çıkarmalı, süslemeli, aklamalı, çağa uydurmalı, çağın da ötesine geçip ciddiyetle oyuna katılmalıyız.  Katıla katıla oynamalıyız çocuklarla.

İşte bu işi büyük bir ciddiyetle yapan bir baba ile tanıştıracağım sizi, tabi hala tanımayanınız varsa…

Oyun oynamak onların en ciddi işi…

Gökhan Kemal Anlı… Babamla Oynuyorum sayfasının yaratıcısı. (Instagram/ babamla oynuyorum. / www.babamlaoynuyorum.com)   Eşi Nimet Nayır ile yedi yıldır mutlu bir evlilik yaşıyorlar. 4 yaşında Doğa adında tatlı bir kızları var. Babamla Oynuyorum” hesabını kurmaktaki amaçları; yaptıkları etkinlikleri  ve oynadıkları  oyunları  ebeveynlerle paylaşmak ve çocukların anneleriyle olduğu kadar babalarıyla da keyifli ve etkin vakit geçirebileceği farkındalığını yaratmak.

İzmir’de yaşayan bu çiftin ikisi de öğretmen. İki çalışan ebeveyn olunca ister istemez akıllara o soruyu geliyor; çocuklarına ve o kadar oyuna nasıl vakit ayırıyorlar? İşte bu işin sırrı da röportajda gizli.

Sır, “yaptığın her işe biraz aşk katmak” der ya ustalar.  Bu aile de öyle işte. Çocuklarını sadece fiziksel anlamda değil ruhsal anlamda da doyuruyorlar.  Röportajımızı da okurken anlayacaksınız, kızının mutluluğu için hayal kuran, araştıran, onunla birlikte gelişen, geliştiren bir baba göreceksiniz. Öyle ki, kızının tek başına oyun oynamadığını gözlemlemiş, tüm oyunları buna göre kurmuş.

Gökhan Bey, kızı dünyaya geldiği andan bu yana aynı zamanda kendini de gözlemlemiş. Çocuklara bir şeyler öğretiyoruz ama onlardan da ne çok şey öğreniyoruz aslında. Bir çocuktan neler öğrenebileceğini o kadar güzel anlattı ki, o bölümü mutlaka dikkatle okumanızı öneririm.  “Ben kendimi bir kız babası olarak değil, baba olarak görüyorum” diyerek cinsiyetçi yaklaşıma da bir bilinçle yaklaştığının altını çiziyor. Çocuğun gelişiminde babanın önemini ayrıca uzmanlarla da konuşuruz ancak “yaşayan bilir” hep en güzel kapı gibi gelir bana. Bugün bir babadan alacağız bu bilgiyi…

Babamla Oynuyorum sayfasının en yoğun takipçileri elbette anneler. Annelerin bilgiye doğru heyecanla kanat çırpmalarına hayranım. Bir anne çocuğunun gelişimi için her bilgiye anında iniş yapıp, onun faydalı olup olmayacağını tarayıp, hemen başka bir bilgiye uçabiliyor. (Okurların çoğunun da kadın olması bunu gösteriyor.) Bu oranların değişmesini canı gönülden isteyen insanlardan biri olarak, daha fazla babanın babalık, çocuk iletişimi, oyun vb. içeriklere eşlik etmesini diliyorum. Ve elbette çocuklarıyla oyun oynayan, onlarla zaman geçiren, tüm bunları sevdayla yapan babaların çoğalmasını da.

Gökhan Kemal Anlı gibi babalar kelebek etkisi yaratacak, inanıyorum. Çocuğunun hayal kurması için hayal kuran babaların ve babamla oynuyorum diyen çocukların çoğalması dileğiyle…

(Röportajımız iki bölümden oluşuyor. Diğer bölüm bir hafta sonra okuyabilirsiniz.)

“Kızım uyurken birçok kez nefes alıp almadığını kontrol etmek için uyandım.”

Baba olacağınızı ilk duyduğunuzda ve baba olduğunuzda neler hissettiniz? Kaygılarınız, endişeleriniz oldu mu?  Erkekler bebek beklerken ne hisseder? 

Fizyolojik olarak bir değişim yaşamadığım için hep kurduğumuz hayallerle kendimi yavaş yavaş babalığa hazırladım. Hep çocuğumla yaşayacağım mutlu anları, ilklerimizi düşünürdüm. Gerçi hala gelecekte yapacağımız ilklerin hayallerini kurarım. Hepsi de öyle büyük ilkler değil ama. Mesela denize taş atmak, denizde taş kaydırmak, ufak bir su birikintisinde beraber zıplamak kadar basit ilkler de var aralarında. Dolu dolu yaşamak istiyorum kızımla ve eşimle. Birçok ilkler olsun, birçok deneyim olsun, hiç keşkemiz olmasın…

İlk duyduğumda içime sığdıramayacağım kadar mutluluk yaşadım tabi ki eşimle ve çocuğumla ilgili sağlık problemleri ile karşılaşır mıyım diye endişelenmenin dışında. Hemen paylaşma ihtiyacı hissettim ailemle. İçime sığmıyordu çünkü. Yaşadığım en büyük kaygı sağlık konusundaydı, diğer her şeyin çözümü var çünkü.

Babalık konusunda kendimi hazır hissettiğime inanıyordum. Bu konuda herhangi bir endişem olmadı. Doğayı kucağıma ilk aldığımda boynunu dahi tutamadığını fark ettiğimdeki şaşkınlığımı saymazsak…

Doğa doğduktan sonra o uyurken birçok kez nefes alıp almadığını kontrol etmek için uyandım. Gelişim belli bir seviyeye gelene kadar tamamen bize bağımlı olması çok yorucu oluyor tabi. Ama kendi başına yan tarafa dönmesi bile insanı o kadar mutlu ediyor ki uykusuzluk, yorgunluk yerini anında mutluluğa bırakıyor.

