Jonathan; konuşan bir martıdır, filozoftur, yaşam dersleri verir, gelişime inanır, özgürlüğün temsilcisidir.
Yazılara Abone Olun:
E-Dergi & Son Sayı
Geçmiş Sayılar

Geçmiş sayılarımızı aşağıdaki bağlantılardan indirebilir veya okuyabilirsiniz.
OKU Veya  İNDİR
Twitter’da
Archives

Aylık arşiv: Mayıs 2011

Astroloji Ajandası – Mayıs

Mayıs ayı, astrolojik açıdan oldukça öne çıkıyor. Sıcak bir yazın habercisi olarak hayatımıza giren olaylara dikkat çekmekte…

Mayıs ayı, astrolojik açıdan oldukça öne çıkıyor. Sıcak bir yazın habercisi olarak hayatımıza giren olaylara dikkat çekmekte… Etrafınızda, sizin dünyanızda neler oluyorsa, olayları yakalayıp büyümeden müdahale etme fırsatlarını iyi değerlendirmelisiniz. Zira Haziran ve Temmuz’daki tutulmalar olayları dramatik hale getirebilir.

3 Mayıs sabahı doğan Yeniay’la beraber olayların ilk ipuçlarını yakalayabilirsiniz. Sabitliğin, kalıcılığın, dünyevi değerlerin sembolü olan Boğa burcunda doğan Ay, güven ihtiyacımızın artacağını vurgulamakta. Ay’ın son haftasında kadar şartların değişmesini değil, stabil kalmasını isteyebilirsiniz, gelişen olaylarla huzursuzlaşabilirsiniz. En iyisi bunun bir süreç olduğunu kabul edip, soğukkanlı olmak, ama gelişen olaylara uygun sağlamaktır. İnatçılıktan uzak, sağduyuya yakın…

Bu ay, en çok Boğa ve yükseleni Boğa onların etkilediği gibi, sırasıyla Akrep ve yükselen Akrep’ler, Kova ve yükselen Kova’lar, Aslan ve yükselen Aslan’lar da etki altındalar. Tabii ki horoskoplarında yani kişisel doğum haritalarında diğer gezegenleri Boğa’da olanlar…

10 Mayıs yakınlarında daha net olaylar ortaya çıkacaktır. Mücadele etmeniz gereken konulara, ilişkilerinizdeki çetrefilli durumlara “bana ne anlatılıyor” şeklinde yaklaşmanız, sorunları bulmanıza ve çözümlere yaklaşmanıza destek olacaktır.

Ancak 11 Mayıs’tan başlayarak motive olmakta, sorunların üstüne gitmekte zorluklarla karşılaşabiliriz. Enerjimizi, öfkemizi kontrol etmekte zorlanabiliriz. “Ya sabır” derken, birden olmadık şekilde patlayabiliriz. Önerim, bu kadar yoğun etkilerle, enerjimizi başka bir yere akıtmamız, özellikle doğada, yeşillikler arasındaki yürüyüşler oldukça yararlı olacaktır. Ayağımızı toprağa basmak bile elektriğimizi atmamıza yardımcı olur. Havalarında güzelleştiğini düşünürsek, sonradan “keşke” dememek için, küçücük fırsatları bile iyi değerlendirmeli!

17 Mayıs’ta yaşanacak Dolunay öncesi ve sonrası birkaç gün, bütün gergin enerjinin ortalıkta dolaşacağını anlatmakta. Hem Kurtadam ve Kurtkadın olmamak için kendinizi kontrol edin, hem de dişleri sivrilmeye başlayanların yanından hemen uzaklaşın. Zira bu Dolunay’a sadece gezegenler değil, malefik sabit yıldızlarda eşlik ediyor. Ama bu enerjiyi kendinizi arındırmaya, korkularınızla yüzleşmeye ayırır, içinize dönerseniz, yıllanmış pek çok yükten de kurtulabilirsiniz. Hatta toplumsal kirlenmişliğimizin size düşen payından!

Dolunay sonrası, ay sonuna kadar ki süreçte gökyüzün enerjileri azalacağına daha da yükselmekte… Sert gezegen açıları, yıldızlar işbaşında. Yani sorunları çözmemiz için ısrar ediyorlar. O yüzden olaylarla, etrafla tartışmak yerine, “bu boşluğu nasıl yarattım da karşıma bu olaylar çıktı” şeklinde düşünmeliyiz. Hem kendimize, hem de karşımızdakine kızmadan, öfke durmadan, anlamaya çalışarak…

24 Mayıs yakınlarında, ay içinde yaşadığımız zorlukların küçük bir sınavı daha olabilir. Aslında bu edindiğimiz tecrübeleri uygulama fırsatıdır. Yeni bakış açımızı, duruşumuzu, düşüncemizi deneme fırsatı… Biz değişmeden, bir şeylerin değişmediğini gösterircesine!

Mayıs ayı daha bitmeden yeni bir süreç etkilerini göstermeye başlayacak. Zira Haziran ayıyla beraber tutulmalar mevsimi başlıyor; 1 Haziran, 15 Haziran ve 1 Temmuz’da… Hem daha önemli olayların gündeme geleceği, hem de etkisinin sene boyunca devam edeceği olaylara gebeyiz.

O yüzden Mayıs ayının tüm nimetlerinden pozitif anlamda yararlanmalı, gezegenler bizim gücümüzü bize zorla hatırlatmadan önce, sızlanmak yerine, ayağa kalkıp sorumluluk almalıyız. Gökyüzü bunları söylerken…
Unutmayalım ki, yıldızlar sadece karanlık geceleri aydınlatmıyor!

Esenliklerle…

Asude Argun

 

 

Büyü Dükkanı Sakinleri

Hem başarılı bir klinik psikolog hem de başarılı bir yazar Yeşim Türköz’le, her iki mesleğini ve kitaplarını konuştuk. Bu ay sizlerle paylaşmak istediğim sadece bir kitap değil, üç kitap ve onların yazarı; başarılı bir klinik psikoloğu olan Yeşim Türköz. Yazarın ilk kitabı olan Büyü Dükkanı’nı duymayan yoktur sanıyorum. O kitap bir fenomen gibi dilden dile, gönülden gönüle aktarılmıştır çünkü. Arkadaşlarımıza zor zamanlarında hediye edilmek üzere her zaman kitaplığımızda fazladan bir tane bulundurulmuştur. Yangında ilk kurtarılacaklar arasına alınmıştır.

“Hayatta en çok istediğiniz şey, hayattan alabileceğiniz en iyi şey midir?”

Okumaya devam et

Ayna: Kendini Tanımanın Yolu

Ayna, kendini bilmenin, kendini yargılayabilmenin en özgün ve en güzel anlatımıdır.  Ayna karşısındaki insanın şaşkınlığı aslında durgun suda kendini gören çoban Narkisos’un hikayesi ile başlar.  Biliciliğin sembolü olan ayna aynı zamanda görünmeyen gücün de sembolü sayılır.  İmgelere kapılmadan gerçeği görebilmenin simgesidir.

ayna3

Okumaya devam et

“Geleceği Tasarlamak”

Geleceğimizin mimarı olmak

Gelecek, 10 sene sonra bizi bekleyen sabit bir şey değildir. Sürekli değişken, dinamiktir ve şu an yaptığımız hareketlerden meydana gelir. En basit anlatımla, bu cümleleri okuduğunuz saniye itibariyle geleceğinizde yaşıyorsunuz. Geleceği/nizi planlamak farkına vardığınız an itibariyle başlar. Yani, şu an 5 dakika öncenin geleceğindeyiz. Bu cümleleri yazmaya başlamadan önce bu yazı bir fikirdi, tasarlamaya başladım ve yazmaya karar verdim, yazarak eyleme geçirdim ve yazının geleceği üzerine sürekli düzeltme yapıyorum. Geleceği planlamak da aynı bu şekilde gerçekleşiyor.

Belki bunu birçoğumuz biliyordur ama bilmek yetmiyor, fark etmek önemli. Farkına vardığınız an itibariyle her hareketinizi, nereye doğru yönlendiğinizi sorgulamaya başlıyor ve şimdiye kadar yaptıklarınızdan memnunsanız daha iyisini yapabileceğinizi fark ediyorsunuz. Belki de kafanızdaki hedeften çok uzakta, yanlış hamleler yaptığınızı fark ediyorsunuz. Anlam çağında yaşadığımızı kabul ediyorsak, çevremizde gelişen durumlara sadece bakıp geçemeyiz. Eğer yaptığımız eylemlerin farkına varmadan yaşamaya devam edersek; mutsuz bireyler, düzensiz toplum, kirletilmiş bir dünya bizim eserimiz olacaktır. Bu sebeple olumlu gelecek tasarımı için Fütursuz olmayalım Fütürist olalım.

Okumaya devam et

Çocuktum, Hala Büyüyorum

Çocukken büyümeyi düşlemek büyüleyicidir. Ben hep annemin topuklu ayakkabılarını giyerdim örneğin. Topuklu ayakkabılar bir semboldü ilerlediğim yolda. Yıllar geçtikçe ayak numaramın anneminkini geçmesi de yıldırmadı ayna karşısı provaları. Büyümenin şekilsel cazibesi gerisini de hiç düşündürmedi doğrusu; nerede, nasıl giyilecekti bu yüksek ökçeler, aklımın ucundan geçmedi.

Okumaya devam et

Neden Hata Yapıyoruz?

Daha uzun süre eğitim alıyor, daha çok uzmanlaşıyor, daha fazla akıllanıyoruz, deneyim kazanıyoruz, daha ileri teknoloji kullanıyoruz ama yine de hata yapıyoruz… Neden?

San Fransisco’da cadılar bayramı gecesi hastanenin acil servisine kesici aletle yaralanmış, kanamalı bir hasta gelir. Kıyafet balosu şeklindeki partiden oldukça alkollü halde getirilen doksan kilo civarındaki tıknaz adam, sürekli mırıldanmaktadır. Ancak söyledikleri anlaşılmaz ve sarhoşluğuna verilir. Doktorlar üstündeki giysileri keserek, tüm kontrolleri yaparlar. Adamın yağlı karın bölgesinde sadece beş santimlik kırmızı bir kesik vardır ve buradan sarı doku sıvısı akmaktadır. Anlaşılan sadece yağ katmanları kesilmiştir. Telaşlanacak bir şey ve acil bir yara olmadığına karar verirler. Dikiş atmak için ameliyathaneye yollarlar.

Okumaya devam et

Deniz İlbaylı: “İşimiz Ucu Bucağı Görünmeyen Bir Okyanusta Yolculuk Yapmak Gibi”

Proje mühendisi Deniz İlbaylı bardaktan uçağa, cep telefonundan otomobile kadar hayatımızı donatan tüm bu unsurların üretiminin hızlanması, daha kaliteli ve ucuza üretilmesi için çalışıyor.

Yaptığınız işi kısaca tanımlar mısınız?
Proje mühendisi olarak çalışan bir makine mühendisiyim. Okumaya devam et