Çocuğum doğduktan sonra birçok hobimi askıya almam gerekeceğini ya da onlara daha az vakit ayırabileceğimi düşünüyordum.- Yanılmamışım da- ama hayatın farklı güzelliklerini de yaşayacağımı biliyordum. Çocuğumun büyümesi ile hobilerime yavaş yavaş vakit ayırabileceğimin de farkındaydım. Hatta bazı hobilerimi Doğa ile birlikte yapmak Doğa’dan öncesine kıyasla daha çok keyif veriyordu.

Bebekliği nasıl geçti Doğa’nın? Onunla ilgili gözlemlerinizi anlatabilir misiniz?

Genellikle mutlu ve huzurlu bir bebekti. Beslenmesi ile ilgili sıkıntılar yaşadık. 1 yaşından sonra yavaş yavaş beslenmesi düzene girdi. Kreş öncesinde çok girişken ve paylaşımcı bir çocuk değildi. Kreşle birlikte daha paylaşımcı daha girişken ve daha sosyal bir çocuk olduğunu gözlemlemeye başladık. Tabi bunda yaşının gelişimsel özellikleri de yadsınamaz.

Genellikle ilk girdiği ortamda bir süre gözlem yapar ve güven kazandıktan sonra ortamdaki kişiler ile iletişime geçmeye başlar.

“Doğa yalnız oyun oynamayı sevmez. Bizimle birlikte oynadığı oyunlardan çok daha fazla keyif alır.”

“Babamla Oynuyorum” kimin fikriydi?

Eşimin fikriydi. Doğa yalnız oyun oynamayı sevmez. Bizimle birlikte oynadığı oyunlardan çok daha fazla keyif alır. Biz de her zaman onunla oynamaktan çok keyif aldık. Doğa ile bebekliğinden beri oynadığımız oyunları, yaptığımız etkinliklerin hatıra olması için fotoğraflarını ve videolarını çektik. Eşim bir gün böyle bir hesap oluşturup hem Doğa’ya güzel bir hatıra bırakmayı hem de diğer ebeveynlerin de faydalanabileceği ve bizim onlardan fikir alabileceğimiz bir platform oluşturma fikriyle geldi.

Çocuklara öğretiyoruz ama en çok da onlardan öğreniyoruz galiba. İlk çocuk deneyiminiz ve Doğa size nasıl yansıdı? (Neler öğrendiniz ondan, kendinizle, babalığınızla, çocukluğunuzla ilgili… )

  • Sabır
  • Küçük şeylerden mutlu olmayı
  • İçimizdeki çocuğu ortaya çıkardı
  • Ayrıntılardaki güzellikleri keşfetmeye başladım
  • Çevreye daha çok dikkat etmeye başladım
  • Empati kurma yeteneğimi güçlendirdi.
  • Babalığımla ilgili olarak benimle geçirdiği vakitlerin onun için ne kadar önemli olduğunu fark ettikten sonra ne kadar yorgun olsam da onunla kaliteli vakit geçirmeye başladım ve ne kadar eğlendiğimin farkına vardım.
  • Çocukken dünyaya baktığım çerçeveden tekrar bakabilmeye başladım.

Eşiniz de siz de öğretmensiniz. Tam zamanlı mı çalışıyorsunuz? Doğa ile sizin dışınızda ilgilenen birileri var mı? Destek alıyor musunuz?

Eşim Doğa 10 aylık iken işine geri döndü. 2 yaşına kadar bizim evimizde babaanne ve anneanne desteği ile büyüdü. 2 yaşında da kreşe başladı. Eşim ise Doğa okuldan gelmeden önce işten gelmiş oluyor.

Ben okul değiştirene kadar (Şubat 2018’e kadar) Doğa okuldan gelmeden önce evde oluyordum. Fakat yeni okulumda öğlenci olduğum için akşam yemeği vaktinde evde oluyorum. Doğa uyuyana kadar birlikte vakit geçiriyoruz.

Anneanne, babaanne, dede ile de zaman geçiriyor mu? İlişkileri nasıl?

Evet. Onlarla vakit geçirmeyi çok seviyor ve sık sık beraber olmak istiyor.

 “Kızımla iletişimimdeki en büyük payın babamla olan ilişkim olduğuna inanıyorum.”

Babanızla ilişkileriniz nasıldı? Siz de babanızla oyun oynar mıydınız? Daha çok nasıl oyunlar oynardınız?  Ya da babanız da evde çocukla iletişim konusunda sizin kadar hevesli miydi?

Kızımla iletişimimdeki en büyük payın babamla olan ilişkim olduğuna inanıyorum. Çocukken aile içinde kendimi değerli hissettirilmem, kendi aile ilişkime de yansıdı.

En büyük şanslarından biri de babam ve annemdi. Hem mutlu bir ailede büyümemi sağladılar hem de bana bütün hayatları boyunca model oldular. Bandura’nın sosyal öğrenme kuramında olduğu gibi insan aslında sosyal bir ortamda, 2 veya daha fazla kişinin olduğu herhangi bir yerde sürekli bir öğrenme halindedir. Benim de şansım benimle, annemle ve etrafımızdakilerle çok iyi anlaşan, herkese saygılı, benimle çok ilgilenen bir babaya sahip olmaktı.

Evet, babamla oyunlar oynardık. Hareketli bir çocukluğum olduğu için daha çok enerjimi harcayabileceğim aktiviteler yapardık. Özellikle dış mekân aktiviteleri ve sportif aktiviteler yapardık.

Devam edecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Lütfen yazıyı paylaşın | Bilgi paylaştıkça çoğalır, paylaşmak değer katar...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here